Ana sayfa 5. Sayı Dergi sayfalarını özgür yazılımla ilgili tartışmalara açıyoruz

Dergi sayfalarını özgür yazılımla ilgili tartışmalara açıyoruz

113
PAYLAŞ

Erkan Baş

Özgür yazılım (Linux) üzerine hazırladığımız sayfalara sunuş olarak yazılan bu satırlara nasıl başlayacağımı düşünürken, en genel anlamıyla bilgisayarın günümüz insanın hayatında tuttuğu yer üzerine bir-iki söz söylemenin yerinde olacağında karar kıldım. Ama yazmaya oturunca bunun anlamsız olduğunu fark ettim; zira yazmak için bilgisayarı kullanıyor olmak bile, bilgisayarın günümüz insanın hayatındaki yerini özetlemek için fazlasıyla yeterli. İlle bir benzetme yapmak gerekirse, insanlık tarihi için bilgisayar teknolojisinin, en azından ikinci bir matbaanın icadı olayı olduğu söylenebilir.

Fakat nasıl matbaanın icadından sonra basılan her kitap, insanlığın ilerleme tarihine katkı yapmadıysa; hatta kimileri hurafelerin, bilimdışı tezlerin yayılmasına, karanlığın savunulmasına hizmet ettiyse; aynı şey bilgisayar teknolojisi için de geçerli. Üstelik bilgisayar teknolojisinin, kapitalizmin en barbar dönemlerinden birinin yaşandığı çağda geliştiği düşünüldüğünde, durumun daha da vahim olduğu söylenebilir. Aynı benzetmeyle devam edersek, nasıl ki gerici yayınlar nedeniyle matbaaya karşı çıkmadıysak, bir dizi handikabına rağmen bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeye karşı çıkmayı da gericilik olarak tanımlamaktan çekinmeyeceğiz.

Sevgili Genel Yayın Yönetmenimiz’in söylediği gibi, “Annem ve babamın kuşağı radyo çocuklarıydı, ben televizyon çocuğuyum, şimdiki kuşak da internet çocuğu…” (Kendisi bizden birkaç on yıl yaşlıdır!) Yayın Yönetmenimiz’in tespiti bir veriyi işaret ediyor; herkes bu veriyi kendisine göre kullanmaktadır. Kimileri insanlığın esaretini artırmanın bir aracı olarak kullanmaya çalışırken, kimileri de özgürleştirmenin…

Bilgisayar alanındaki mücadelelerin şu anda kendisini en fazla hissettirdiği alan yazılımdır. “Özgür yazılım” kendi içindeki tartışmalara ve savunucu, kullanıcı profilindeki heterojenliğe rağmen, kapitalist tekelleri karşısına almakla (hatta kimi alanlarda onları dize getirmiş olduğunu bile söyleyebiliriz), bu tartışmaların merkezine oturmayı fazlasıyla hak etmektedir.

Başka birçok sıfatı yanında emekten yana bir bilim dergisi olarak Bilim ve Gelecek, sırf tekellerin iktidarını sarsan bir hareket olduğu için bile “özgür yazılım” üzerine tartışmayı, eklemek gerekir ki, “taraf olarak tartışmayı” gerekli görmüştür.

Tartışmanın birkaç açıdan faydalı olduğuna inanıyoruz; birincisi Microsoft tekeli tarafından “mağdur edilmiş” ikinci büyük tekel olmakla övünen IBM ya da 3., 4. diye sıralanan “tekellerin” özgür yazılıma biçtikleri misyonla, Bilim ve Gelecek’in özgür yazılıma bakışı farklıdır. Onların özgür yazılımı tekelleri altına alıp, kâr elde etme uğraşılarıyla bilginin tüm insanlığın kullanımına açılmasını savunmak arasındaki farkın altını çizmek gerekir. Biz özgür yazılımın, tekellerin şemsiyesine sığmayacağına inanıyoruz.

Özgür yazılım, bilginin, kapitalist tekellerin pazarlayacağı bir meta olması kabına sığmayacağını göstermiştir. Daha önemlisi, kapitalizmin mevcut biçiminin bilginin yaygınlaşması ve paylaşımı açısından fazlasıyla dar olduğunu göstermiştir. Ayrıca dünya üzerinde azımsanamayacak bir kullanıcı, savunucu potansiyel yaratmış olması, insanlığın tekelleşmeye karşı tepkisini göstermesi açısından önemlidir.

