Ana sayfa 66. Sayı 11 Temmuz gecesi gökyüzünde çok şey vardı…

11 Temmuz gecesi gökyüzünde çok şey vardı…

4

Nalân Mahsereci – Murat Çınar

Galilei’den 400 yıl sonra, sıcak bir Temmuz akşamı, biz de teleskoplarımızı gökyüzüne çevirdik. Wene Galilei’nin 400 yıl önce yaptığı gibi, Jüpiter’i ve çevresinde dönen uydularını (ama yalnız üçünü) gördük. Galilei kendi yaptığı teleskopuyla gözlediği Jüpiter’in uydularını, onun çevresinde dönen yıldızlar sanmış ve Medici yıldızları adını vermişti. Aralıklarla baktığında gördüğü dört gökcisminin, bazen üçe inmesinden, birinin zaman zaman gezegenin görünmeyen yüzüne rast geldiği, yani bu gökcisimlerinin Jüpiter’in çevresinde dönen yıldızlar olduğu çıkarsamasını yapmıştı.

Dışarıdan bakanlara hayli ilginç gelecek bir görüntümüz olmalı: Çapları epeyce geniş (neredeyse eski zamanların savaş toplarına benzeyen) yan yana onlarca teleskop gökyüzüne çevrilmiş durumda. Her bir teleskopun çevresinde, uzmanlar, amatör astronomlar  ve ilgililerden oluşan bir kalabalık toplanmış. Uzmanlar ve amatör astronomlar, ilgilenenlere teleskopla baktırıyor ve gözlenen gökcisimlerine ait bilgiler veriyorlar. Çıplak gözle görebildiklerimiz de var, örneğin takımyıldızlarının oluşturduğu şekilleri ayırt edebiliyoruz. Hepimizin bildiği Büyük ve Küçük Ayı Takımyıldızları’nın yanı sıra, Kuğu, Çalgı, Kraliçe ve Çoban Takımyıldızları’nı da uzmanların yardımıyla seçiyoruz. Ayrıca yaz gökyüzünde gözlemlenen 3 parlak yıldızın (Vega, Deneb ve Altair) oluşturduğu yaz üçgenini de tanımayı öğreniyoruz.

11 Temmuz akşamı, 12 Temmuz’un ilk saatlerine hızla ilerlerken, bizce gecenin esas sürprizine rastlıyoruz. İstanbul Kültür Üniversitesi’nin (İKÜ) 2009 Dünya Astronomi Yılı (DAY2009) dolayısıyla düzenlediği bir dizi astronomi etkinliğinden biri olan Starfest09’dayız. Kilyos’ta, denizin kıyısında, gökyüzünün altında. İlerideki açıkhava sahnesinde “Türkiyenin starı” Ajda Pekkan, geçmiş şarkılarından bugüne keyifli bir müzik yolculuğu yaptırıyor. Ama esas sürpriz ve star, -en azından bizim için-, bir çiftyıldız. Kuğu Takımyıldızı’nda yer alan Albireo adlı bu çiftyıldızın teleskopun içindeki görüntüsünde, yıldızların biri mavi, biri sarı görünüyor.

Satürnü daha erken saatlerde görmüştük, Albireo’yu bir süre sonra, gece ertesi güne doğru devrilirken, üç uydusuyla Jüpiter’i ve ardından bütün ihtişamı ve iriliğiyle yakınlığını anımsatan Ay’ı… Sonsuzluk ve sınırlılık duygularını aynı anda hissediyoruz. Evrenin görkemi karşısında dünyamız ne kadar da küçük, biz ne kadar da küçüğüz! Ama bizi sonsuza götüren anahtarımız var: Bilim. İşte, teleskobumuzun ucunda evrenin azımsanmayacak bir bölümü…

Bu duyguları paylaştığımız amatör astronomlar, aynı zamanda bir haftalık uğraşla kendi yaptıkları teleskopları kullanmanın da heyecanı içindeler. Bugünkü festival, İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından düzenlenen bir haftalık amatör astronomi etkinliklerinin son günü şerefine yapılıyor. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinden gelen 100 kadar amatör astronom (tanışabildiklerimizin geneli fizik ya da matematik öğretmeniydi) önce 4-9 Temmuz tarihleri arasında beş gün kendi teleskoplarını yapmışlar, ardından 10 Temmuz’da III. Amatör Astronomları Sempozyumu’nda konunun uzmanlarını dinlemişler ve 11 Temmuz’da şenlik havasında, gökyüzünü gözlemliyorlar.

Gökyüzü ve evren konusunda merakımızı bileyen, bilgimizi, bilgisizliğimizi ve evrene açılan esas kapı tokmağının bilim olduğunu bize gösteren böyle bir etkinliği düzenledikleri için, başta bu etkinliklerin öncüsü Rektör Dursun Koçer olmak üzere, İstanbul Kültür Üniversitesi’ne içten teşekkürler.