HHÇ site için ilan 2

Homeopati: Tavşanın suyunun, suyunun, suyunun…

Homeopati (1)

Homeopatlar yöntem ve ilaçları deneye tabii tutulduğunda başarısız olmasının sebebini, kişiye özel tedavi uygulamalarına bağlıyor; gerçekte olan ise, saatlerce dinledikleri hastaları sadece plasebo ilaçlar vererek evlerine göndermeleridir. Hiçbir istatistikten bahsetmiyorlar. Yetmiyor insan aklıyla dalga geçecek biçimde homeopatik ilaçların kullanılmaya başladıktan sonra hastalığın etkisini önce arttıracağını, ardından iyileşmenin meydana geleceğini söylüyorlar ki, bu zaten doğal iyileşme sürecidir.

 

Umut Can Yıldız

Boğaziçi Ünv. Moleküler Biyoloji ve Genetik Böl.

 

Bir “alternatif tıp” tekniğinın adı olan homeopati sözcüğü, Yunanca benzer (homoios) ve hastalık (pathos) sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiştir. Her ne kadar bazı homeopatlar, yani homeopati uygulayanlar kişiler, “benzer benzeri tedavi eder” ilkelerini temel alarak homeopatinin kökenini antik Uzakdoğu’ya dayandırmaya ve mistisizmin dozunu arttırmaya çalışsalar da, aslında homeopatinin mucidi 18. yüzyılda yaşamış Leipzigli bir hekim olan Samuel Hahnemann’dır. Hahnemann dönemin Avrupa’sında yaygın olan sıtmanın tedavisinde kullanılan kınakına ağacı kabuklarını (kinin etken maddesini barındırdığı için sıtmayı tedavi etmektedir) kaynatarak, hasta değilken yüksek dozda kullanmış ve (tesadüf bu ya) sıtma hastalığının belirtilerini gösterdiğine kanaat getirmiştir.(1) Kendi deneyimini geneller ve sadece bu varsayımdan yola çıkarak belirli semptomlara sebep olan maddelerin aynı semptomlara sahip olanları iyileştireceği genellemesini yapar. Pek çok maddenin oluşturduğu semptomları gözlemeye devam ederek hacimli bir arşiv yapmaya başlar. Kullanılan malzemeler bitki ve hayvan parçalarından, minarallere ve hatta radyoaktif elementlere kadar çeşitlilik gösterir. Dışkı, batık, gemi kıymığı ya da at tırnağı gibi garip olanlarından değil de daha makul bir örnek verelim: Pek çok satış sitesinde bulunan Ferrum phosohoricum (demir fosfat demenin “havalı” ve “bilimsel” gözüken biçimi) remedisinin(2) pek çok başka ürün gibi her derde deva olduğunu görebilirsiniz. Başlıca ateş ve iltihap tedavisinde kullanılmak üzere pek çok hastalığa da yardımcıdır: Anemi, bronşit, soğuk algınlığı, bitkinlik, ishal, hazımsızlık, dizanteri, gastrit, yaralanma, boğaz ağrısı… Anlıyoruz ki yüksek dozlarda demir sülfat ve fosfat bunlara sebep olmaktadır ve dolayısıyla homeopatlar tedavi de edeceğine inanmaktadır (!)

Homeopatinin başka bir “kanunu”, ne kadar seyreltirseniz “benzeri tedavi eden” etken maddenin etkisinin o kadar artacağını öne sürüyor. Seyreltme işlemi madde çözünebiliyorsa su ve(ya) alkolle, eğer bunlarda çözünmüyorsa katı halde laktozla (süt şekeri) gerçekleştiriliyor. Her seferinde 10 kez seyreltilen karışımlar Roma rakamıyla on yani X, 100 kez seyreltilenler ise benzer şekilde C ile kodlanıyorlar. Yani 1 ölçeği 99 ölçek laktozla karıştırdığınızda remedimiz 1C olacaktır, 1C’den aldığınız 1 ölçeği yine 99 ölçek ile karıştırırsanız 2C olacaktır ve bu kodlama benzer şekilde devam edecektir. Piyasada sıklıkla 30C “gücünde” karışımlar bulunmakta. Gelin görün ki bildiğimiz tüm maddeler atom ve bileşiklerden oluşmakta. Bir elementin bir molündeki atom ya da molekül sayısı Avagadro sayısı (yaklaşık 6.02×1023) ile gösterilir. Seyreltmede 12 C’ye ulaştığımızda, yani 1024’e seyrelttiğimizde, elimizde bir tane molekül kalma olasılığı dahi çok düşüktür. Homeopatlar 12 C’den 1 birim alarak devam ettikleri seyrelteme işlemlerinde maalesef sadece laktozla laktozu ya da suyla suya karıştırmakla vakit kaybediyorlar.

Homeopatik “ilaçların” reklamının sıklıkla yan etkilerinin olmaması vurgulanarak yapıldığına şahit olabilirsiniz, doğrudur, çünkü ortada zaten bir etken madde yoktur. 30C’yi zihnimizde canlandırmayı deneyelim: Havuz, göl, deniz, hatta Dünya üzerindeki bütün su bile değil; çapı Dünya ile Güneş arasındaki mesafe uzunluğunda (150 milyon km., ışık bu mesafeyi 8 dakikada kat etmektedir) bir su küresi hayal edin ve içine tek bir molekül koyun işte bu 30C’dir.(3) Bu sayede sağlık kurumlarından homeopatik “ilaçlar” zararsız belgesi alabilmektedir. Gerçek ilaçların yan etkilerinin yanı sıra gerçek etkileri de varken asıl sorulması gereken soru “Ne etkisi var?” olmalıdır.

Devamını okumak için lütfen tıklayın…

E-dergi

E-abonelik

 

 

Türkiye'de Popüler Müzik Tartışmaları

Türkiye’de müzik sosyolojisi, adeta popüler müzik çalışmalarıyla özdeşleşmiştir. Bu yüzden Türkiye’deki popüler müzik tartışmalarını topluca değerlendirmek bize müzik sosyolojisinin Türkiye’deki […]

50 Soruda Büyük Patlama Kuramı

Metin Hotinli

+50 Soruda Büyük Patlama Kuramı

“50 Soruda” dizisinin beşinci kitabı “50 Soruda büyük patlama kuramı” yayımlandı. Kitapta, Prof. Dr. Metin Hotinli, evrenin nasıl oluştuğunu ve […]

kapak_islam_ortacaginda_felsefe

Ortaçağ İslam Kültüründe Felsefe: Akımlar, Filozoflar ve Temel Sorunlar, Ortaçağ İslam kültüründe felsefenin serüvenini ele alıyor. Bu bakımdan, öncelikle, Ortadoğu’nun […]

1968 Devrimci Eğitim Şurası 1969 Öğretmen Boykotu

Ahmet Doğan

1968

Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından düzenlenen 1968 Devrimci Eğitim Şûrası ve 1969 Büyük Öğretmen Boykotu, öğretmen mücadelesi tarihimizin olduğu kadar, […]