Özellikle anti-Amerikancılığın yaygınlaştığı dönemlerde sık karşılaştığımız bir soru var;  “Amerika’nın kötülüğünü biz de biliyoruz da, o olmasa nasıl yaşarız?” Bu nihayet Amerikan emperyalizminin ideolojik savaş argümanıdır, ama ikna gücünün çok sınırlı olmadığını biliyoruz. Bu açıdan özgür yazılım, tekellerin olmadığı bir dünyada neler yapılabileceğine dair bilişim alanından üretilen bir yanıt olarak da okunabilir. Bu da ikincisi…

Üçüncüsü, özgür yazılımı kutsamıyoruz. Yaşadığımız çağda her şey bir yana, yaşamak için ekonomik ihtiyaçların karşılanması gerekiyor; bu açıdan özgür yazılım, çok zaman anlaşıldığı gibi sadece ücretsiz yazılım değildir. Bu alanda çalışan yazılımcılar da, hayatlarını idame ettirmek için, gelen talepler doğrultusunda programlar geliştirerek “profesyonel” çalışmalar yürütmektedir. Bu ticari ilişkilerden birilerinin faydalanmaya çalışmaları pekâlâ mümkündür. Ancak yazılım tekelleriyle arasındaki fark, ortaya çıkan ürünün paylaşıma ve geliştirilmeye açık olmasıdır. Bizim burada önemsediğimiz şey, piyasa dışı ilişkilerle de, üstelik eğlenerek, paylaşarak çalışmanın mümkün olduğu ve önemli ürünler verilebileceğinin gösterilmesidir.

Son olarak özgür yazılımın gelişmeye açık özelliği ile yaygınlaşmaya devam ettiğini ve ülkemizde de yaygınlaşma potansiyeli taşıdığını hatırlatmak isteriz. Bunu da fazlasıyla önemsiyoruz; özellikle genç yazılımcılar tekellerin sınırlarının ötesine geçip bu alanla tanışır ve bu alanı zenginleştirme çabalarına katılırsa, özgür yazılım da gelişecektir. Gelişme, özgür yazılımın özgürlüğünün garantisidir.

Özgür yazılımla ilgili bu kısa dosyayı hazırlarken, konuyla ilgilenen dostlarımıza ulaştık, yardımlarını aldık. Konunun henüz bilmeyenlerce de anlaşılmasına ve tartışmalara başlangıç oluşturacağına inandığımız iki makaleyle başlıyoruz. “Yazılımın neden sahibi olmamalıdır?” başlığını taşıyan ilk makale, Richard Stallman’a ait.

1970’li yıllarda yazılımların, “Yaygınlaştırmama Anlaşması” (Non-disclosure agreement) diye adlandırılan anlaşmalarla dağıtılmaya başlanmasıyla, yazılım alanı ticarileşme yönünde ilk adımları atıyor. Temelde, “ Bir bilgi varsa, bunu başkalarıyla paylaşmak yurttaşlık görevidir” ve “Gelişkin ve iyi bir toplumda bireyler yardımlaşırlar” gibi görüşleri savunan Richard Stallman, bu anlaşmaları onaylamayarak, “Toplumu yeniden paylaşmacı ve yardımlaşmanın mümkün olduğu bir hale getirmeyi” kendine misyon ediniyor. Ardından bu alandaki çalışmalarıyla Özgür Yazılım Hareketi’ni başlatan kişi oluyor. Stallman’ın yayımladığımız makalesi, asıl olarak Amerikalı yurttaşlarına seslendiğini düşünerek, oradan örneklerle besleyerek yazdığı bir makale. Ama “Yazılımın neden sahibi olmamalıdır?” sorusunu ele alışı ve verdiği yanıtlar, herkesi ikna edebilecek nitelikte.

Stallman’nın bu makalesini, Emre Sevinç çevirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yazılım uzmanı olarak çalışan Sevinç, aynı üniversitedeki OpenSource Enterprise Center bünyesinde GNU/Linux Sertifikasyon Eğitimi programları çerçevesinde eğitmen olarak görev yapıyor. Ayrıca http://fazlamesai.net sitesinde de editörlük ve yazarlık yapıyor ve http://ileriseviye.org sitesinde açık sistemlerle ilgili makaleler yayımlıyor.

İkinci makale, R. Oktay Altunergil’in “Bilişim, bilgisayar, yazılım ve özgür yazılım bilgisayarının bileşenleri” başlığını taşıyan, özgür yazılımla ilgili temel bilgiler veren bir makalesi. Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Altunergil, City University of New York-Baruch College’de Bilişim Sistemleri konusunda yükseklisans programı bitirmiş. Halen ABD’de yaşayan Altunergil, özgür yazılım ve Linux işletim sistemini tanıtmayı hedefleyen birçok projede görev alıyor. Bunlardan en önemlisi 2000 yılında kendisi tarafından kurulan ve isteyen herkese bir Linux CD’si göndermeyi hedefleyen Free Linux CD (http://freelinuxcd.org) projesi. Öte yandan, 2003 senesinde hayata geçirdiği özgür yazılım sitesi (http://ozguryazilim.org) ile özgür yazılımı Türkçe konuşan kitleye tanıtmaya çalışıyor.