Ana sayfa 71. Sayı Yıldız Sertel’in ardından

Yıldız Sertel’in ardından

Forum

131
PAYLAŞ

Arslan Başer Kafaoğlu

Yıldız, Türk edebiyat ve siyaset yaşamında önemli yeri olan SERTEL ailesinin kızıdır. Annesi Sabiha ve babası Zekeriya Sertel, Türk Edebiyatındaki büyük isimlerin, Nazım Hikmet’in, Aziz Nesin’in, Sabahattin Ali’nin yetişmesi ya da ünlerinin yayılmasına hizmet etmiş yayın ve gazeteler kurup işletmişlerdir. Türkiye’de 1945 yılının o kara 4 Aralık günü, Tan gazetesinin önder yazarlarıydılar.

1945 yılının Aralık ayı CHP dışında ana muhalefet olacağı belli bir partinin, DP’nin kurulma hazırlıkları yapılırken iktidardaki CHP’nin bir kanadı, her olasılığa karşı sola şiddetli bir darbe indirilmesi maksadıyla, o günlerde sol olarak bilinen Tan gazetesine, MİT marifetiyle toplanan binlerce kişiyle vahşi bir saldırı düzenledi. Matbaa makineleri kırıldı, kağıt bobinleri sokaklarda, denize kadar sürüldü.

Üstelik bu yetmiyormuş gibi Zekeriya Bey ve Sabiha Hanım’a davalar açıldı. Serteller anladılar ki kendilerine Türkiye’de rahat yok, ülkeden kaçmaya karar verdiler. Bu kararla Yıldız’ın 50 yılı aşkın sürgün yaşamı başladı. Sürgün’ün ilk durağı Stalin Rusya’sına bağlı Azerbaycan ve Bakü idi. Zekeriya Bey öyle sanılmasına karşın komünist değildi. Barış ve sosyal demokrasi yandaşıydı. Bu nedenle Stalin Rusya’sında pek himaye görmedi. Bakü’de bir süre yaşadılar ve Sabiha Sertel Bakü’de kaldı. Aslında Serteller ülkenin yönetim politikasını beğenmiyorlardı.

Nazım 1963’de Moskova’da öldü. Gömü töreni çok muhteşem oldu. Bu törende Sertel ailesini Yıldız temsil etti. 1965’den sonra Yıldız’ın sürgün yaşamı Paris’te sürmeye başladı. Zekeriya Bey bu arada akrabalarını görmek için ABD’ye gitti. Gençlik yıllarını yaşadığı bu ülkeyi severdi. Ancak Amerikan emperyalizminin sırıtan ve ısıran karakterini gördü ve bunları bazı yerlerde yazı. Yıldız bu sırada büyük iktisatçı Samir Amin’in yanında doçent olarak çalışıyordu. Babasının bu izlenimlerinin de etkisiyle tam bir anti- emperyalist oldu. Yıldız babasını Paris’te toprağa vermek talihsizliğine uğradı. Bundan sonra artık emekliliğinde Türkiye’ye dönme kararı aldı.

İyi bir emekli maaşıyla Türkiye’de rahat bir yaşam sürüyor ve bütün vaktini anti-amerikan yazılar, kitaplar yazarak geçiriyordu. Yıldız Paris’te doktora ve doçentlik tezlerini hep Türkiye Ekonomisi üzerine yapmıştı. Bu çalışmalarında benim yazılarımdan da yararlanmıştı ve bu nedenle beni gıyaben tanıyordu. Beni buldu ve beraber kitap bile yazdık. Benim kafama en uygun ve iktisadı gerçekten bilen bir iktisatçıydı.

Çifte uyrukluydu. Fransız seçimlerinde oy vermeyi kaçırmazdı. Anti-kapitalist Fransız dernek ve akımlarına omuz vermeyi de severdi.

Aynı zamanda iyi bir çevreciydi. Eşimin (Türksen Başer Kafaoğlu) SOS çevre kuruluşuna da üye oldu. Sertelleri unutturmamak için Serteller vakfını kurdu. Her yıl 4 Aralık’ta Tan olayının anılmasını ve en barışçı-demokrat yazar ve yayın organına plaket verilmesini sağlardı. Ölümünden üç gün önce bu törene gidip plaketleri sahiplerine verdi.

Çok iyi iktisatçı, emsalsiz huylarıyla olağanüstü bir insan idi. Ölümüyle eşim ve ben çok büyük kayba uğradık.

Işıklar içinde yatsın.

Arslan Başer Kafaoğlu