Ana sayfa 71. Sayı Bilim ve Gelecek, bir bilim kütüphanesi oluşturuyor “50 Soruda…” kitap dizisi

Bilim ve Gelecek, bir bilim kütüphanesi oluşturuyor “50 Soruda…” kitap dizisi

Parantez

112
PAYLAŞ

Nalân Mahsereci

Nicedir mayalanan projemiz, Ocak 2010’de hayata geçiyor. “50 Soruda…” dizisi, bilimin temel kuramlarını ve alanlarını, soru-yanıt formatında veren, Türkiyeli bilim insanlarının kaleme alacağı popüler bilim kitaplarından oluşuyor. İlk kitabımızı, Sayın Prof. Dr. Metin Özbek hazırladı: “50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi.” Bilimin genç okurlarına yönelik bir aydınlanma hizmeti olarak düşündüğümüz “50 Soruda…” dizisi, 2010 tamamlanırken 13 kitaba ulaşmış olacak, ilk yıl kitaplarının listesini sayfalarımızda bulabilirsiniz. Dizi önümüzdeki yıllarda konularını ve alanlarını ayrıntılandırıp çeşitlendirerek, yoluna devam edecek. “50 Soruda…” kitaplarını okuyun, okutun, kütüphanenizin başvuru kitapları arasına katın. Gelin, Türkiye aydınlanmasına hep birlikte önemli bir katkı yapalım!..

Nalân Mahsereci

 

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti”, demişti Orhan Pamuk, Yeni Hayat romanının girişinde. O zamanlar adı ve yazarlığı üzerinde bu kadar tartışma yoktu Pamuk’un. Ama bu cümle, kitabın okura sunuluşunda da öne çıkarıldığı için belki, çok konuşulmuş, kimi eleştirilere de konu olmuştu. Ne olursa olsun, bir biçimde akıllara kazınmıştı işte…

Benimkine de, çünkü ne zaman bir kitap projesi üzerinde konuşsak, zihnimde dönmeye başlıyor. Öyle kitaplar yayımlamalıyız ki diyorum, okuyanın hayatını değiştirmeli, en azından bazılarınınkini… Malum hayatla sorunumuz var, ne şimdiki halinden memnunuz, ne gidişatından…

Bu nedenle olsa gerek, hayatları gençliklerinde okudukları bir kitabın etkisiyle şekillenmiş bilim insanlarına dair hikâyelere rastladığımda, büyük heyecan duyuyorum. Örneğin, çocukluğunda okuduğu Jules Verne’in Arzın Merkezine Seyahat kitabından sonra, jeolog olmayı kafasına koyan ve bugün sadece ülkemizin değil, dünyanın önde gelen jeologları arasında yer alan, “mutluluğumu Jules Verne’e borçluyum” diyen A. M. Celal Şengör. Ya da astronom olmaya, ilkgençliğinde okuduğu evrenle ilgili Fransızca bir kitaptan sonra karar veren ve babasının zaman zaman Tevfik Fikret’in “Kalbinde her dakîka şu ulvî tahassürün

Minkâr-ı âteşini duy, dâimâ düşün: / Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım? / Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?… / Yükselmek âsmâna ve gülmek ne tatlı şey!” dizeleriyle, biraz da takılarak yürüttüğü tüm vazgeçirme çabalarına rağmen, kararından (iyi ki) dönmeyen astronomi fakültesi eski dekanı Metin Hotinli.

