HHÇ site için ilan 2

“Aşiret” ne anlatır?

aşiret

Dr. Ahmet Kerim Gültekin  

Alan çalışması süresince ikamet ettiğim Bedar’da (Siirt ili Pervari ilçesine bağlı, Türkçeleştirilen ismi Beğendik olan belde) akrabalık, soy terimleri ile bu temelde kan bağına dayalı ve fakat son derece değişken durumdaki ekonomik, sosyal ve siyasal ittifakları tanımlayan kavramlardan sırasıyla (en alt birimden en üst tanıma kadar) “hane < mal < babik < aşiret” tespit ettiğimi söyleyebilirim.

 Şimdilik iki ayda bir yayınlanacak bu bölümün yazarı etnolog Dr. Ahmet Kerim Gültekin, KHK’yla ihraç edilmeden önce Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde -Dersim- antropoloji dersleri veriyordu. Yazı içindeki fotoğraflar, Gültekin’in bir alan araştırması sırasında, Siirt-Pervari’de Bedar beldesinde yaşayan Adiyan ve Şakiran aşiretlerine ait yaylalarda çekilmiştir. 

 

Aşiret, Türkiye’de yaygın kullanıma sahip kavramlardandır. Popüler kültürden edebiyata, siyasetten akademiye dek pek çok boyutuyla ve kullanım çeşitliliğiyle mutlaka karşılaşırız. Gündelik hayatımızda ise genellikle pre-modern insanın yaşayışını, duyuşunu, düşünüşünü imgeleyen bir içerik kazanmıştır diyebiliriz. Kentlilik karşısında köylülük, yerleşiklik karşısında göçerlik, kapitalizm karşısında feodalizm, uygarlık karşısında geri kalmışlık gibi pek çok zıt anlamlılık kategorileriyle yüklüdür.

Kavramın hayatımızdaki canlı etkisi, kuşkusuz onu var eden toplumsal ilişkilerin ve toplumun ortak aklındaki imgelerin yaslandığı gerçekliğin canlılığıdır. Türkiye’nin uzun ve sancılı süreçlere yaslanan (ve hâlihazırda devam eden) kapitalistleşme ve dünya kapitalist sistemine dâhil olma macerası, kavramın içerisinden çıktığı toplumsal ilişkilerin de çeşitli uyarlanma stratejileriyle hayata tutunmasını sağlamış görünmektedir. Aşiret yahut (bir başka boyutuyla) akrabalık ilişkileri, örneğin, kentleşme dinamiklerinin hız kazandığı dönemlerde pek çok insanın yaslandığı önemli ekonomik, sosyal ve siyasal var olma stratejisi, yani ilişkiler ağı olarak işlev görmüştür. Türkiye, kapitalist dünya sistemine sömürgeci ilişkilerle eklemlen(diril)meye devam ettiği için de tam anlamıyla çözülmemiştir. Kökleri aşiret gibi binlerce yıllık kültürel birikime yaslanan ilişki biçimleri farklı görünümleriyle hâlâ yaşamaktadır. Elbette bu noktada Türkiye hâkim sınıflarının modernizm öncesi ideolojileri kuvvetle toplumsal ilişkilere ve düzene dayattıklarını da hatırlamak gereklidir. Çünkü bu ideolojik-politik saldırının önemli araçlarından birisi de feodal toplumsal kavramların ve kategorilerin gündelik yaşamda bir tür “güncellemeyle” dolaşıma sokulmasıdır. Tıpkı bir dönem Türkiye popüler kültüründe hâkim olan “aşiret dizileri” örneğinde olduğu gibi… Silahlı adamları, takım elbiseleri, yalıları, zenginlikleri, eşleri, metresleri ve “cherokee jeep”yle aşiret ağalarının prestij, güç ve siyaset kavgalarının dramatize edildiği öyküleri hatırlayalım. Böylelikle modernizm öncesine ait pek çok ilişki ve düşünüş biçimi, kültürel dönüşüme uğramakla birlikte yaslandıkları ekonomik, sosyal temeller değişse de ideolojik işlevleriyle gündelik hayatın içerisinde yaşayabilmektedir.

Aşiretin sahip olduğu en önemli boyutun “akrabalık” tipi ilişki sistemleri üzerine oturduğunu hemen söylemeliyiz. Daha doğru bir deyişle, toplumsal örgütlenme biçimleri arasında kurgusal temelli ilişki sistemlerinin sınıflamasında son derece önemli ve tartışmalı bir kavramdır. Esas açıklayıcı rolü ise göçer, yarı-göçer yahut yerleşik hayvancı veyahut tarımcı geniş toplulukların iktisadi ve siyasi ittifaklarındaki çözümleyici, sınıflayıcı özellikleridir. Bu yolla bilhassa Batı antropolojisi, kendi dışında kalan “ilkel” ve “geleneksel” toplumları anlamaya çalışmıştır diyebiliriz.

Bu bakımdan Türkiye akademisinde de konuyla ilgili araştırmalar ve tartışmalar Cumhuriyet öncesine dek geri götürülebilirse de (Batı literatürünün hâkim etkisiyle birlikte düşünürsek) “klan”, “tribü”, “kabile”, “soy”, “budun”, “sülale”, “nesep”, “oba”, “tayfa” vb. gibi pek çok tanımın akrabalık temelli ekonomik, sosyal, dinsel ve siyasal ilişki yahut ittifak türleri olarak aşiret kavramıyla kıyaslanarak sınıflandırıldıkları görülür. Ayrıca şu da vurgulanmalıdır ki Türkiye’de söz konusu tartışmalar genellikle yerleşik olmayan topluluklar nezdinde kaleme alınmışsa da “Türkmen”, “Koçer”, “Abdal” gibi adlandırmalar altında sıklıkla Türkçe konuşan topluluklar kastedilmiştir.

