HHÇ site için ilan 2

Doğa, taklit ve teknolojinin birleştiği nokta: Biyomimetik

biomimetic

Uygarlık kurarak doğadan uzaklaştığımızı düşünsek de aslında hâlâ doğa ile iç içeyiz. Onu etkiliyoruz, ondan etkileniyoruz. Kabul etmemiz gerekiyor ki, o bizlerden çok üstün ve ortaya koyduğu çözümlerden bazılarına yetecek teknolojimiz henüz yok. Doğa hayatın devam etmesi için elbet bir yolunu bulur, bilim ise onu taklit etmenin bir yolunu!

Meriç Öztürk

ODTÜ Biyoloji Bölümü Lisans Öğrencisi

Gün içinde bin bir zorlukla karşılaşır ve onların üstesinden gelmek için elimizden geleni yaparız. Neyse ki elimizin altında internet var! İhtiyacımız olan her çözümü parmak hareketlerimizle ekranlarımıza taşıyabiliyoruz. Sonrası ise basit: Videoyu aç, yapılanları tekrar et. Yani ekranın diğer tarafındakini taklit et.

Taklit doğumumuzdan itibaren bizlerle olan, iletişim kurmamızı, öğrenmemizi sağlayan ve yaşamımızı kolaylaştıran bir davranıştır. Aynı sözcükleri “teknoloji” için de kullanabiliriz. Onun yardımı ile iletişim kurarız, öğreniriz ve karşılaştığımız sorunları kolayca çözeriz. Taklit ile teknoloji bir araya gelince ise işler çok daha kolay oluyor.

 

Da Vinci’den günümüze

Uçmak birçok dilde ve birçok kültürde özgürlüğü temsil eder. Doğadan kopup gelen insanın genlerinde de özgür olma isteği vardır; göç etmek ister, keşfetmek ister. Ve uçmak eskiden beri insanın içinde bir ukdedir. Tarihte birçok uçma girişimi görmek mümkün. MÖ 400’lü yıllarda Yunanlıların geliştirdiği 200 metre kadar uçmuş olduğu düşünülen aletten tutun da Abbas İbn Firnas, Leonardo da Vinci, Sir George Cayley, Wright Kardeşler’e kadar niceleri uçuş girişiminde bulundu. Fakat Da Vinci ile uçma girişimlerinin bir adım daha ileri taşındığı düşünülüyor. Çünkü bulgulara göre Da Vinci tasarladığı makineyi kuşların anatomik yapısını göz önüne alarak oluşturdu. Muhtemelen ondan öncekiler de kuşlardan ilham alarak uçmayı denedi, fakat elimizde onların incelemeler yapıp yapmadığına dair bulgular ne yazık ki yok. Da Vinci’nin girişimini biyomimetik alanının temeli olarak alabiliriz. Ayrıca ilk başarılı insanlı uçuşu gerçekleştiren Wright Kardeşler de, bir güvercinin anatomisini inceleyerek kendi aletlerini tasarladılar. Bunlar tarihteki ilk taklit girişimleri; günümüzde ise bu alan çok gelişti ve gelişmeye de devam ediyor.

Bize ev sahipliği yapan gezegen üzerinde milyonlarca farklı tür var ve her türün birinci amacı hayatta kalmak. Bunu başarabilmek için ise farklı özellikler evrimleştirmek zorundalar. İnsan ise bu türlerden sadece bir tanesi ve farklı özelliklere sahip olup yaşamını kolaylaştırmak için doğadaki diğer canlıları taklit etmek zorunda. Biyomimetiği, insanın günlük yaşamında karşılaştığı sorunları doğayı örnek alarak ya da taklit ederek çözme çabası şeklinde tanımlayabiliriz. Çünkü doğa insandan çok daha yaratıcı çözümlere sahip! Evet, aslında mühendisliğin doğa ile iç içe olan bu alanında işler doğayı ve doğadaki canlıları taklit ederek işliyor. Takip edilen sorun çözme yolları burada da aynı: Sorunu bul, gözlem yap, çözümü bul. Tabii ki bu alanda en önemli madde gözlem yapmak, Da Vinci ve Wright Kardeşler’in yaptığı gibi.

Taklit süreci kimyayı kullanarak uzun zincirli kimyasal yapılar, moleküller, büyük yapılar ve biyolojik karakterler içeren mekanizmalar oluşturmayı içeriyor. 1940’lar ve 1970’ler arasında hızla gelişim sağlamasına rağmen, bu alanda bahsi geçen prosedürü takip etmek teknolojik yetersizliklerden ötürü zor oldu. Fakat milenyuma gelindiğinde artık işler daha kolaylaşmıştı. Özellikle de biyoloji ve sentetik kimyanın birleşmesi, doğal ve yapay kaynaklar kullanılarak biyomimetik moleküllerin oluşturmasını mümkün kılmaya başladı. Derken, 2003 yılında İngiliz mühendis ve biyomimetikçi Julian Vincent mikroskopik dünyayı inceleyerek makro teknolojiler geliştirilebileceğini ortaya attı. Fakat hiç kimse Vincent’ın köpek balıkları ile uğraşacağını düşünmemişti.

Devamını okumak için lütfen tıklayın…

E Dergi

E Abone

50 Soruda Psikiyatri

Ali Nahit Babaoğlu

psikiyatri

“50 Soruda” dizisinin 11. kitabında, Doç. Dr. Ali Nahit Babaoğlu, görevi normal ile anormali birbirinden ayıran sınırları saptamak olan psikiyatriyi, […]

Bilimin Öncüleri

Cemal Yıldırım

kapak_bilimin onculeri5

Onlar, insanlığın gerçeği arayışında, düşüncesinin önündeki engelleri yıkıp geçtiler. Onlar, insanlığın evreni ve doğayo algılayışını kökten değiştirdiler. Onlar evrenin sırlarına […]

Türkiye'de Popüler Müzik Tartışmaları

Türkiye’de müzik sosyolojisi, adeta popüler müzik çalışmalarıyla özdeşleşmiştir. Bu yüzden Türkiye’deki popüler müzik tartışmalarını topluca değerlendirmek bize müzik sosyolojisinin Türkiye’deki […]

50 Soruda Dil Felsefesi

Atakan Altınörs

kapak_dil felsefesi

Dilin mahiyetini/neliğini düşünce, kültür, varlık ile ilişkilerinde soruşturan yanıyla felsefeyi konu alan 50 Soruda Dil Felsefesi, “50 Soruda” dizisinin 14. […]