Tabii, bir kitabın hayatı tümden şekillendirmesi ve değiştirmesi, sık rastlanan bir olay değildir. Kitapların hayatlar üzerindeki etkileri yukarıdaki örneklerdeki gibi direkt görülmez çoğu kez, ama iyi kitabın okurunu az da olsa değiştiren, onda yeni düşünsel-duyumsal ufuklar açabilen olduğu söylenebilir pekâlâ. Peki, iyi popüler bilim kitabı nedir, nasıl bir şeydir? Çerçeveyi bilimsel etkinliğin içerdiklerine doğru genişleterek tanımlamaya çalışalım: Bilimin ortaya koyduklarını gösterebilen, vaat ettiği düşünsel ufukları sezdirebilendir. Merak uyandırabilendir. Merakın hiç doyurulamayacağını öğretebilendir. Keşfetme dürtüsü oluşturabilendir. Öğrenme keyfi yaşatabilendir. Bilim coşkusu verebilendir! Yüzeysel bilgiyle yetinememeye yol açabilendir. Doğanın, dünyanın, evrenin, toplumun ve insanın kavranışını derinleştirebilendir. Bilimi yaşamın dışında, kuru, teknik bir bilgi yığını ve ancak uzmanlarının anlayabildiği seçkin bir dil olarak algılanmaktan kurtarabilendir. Bilimi sırça köşkünden çıkartabilen, yaşamın içine sokabilendir. Bilimin, gerçeği anlamada, yaşamsal bir anahtar olduğunu kavratabilendir. Bilimi düşüncenin beslendiği kaynak yapabilendir. Bilimi kişinin görüş ve bakış açısına yerleştirebilendir. Özetle, bilimi yaşam kılabilendir, bilimi yaşamsal kılabilendir!

Peki, bir kitap bütün bunları tek başına yapabilir mi? Yapamaz büyük olasılıkla; ama insanlarda bu yönde bir ilgi uyandırabilir, akıllara bilim tohumları düşürebilir, yeşermesine hizmet edebilir. Hele bizimki gibi, aydınlanmasını tamamlayamamış olması bir yana, bilimin, aydınlanmanın oluşturduğu kalelerinin de bugün saldırı altında bulunduğu, başta eğitim kurumlarından, öğretim hedeflerinden başlayarak, tüm toplumun bilimsel düşünceden uzaklaştırılmaya çalışıldığı, bilimdışılığa bilinçli ve hızlı bir biçimde sürüklendiği toplumlarda; popüler bilim kitapları, bu hizmeti görmeyi hedeflemelidir.

 

Genç bilim okuruna seslenebilmek için…

Bilim ve Gelecek’in bu çerçevede kendisine yüklediği, bilimin topluma yayılmasına ve toplum yararı için kullanılmasına aracılık etme işlevine, kısaca toplumcu bilim diyebileceğimiz misyona, sadece bir dergi etkinliğinin yeterli gelmediğinin farkındayız. Bilim ve Gelecek dergisi, ele aldığı konularda temel düzeyde bilgi verme yolunu seçmiyor genelde, verili kabul ettiği temel bilginin üstüne bilgiler ekliyor ya da o bilginin üstünde tartışmalara yer veriyor. Dolayısıyla derginin dışarıda bıraktığı, hem fiziksel anlamda, hem de bilime ilgisi bakımından daha genç insanlar da var: Lise ve kimi üniversite öğrencileri, eğitimini tamamlamış ya da tamamlayamadan hayata atılmış genç bilim heveslileri. Çok önemliler, geleceği yaratacak olanlar onlar çünkü. Ve ne yazık ki, bilimin felsefesinden koparılıp teknolojiye indirgendiği, bilginin yüzeyselleştirildiği, kaynaklarından koparıldığı, dinsel, metafizik her türlü kökenden bilginin bilimle eş tutulduğu kültür atmosferinin en fazla sarmaladığı da onlar. Bilimsel bilginin toplumun damarlarına yayılmasında, gençlere ulaşmanın öneminin bilincindeyiz ve bunun araçlarının ne olabileceği üzerine epeydir kafa yoruyoruz.

