HHÇ site için ilan 2

Algı ve beyin sabit değil, ritmik olarak işliyor

Algı -ritim

Görsel açıklaması: Bir sahneyi incelerken, bütün parçalar eşit önemde değildir: Bazıları diğerlerinden daha fazla ilgi görür ve işlenmeleri önceliklidir. Bu,  sınırlı bilişsel kaynakları bütün mekân boyunca seyreltmek yerine belirli ilgi maddelerine yoğunlaştırmak için etkili bir stratejidir. © sianstock / Fotolia

Yalnızca gözlerimiz değil kulağımız da bazen yanılabiliyor. İnsan algısının genelde salınımlara ya da tek tek ritmik “vuruşlara” dayalı olduğunu gösteren çalışmanın sonucu bu. Bilinçli olarak yaşadığımız deneyimler bize sürekli gibi gelse de, araştırmaya göre algı ve dikkat doğada ritmik olarak işliyor.

İtalyan ve Avustralyalı biliminsanlarının ortak çalışmasına göre, yalnızca gözlerimiz değil kulaklarımız da bizi yanıltabiliyor. Yeni verilere göre, insan algısının geneli, salınımlar veya “ritmik vuruşlar” üzerine kurulu.

Bu yeni keşif, insan davranışlarını, karar alma mekanizmalarını ve çevre insan ilişikilerini yorumlama biçimimizi de değiştirecek nitelikte.

Araştırmanın temel bulguları ise şu şekilde: 1) İşitsel algılar zaman içerisinde dalgalanmalar gösteriyor ve “daha iyi duyan” kulağımız periyodik olarak değişiyor; ki bu da çevremizdeki olayların yerini tespit etmek için önemli. 2) İşitsel bilgiye dayalı kararlar da periyodik değişimler gösteriyor. 3) Salınım ve dalgalanmalar yalnızca görme duyusuna has değil, algının genel yapısından kaynaklanıyor.

İtalyan ve Avustralyalı biliminsanlarının işbirliğiyle hayata geçirilen çalışmaya Sidney Üniversitesi’nin Tıp ve Psikoloji Bölümleri’nden Prof. David Alais, Johahn Leung ve Tam Ho; Florence Üniversitesi’nin Nöroloji Bölümü’nden Prof. David Burr ve Pisa Üniversitesi’nin uygulamalı tıp altdalından Maria Concetta da katıldı.

Basit bir deneyle zayıf (düşük desibelli) sesleri sürekli olarak değil, belli bir süreç içerisinde periyodik dalgalar halinde algıladığımızı gösterdiler.

Son birkaç yıldır görmenin periyodik aralıklarla gerçekleştiği biliniyordu, ancak bu araştırmanın sonucunda, ilk kezi işitmenin de benzer bir süreçten geçtiği tespit edilmiş oldu.

“Elimizdeki bulgulara göre işitsel algının da her dalga gibi tepe ve çukur noktaları var. Bu da algının pasiften çok döngüsel aktif bir anlama süreci oluşunu destekliyor” diyor Sidney Üniversitesi’nden Prof. Alais. “Bir süredir duyuların sabit değil de döngüsel, yani ritmik fonksiyonlarla işlediklerini tahmin ediyorduk, bu bulgular da teorimizi destekliyor.”

İşitsel algının sıklığı saniye başına yaklaşık altı dalgaya denk geliyor. Bu bize hızlı görünse de nörolojik olarak aslında yavaş kalıyor; özellikle beyin dalgalarının salınımının saniyede 100’e  kadar çıkabildiği göz önünde bulundurulursa.

Çalışma sırasında iki kulak arasında başka bir salınımı, hatta “paslaşmayı” da ortaya çıkardı: Önce bir taraftaki kulağımız daha iyi duyuyor, sonra diğeri. Bu değişim çok hızlı gerçekleştiği için normalde fark etmesek de, çok hassas zamanlamalı deneylerle ortaya çıkarılabiliyor.

Peki beynimizin bilgileri neden kesintisiz değil de ritmik aralıklarla toplaması gerekiyor? Bu konuda birçok teori olsa da içlerinde en popüler olan ve bu çalışmanın yazarlarının da desteklediği düşünce, beynin bu aralıklarda nöral aktiviteyi bir anda arttırarak “dikkat etme” eylemini gerçekleştirdiği yönünde.

“Beyin oldukça karmaşık bir “makine” diyebiliriz; onu yavaş yavaş anlamaya başlıyor olmamız da bilimin ne kadar ilerlediğinin bir göstergesi. Tabii ki, bundan, hâlâ beyin hakkında bilmediğimiz çok fazla şey olduğunu da çıkarabiliriz” diyerek bitiriyor Prof. Alais. “Bundan on yıl önce, kimse çevremizi eski titrek, bir kararıp bir aydınlanan filmlerdeki gibi algıladığımızı düşünmezdi.”

Şimdilik bu araştırma tek bir şeyi kesin olarak gösteriyor: Duyusal algılarımız yanıp sönen bir ışık ya da yükselip alçalan bir dalga gibi periyodik salınımlara dayanıyor.

Ritmik beyin nasıl işliyor? Bir kesiti incelediğimizde her bölümünü eşit derecede önemli bulmayız; bir kısmı daha önemlidir dolayısıyla beynimiz bu bilgileri işlemeye öncelik verir. Bu düşünce gücümüzü, geniş bir spektrumdaki her konuyu yüzeysel olarak algılamaktansa ilgimizi çeken konulara yoğunlaşmakta kullanmamız için etkili bir stratejidir. Benzer şekilde, dikkatin anlık dalgalar halinde yoğunlaşması da uzun süre içinde orta seviyede odaklanmaktan daha işe yarar sonuçlar verecektir. Dikkatin “anlık” ya da periyodik yükselişlerle gerçekleşmesi, normal zaman noktalarında ilişkili bilgileri bir araya bağlar ve diğer anlarda da, yeniden bir araya getirilen bilgiler arasında yeni gruplamalar yapılmasına izin verir.

 

Çeviren: Defne Saraç

ODTÜ Kimya Bölümü

 

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2017/11/171116172505.htm

 

 

502824b

Orta Çağ, Hıristiyanlığın karanlık çağı, İslamiyet’in altın çağıydı. Avrupa, İslam uygarlığından birçok şey aldı. Hatta denebilir ki, Modern Batı’nın temelinde […]

kapak_islam_ortacaginda_felsefe

Ortaçağ İslam Kültüründe Felsefe: Akımlar, Filozoflar ve Temel Sorunlar, Ortaçağ İslam kültüründe felsefenin serüvenini ele alıyor. Bu bakımdan, öncelikle, Ortadoğu’nun […]

Bilimin Öncüleri

Cemal Yıldırım

kapak_bilimin onculeri5

Onlar, insanlığın gerçeği arayışında, düşüncesinin önündeki engelleri yıkıp geçtiler. Onlar, insanlığın evreni ve doğayo algılayışını kökten değiştirdiler. Onlar evrenin sırlarına […]

Marksizmin Başyapıtları

Derleme

+Marksizmin Başyapıtları kapak

Bu kitap bir tarih çalışması değil. Çünkü Marx’ın kuramı henüz tarihteki yerini almış, miadını doldurmuş, artık esin kaynağı olmaktan çıkmış […]