Ne ki aşiret günümüzde özel olarak Kürtçe konuşan toplulukları işaret eder niteliktedir diyebiliriz. Aşiretin bugün “Doğulu” bir imgeleme sahip olduğu belirgindir. Bu makalede, ilgili kavramlara da değinerek, Türkiye örneğinde Kürtçe konuşan topluluklar bağlamında akademik düzlemde nasıl tartışıldığını, kendi alan araştırmamdan örneklerle de değerlendirmeye gayret edeceğim.

 

Tanımlar ve kimi tartışmalar

Farklı lehçe veya yerel ağız kullanıyor olsalar da ortak bir dil konuşan, benzer kültür özellikleri gösteren, kan-bağı esasının geçerli olduğu, aynı ortak atadan geldiklerine inanan, ekonomik, sosyal ve siyasal birliktelikler oluşturmuş iki veya daha fazla alt soy grubunun yan yana geldiği toplumsal organizasyonlara, özelde antropoloji genelde ise sosyal bilimler literatürü içerisinde “aşiret” tipi toplumsal örgütlenme modeli denilmektedir (Aydın ve Emiroğlu, 2003: 77).

Ortadoğu’da, konuştukları diller ve dinsel inanmalar bakımından birbirlerinden farklılıklar gösteren en büyük etno-kültürel topluluklardan Kürtlerle ilgili yapılan hemen tüm çalışmalarda, hâkim toplumsal örgütlenme biçimi olarak aşiretler işaret edilmiştir. Aşiretlerin modelleri, alt birimleri, işlevleri ve sosyal değişme içerisindeki rolleri çok boyutlu çalışılmıştır. Bu bakımdan Kürt topluluklar arasında gerçekleştirilen alan çalışmalarından ve analizlerin kuramsal çeşitliliğinden kaynaklı olarak “aşiret” kavramı üzerine epey farklı değerlendirmeler vardır.

Söz konusu çeşitliliğin önemli sebeplerinden birisi Batılı sosyal bilimcilerin kullandıkları kavramların, Türkçede kullanılan kavramlarla olan zıt anlamlılığı olduğu düşünülebilir. Örneğin Türkçede kullanılan ve Arapça kökenli olan “aşiret” ve “kabile” terimleri, bir üst ekonomik, sosyal ve siyasal organizasyon olarak aşireti ve bunu oluşturan alt soy gruplarını tanımlamaktadır. Ancak İngilizce olan “tribe”, Türkçedeki “aşiret” kavramına denk düşerken, Arapçadaki “kabile” anlamına denk gelmektedir. “Tribe”ın bir alt örgütlenme kategorisi olan “sub-tribe” ise Türkçede “kabile” anlamındayken Arapçada “aşiret” anlamına gelmektedir (Aydın ve Emiroğlu, 2003: 78). Anglosakson dünyada antropoloji, sömürge ülkeleriyle olan irtibatını “ilkel” ve “geleneksel” toplum modelleri olarak kategorize ettiğinden ve onları da bir yandan kendi içlerinde örgütlenme derecelerine göre sınıflandırıp bir yandan da evrensel bir kültürel evrim şeması izah edebilmek için benzer kategorilerde değerlendirdiğinden ötürü, Türkiye’nin dâhil olduğu Batı Asya toplulukları için de aynı kavramlar kullanılagelmiştir. Bu da yerel kültürel gerçeklere çok uygun düşmemekte, açıklayıcı olamamaktadır. Bir başka benzer örnek ise Batılı antropologların çoğunlukla Kuzey Amerika ve Afrika çalışmaları bağlamında kullandıkları ve “aşiret” kavramıyla da eşdeğer kullanılabilen ancak Ortadoğu’daki toplulukların iktisadi, sosyal ve siyasal birlikteliklerini açıklamada yetersiz kaldığı gözlemlenen bir diğer kavram olarak “klan”dır (Haviland, 2002: 328-341).

Tartışmaların ve farklı kavramlaştırmaların, Kürt topluluklar üzerine çalışan batılı sosyal bilimciler cephesinde ve yerli araştırmacılar arasında günümüzde de sürdürüldüğü bilinmektedir.

Devamını okumak için…

E-Abone

E-Dergi

Evrim Kuramının Dayanılmaz Bilimselliği

Yaman Örs

460798b

Evrim Düşmanlığı Bilim Düşmanlığıdır; Bu ise, Gerçek Düşmanlığı… Prof. Dr. Yaman Örs, ülkemizde evrim kuramına yönelik gerici saldırılara karşı mücadelenin […]

ot_kapak

Sosyal Sınıflar, Kültürler ve 13. yüzyıl Anadolu Devrimi, 13. yüzyıl Anadolu’sunda örgütlü olarak kulluktan kurtulma sürecini başlatmış olan insanlığın serüvenidir. […]

50 Soruda Yaşamın Tarihi

Deniz Şahin

50 soruda yaşamın tarihi

Bilim ve Gelecek Kitaplığı “50 Soruda” dizisinin yedinci kitabı olan 50 Soruda yaşamın tarihi, yaşamın evrimine yoğunlaşıyor. İtü Moleküler Biyoloji […]

50 Soruda Üniversite

İzge Günal

kapak_üniversite

Prof. Dr. İzge Günal, “50 Soruda” dizisinin 15. kitabı olan 50 Soruda Üniversite’de, üniversite gibi çok geniş bir konuyu, hem […]