İşte bu bilinçle geliştirdik, “50 Soruda…” kitap dizisi projesini. Bilimin önemli kuramları ve kimi alanları hakkında temel düzeyde ve bir nevi genişçe bir ansiklopedi maddesi gibi didaktik tarzda bilgi verecek, ama bu arada öğrenmenin keyfine de vardırmayı hedefleyecek, birçok alandan kitaplar hazırlamalıyız dedik. Bunu Türkiyeli bilim insanlarıyla üretmeliyiz dedik. Akademik yayın değil, uzmanlara hitap eden yayın değil; popüler bilim yayını dedik. Bilimsel açıdan yanlışsız ama anlaşılırlık açısından tavizsiz kitaplar olmalılar dedik. Proje ilk şeklini, bu belirlemelere göre aldı. Soru-yanıt formatını, anlaşılırlığı kolaylaştırsın diye tercih ettik. Soru sayısını 50 ile sınırlamaya, kitabın düzeyini ayarlamaya yardımcı olsun diye karar verdik. Hakkıyla bir aydınlanma hizmeti olabilmesi için de, birkaç kitapla sınırlı kalmamasının, bir diziye dönüşmesinin gerekliliğini düşündük. Düşüncelerimizi açtığımız tüm yazarlarımız ve bilim insanlarından da olumlu ve teşvik edici yanıtlar alınca, projeyi hayata geçirmeye giriştik.

 

Yazarlarımızın “yerliliğini”  önemsiyoruz

Evet, “50 Soruda…” kitap dizisi projesi, Bilim ve Gelecek’in genç bilimseverlere hitap etmekteki eksikliğini kapatmak için tasarlandı, ama bir yandan da varlığını ona borçlu. Bu dizi, Bilim ve Gelecek’i çıkaran ekibin 17 yıla varan bilimsel yayıncılık deneyimi ve dergi pratiği etrafında toplanan çevre sayesinde şekillendi. Bildiğiniz gibi, Bilim ve Gelecek dergisinin ilk sayısından beri uygulamaya önem verdiği yayın ilkelerinden biri, yayın etkinliğinde asıl olarak Türkiyeli bilim insanlarına dayanmaktır. Bu ilke, kapalı kapılar ardında bilimle uğraşmakla yetinmeyen, kendi alanını, o alandaki gelişmeleri, çalışmalarını topluma anlatmaya, orada sistemleştirilen bilgiyi topluma mal etmeye, bunu bir aydınlanmaya dönüştürmeye uğraşan; bu dertle bunun araçlarını, yollarını arayan ülkemizin hemen bütün bilim insanlarının, Bilim ve Gelecek ile bir biçimde temas etmesine yol açmıştır, diyebiliriz. Derginin yazarları, sadece alanlarının uzmanı değildir; aynı zamanda etkinlik alanlarını ve yürüttükleri çalışmaları yazıyla anlatma konusunda da deneyimlidirler. Her bilim insanının yazar olması beklenemez tabii ki; bilimi yazmak doğal olarak bilimsel bilgi birikimi gerektirir, ama bilimi özellikle popüler bir biçimde yazmak, bu eylem için de donanım kazanmış olmayı gerektirir. Bu anlamda, “50 Soruda…” dizisi kitaplarını birlikte kotaracağımız bilim insanlarını düşünürken, Bilim ve Gelecek dergisinin oluşturduğu yazar ağı çok yararlı olmuştur.

Bilim yayıncılığı yaparken, Türkiyeli bilim insanlarının kalemine yaslanmaya yönelmek, ülkemizde popüler bilim yayıncılığını, bilim yazarlığını teşvik etmek gibi çok önemli bir hizmete de yol açıyor. Ama asıl büyük yarar, yayını yazanın da okuyanın da aynı anadilin sunduğu olanaklar ve sınırlar içinde düşünebilmeleridir, diyebiliriz. Aynı kültürel ortamı paylaşıyor olmak, anlatım olanaklarını genişleteceği gibi, anlatılanı kavramayı da derinleştirecektir. Bu nedenle, yazarlarımızın “yerliliğini” önemsiyoruz.

