Anasayfa > Sayı 54 > Pozitivizm nedir?
Auguste Comte kimdir?
Pozitivizm nedir?

Fransız Devrimi sonrası süreç, Avrupa'da bir alt-üst oluşlar, ayaklanmalar, devrimler sürecidir. Devrim sürecinde aktif rol oynayan işçiler, hakları için mücadeleye devam eder. Bu durum o dönemde, bir anarşi ve düzensizlik olarak algılanır. Olaylara burjuvazinin bakış açısından yaklaşan Auguste Comte böylesi bir toplumsal ortamda düşüncelerini oluşturur. Pozitivizm, Aydınlanmanın eleştirel düşüncelerine ve felsefelerine karşı bir düşünce akımı olarak doğdu. Kendi düzenini korumak isteyen burjuva sistemi, "bilim" kılığına bürünerek gerçekliği ve toplumu sorgulayan eleştirel düşüncelere karşı ideolojik savaşım başlattı. Aristokrasiye karşı mücadelede olumlu bir rol oynayan pozitivizm, daha sonra toplumsal gerçekliği eleştiren felsefelere karşı bir saldırı olarak şekillendi.

Yener Orkunoğlu
[Tüm yazıları]

Marksizm'e karşı yöneltilmiş eleştirilerden biri, Marksizm'in kendisini pozitivizmden kurtaramadığı şeklindedir. Pozitivizm gerek 19. yüzyılın gerekse 20. yüzyılın en etkili felsefi sistemlerinden birisi olmuştur. Dolayısıyla Marksizm ile pozitivizm arasındaki farklı yanları özel olarak da Comte pozitivizmi ile Marx'ın düşünceleri arasındaki farkı ortaya çıkarmak önem kazanmaktadır.
II. Enternasyonalin evrimci ve pozitivist anlayışı Marksizm'e karşı böylesi bir eleştiri için zemin oluşturmuştur. Burada Marx ve Marksizm'i birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü Marx'ın görüşleri ile yaygın Marksizm'in görüşleri arasında farklılıklar var.
Marx'ın görüşleri ile pozitivizmin görüşleri arasındaki farklılıkları görmek için pozitivizme kısa bir göz atmak gerekir. Önce pozitivizmin kurucularından biri olan Auguste Comte'un yaşamına göz atalım.

Auguste Comte'un yaşamı
Pozitivizmin epistemolojik öncüsü Hume'dur (1711-1776). Ama pozitivizmin ve sosyolojinin kurucusu Auguste Comte'dur. 1798 yılında doğan Auguste Comte, çocukluğunu I. Napolyon, döneminde, gençliğini de restorasyon döneminde geçirir. 1817 yılında Saint-Simon'un sekreteri olarak çalışmaya başlar. Aydınlanma filozoflarının "özgürlük" "eşitlik" vaatlerinin yerine gelmediğini gören Saint-Simon hayal kırıklığı yaşar. Çünkü Saint-Simon toplumda yeni bir sınıflaşmanın yaşandığını görüyordu. Gerçi devrim, feodal ayrıcalıkları ve hiyerarşiyi yok etmişti. Ama şimdi toplum çalışanlar ve asalaklar olarak yeniden ikiye bölünmüş, eski feodal ayrıcalıkların yerine başka ayrıcalıklar (servet farklılığı vb.) gündeme gelmişti. Devrim öncesi, tüm ayrıcalıklara karşı olduğunu söyleyen sınıf, devrimden sonra yeni sınıf ayrıcalıklarını koruyordu. Bu nedenle Fransız Devrimi sonrası ortaya çıkan burjuva toplumu, sosyal sorunları da birlikte getirmiştir.
Bu durumu gözleyen Saint-Simon (1) burjuva toplumunun us dışı ve adaletsiz olduğunu söyler. "Benim girişimimin doğrudan hedefi, el gücünden başka varlık aracı olmayan sınıfın kaderini mümkün olduğu kadar düzeltmektir" (2) diyerek, işçi sınıfının kaderini düzeltmeye yönelik toplumsal reformlar düşünür.
Saint-Simon ile Comte arasında bir kopuş yaşanır. Bu kopuşun nedenleri konusunda literatürde farklı görüşler var. Kimine göre, Saint-Simon, Comte ile beraber yazdıkları yazıyı kendi adına yayınladığı için kopuş yaşanmıştır. Kopuşu, kişisel nedenlere dayandırmanın inandırıcılığı yoktur. Kopuşun nedeni, siyasal görüş farklılıklarıdır. Hayal kırıklığına uğrayan Saint-Simon, düzene karşıdır ve proletaryanın sınıf kaderini düzeltmek için proletaryaya seslenir. Restorasyon döneminin düşünürü olan Comte ise, burjuva düzeni koruyacak bir politikadan yanadır. Comte, Saint-Simon'u "dolaysız bir kitleye daha canlı bir kışkırtma" yapmakla suçlar. Comte'a göre, Saint-Simon, "doktrinleri tamamlanmadan kurumları değiştirmek" peşinde koşarak pratik önermelere atılmıştır.
Comte, Simon'a hiçbir şey borçlu olmadığını söyler. Hatta eski hocasını, "yoldan çıkmış hokkabaz", "zincirinden boşalmış şarlatan" olarak suçlar. Saint-Simon ile beraber olduğu dönemde yazdığı yazılarına mesafeli davranır.
18. yüzyılda bugünkü anlamı ile bir sosyoloji yoktur. Çünkü "sivil toplum"un ortaya çıkması burjuva devriminden sonra belirginleşir. Sosyoloji sözcüğü ilk kez Comte tarafından kullanılır. Saint-Simon'dan ayrıldıktan sonra, onun düşüncelerine başka bir içerik verir. Comte, sanayicilerin yeni toplumun efendisi olması gerektiğini ileri sürer. Başka görüşlerin etkisinde kalmamak için, Vico, Kant, Hegel ve Herder gibi düşünürlerin kitaplarını okumaktan kaçındığını yazar (3).
Comte, ünlü düşünür John Stuart Mill ile de dostça ilişkiler içindeydi. Yaşamının son yıllarında Pozitiv Felsefe adlı eserinde dile getirdiği görüşlerden uzaklaşır. Dine yönelir, "İnsanlık Dini" yaratmaya çalışır. "İnsan ilişkilerinin ilahi bir Tanrı tarafından yönetildiğini" ileri süren Katolik din adamı Bossuet'i "büyük Bossuet" olarak över (4). Dinle uzlaşma yollarını arar, toplumsal düzenin oturabilmesi için dine sığınır. Comte'a göre "toplum biliminden", "toplumsal düzene" geçmek için, kilise örgütleri, şölenler, kutsama ayinleri göreve çağrılmalıdır. Ona göre dinsel pozitivizm olmadan, yalnızca pozitiv (...)

Yazının tamamını okumak için oturum açmanız gerekmektedir...
E-abone olarak Bilim ve Gelecek'in tamamına online erişmek için lütfen tıklayınız


Kargo Hizmeti
100 TL'ye kadar alışverişlerinizde kargo ücreti 5 TL. 100 TL ve üstü alışverişlerde için kargo ücretsiz...
Bilim ve Gelecek Kitaplığı

50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem 50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem
ed. Alâeddin Şenel
Sepete Ekle Tümünü Göster
Eski sayılarımızı alabilirsiniz Tümünü Göster
cilt
Ciltlerimizi edinebilirsiniz 9. cilt çıktı!
Duyurular