 

Dizinin ilk kitabı Ocak 2010’da yayımlanıyor

Ocak 2010’da, “50 Soruda…” kitap dizisine, hiç bitmeyecek bir dizi olmasını umarak başlıyoruz. İlk kitabımız, Prof. Dr. Metin Özbek’in kaleme aldığı, 50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Bu sayfalarda yer verdiğimiz listede göreceğiniz gibi, dizimizin şimdilik ilk 13 kitabını ilan ediyoruz. Diziye dahil olacak alan ve konular çeşitlenip, ayrıntılandıkça, kitap sayımız hayli artacak. Öyle ki, “50 Soruda…” dizisi, belki zamanla Bilim ve Gelecek Kitaplığı’nın ana dizilerinden (kuluçka döneminde başka dizi projelerimiz de var) biri olmaktan çıkacak, başlı başına bir yayınevine dönüşecek.

Sadece yazarlarımızı değil, kitap konularını saptarkenki kıstaslarımız da “Türkiyeliliği” içeriyor. İlk kitaplarımızın konularını belirlerken, ülkemizin bilimsel – kültürel ihtiyaçları çerçevesinde düşünmeye çalıştık. Bu nedenle 2010’da basmayı hedeflediğimiz kitaplarımız içerisinde “evrim” kitapları ağırlık oluşturuyor. Evrim kuramının temelde ne söylediğini anlatan ve Darwin’i tanıtan bir kitabımızdan başka, yerin evrimini, insanın evrimini ve canlılığın evrimini ayrı ayrı ele alan kitaplarımız da var. Evrim kuramının bilimde çok temel bir kuram olmasının yanı sıra, dünyada ve özellikle ülkemizde, bilimdışılığın canlı hedefi olması, bizi onu bütün bilimsel boyutlarıyla ele almaya yöneltti. Bunun dışında, bilimin üzerinde yükseldiği ve günümüz bilimini anlamak için temel önemi olan ve ne yazık ki eğitim sistemimiz içinde hak ettikleri gibi verilmeyen kuramları ele almaya çalıştık: Görelilik kuramları, kuantum kuramı ve nanoteknoloji, büyük patlama kuramı, gibi. “Deprem” konusu, gene Türkiyelilik kıstasıyla belirlendi. Bilimsel bir inceleme alanı olmasının yanı sıra, güzel ülkemizin can yakıcı ve ancak bilimsel bir bakışla çözülebilecek potansiyel sorunlarından olduğu için, ilk kitaplarımızdan biri oldu. Arkeoloji, topraklarımızın tarihsel-kültürel mirasına dair bir bilinç oluşturmasını beklediğimiz bir alan kitabı. Bilim ve bilimsel yöntem ile aydınlanma kitaplarıysa, bilimi felsefi bir ve toplumsal bir boyuta oturtmak için kaynak kitaplar. Evren ise, bilim etkinliğinin bilinmeyenin sınırlarında yapıldığı ve insanoğlunun ufkunu sürekli genişleten, bilimin en heyecan verici alanlarından olduğu için, ilk kitaplarımız arasında.

Bu yazıyı takip eden dosyada, “50 Soruda…” yazarlarının, üzerlerinde çalıştıkları kitapları ve konuları ele alış tarzlarını anlattıkları yazılarını bulacaksınız. “50 Soruda…” dizisinin ne tür kitaplarla devam edebileceğine ilişkin kimi öneriler de yapıyorlar. Ve aynı zamanda, “50 Soruda…” kitap dizisini değerlendiriyorlar. Dizimizin işlevini, biz bir bilim kütüphanesi olarak imgeleştirmiştik ama, okuyacağınız üzere, Sayın Afşar Timuçin çok daha büyük bir benzetme yapıyor ve dizinin kitap sayısı arttıkça bir üniversite işlevine doğru gideceğini söylüyor!.. Diğer yazarlarımızın değerlendirmeleri de, Afşar Bey’in benzetmesi kadar umut dolu. Hepsine teşekkür ediyoruz, bu umutları boşa çıkarmamak için elimizden geleni ardımıza koymayacağız.

Genişleme olanakları sınırsız olan böylesine bir projeye, “13 kitap” sınırıyla başlamamızın kimi nedenleri var. Öncelikle sanıyoruz dergiciliğimiz, düşünme biçimimizi belirliyor. Her ay aşağı-yukarı bir kitap basmak şeklinde düşünmeye yatkınız, ama birim kitaba, editöryel ve biçimsel açıdan göstermemiz gereken özeni de göz önüne alınca, emek/zaman gücümüzün şimdilik bu kadarını karşılayabileceğini de tartabiliyoruz. Kitapların yazılma, yayımlanma aşamalarına baktığımızda, özellikle ilk birkaç ayda, her kitabın yayımının farklı bir aya denk gelmesinin pek mümkün olamayacağını söyleyebiliriz. Kimi aylar iki kitapla, kimi aylar boş geçecek gibi duruyor. Ama 2010’un ilk çeyreğinin sonunda, kitap/ay denkliği oturacak ve 2010 sonuna kadar “50 Soruda…” dizisi (en az) 13 kitaba ulaşmış olacak. (En az) diyorum, çünkü sonraki kitaplarımızın listesini oluşturmaya, yazarlarına ısmarlamaya başladık bile. Bu noktada, bütün okurlarımızdan kitaplar için konu önerileri bekliyoruz. Hangi kuramları, hangi alanları ele almalıyız; lütfen bize bildirin. Aslında bu çağrımız yalnızca kitap konularına değil, kitapların içeriklerine de yönelik. Yazarlarımız, -ilk kitabımız hariç-, hâlâ kitaplar üzerinde çalışıyorlar. Kitapların içerdiği 50 soruya dahil edilmesini, bu kitaplarda yanıtlanmasını istediğiniz sorularınız varsa da, mutlaka bize ulaştırın.

Diziyi bilimin genç okurlarını hedefleyerek hazırlıyoruz ama başvuru kitapları olarak bilimle ilgili herkesin kütüphanesine girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkçe’de popüler bilim yayıncılığının temelleri haline gelmesini umduğumuz kitaplarımıza, okurlarımız, kütüphanelerinde, başvuru kitaplarının arasında yer açmalı. Nitelikleri gereği, kurum kütüphanelerinin raflarında da mutlaka yerlerini bulmalılar. Eğitim kurumlarına girmeli, yardımcı ders kitabı olarak yararlanılabilmeliler.

Kitapların birim fiyatlarını mümkün olduğunca düşük tutarak, mümkün olan en çok okura ulaşmak istiyoruz. Sürekliliği olan bir dizi yayını olacağı için, okurların bir yılda çıkaracağımız tüm “50 Soruda…” kitaplarına, abonelik benzeri bir yolla ulaşabilecekleri bir sistem kurmaya çalışıyoruz. Bu sistemi geliştirdiğimizde, Bilim ve Gelecek’te duyurusunu yapacağız. “50 Soruda” kitaplarını nasıl daha fazla yaygınlaştırabileceğimiz hakkında da okurlarımızın görüşlerine ihtiyacımız var. “50 Soruda…” kitapları üzerine düşünün, okuyun, okutun, kütüphanenizin başvuru kitapları arasına katın. Gelin, Türkiye aydınlanmasına hep birlikte önemli bir katkı yapalım!..

PAYLAŞ
Önceki makale“50 Soruda…” yazarları, “50 Soruda…” dizisi için neler söyledi?
Sonraki makaleUmudun adı: Tekel işçileri
Nalân Mahsereci
İÜ Eczacılık Fakültesi mezunu. Eczacı ve popüler bilim yayıncısı. Başta "Bilim ve Ütopya" ve "Bilim ve Gelecek" dergileri olmak üzere, çok sayıda yazısı, söyleşisi, çevirisi yayımlandı. "Savaş Emek Kitabı - Gel Ey Seher" adlı biyografik bir nehir söyleşi kitabı ve "Hayal Hızı Çetesi İnsanın Atasını Arıyor" adlı bir çocuk kitabı bulunuyor.