Ana sayfa 73. Sayı Kekemelik geni bulundu, tedavisi yolda

Kekemelik geni bulundu, tedavisi yolda

Bilim Gündemi

258
PAYLAŞ

Derleyen: Timuçin Avşar

Kekemelik, seslerin, hecelerin ya da kelimelerin gereğinden fazla uzatılması ya da tekrar edilmesi sonucu konuşma akışkanlığının bozulmasına neden olan bir konuşma bozukluğudur. Kişinin çevresi ile olan iletişiminin ciddi bir şekilde engellenmesine ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Birçok çocukta büyüme döneminin sonunda kekemelik geçmesine rağmen, bir kısım insanda kalıcı olmaktadır. Kabaca dünyadaki insanların yüzde 1’inde bu rahatsızlık görülmektedir. Kekemelik için şu andaki tedavi yaklaşımları, konuşurken heyecanın giderilmesi, nefes alımının düzenlenmesi ya da çeşitli elektronik aletlerle akıcılığın sağlanmasına yönelik olmaktadır.

10 Şubatta, New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan ve Ulusal Sağırlık ve Diğer İletişim Hastalıkları Enstitüsü (NIDCD) araştırmacıları tarafından yapılan çalışmada, ilk kez kekemeliğin beynin belirli bölgelerindeki önemli hücresel elementlerin yıkılması ve yapımındaki mekanizmanın kusuru sonucu olabileceği fikri ortaya atılmıştır. Bu hipotezin testi için Pakistan, ABD ve İngiltereli gönüllü kekemeler üzerinde yapılan çalışmada, kekemelik ile ilişkili 3 gen belirlenmiştir. Bu genlerden bazılarının daha önceden belirlenmiş bazı nadir görülen metabolik hastalıklarla da ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Kekemeliğin bazı ailelerde nesiller arası geçiş göstermesi, hastalığın genetik bir unsuru olduğu şüphesini ilk olarak ortaya çıkarttığında, NIDCD genetikçilerinden Dennis Drayna, Pakistanlı aileler üzerinde yaptığı çalışmada, hastalığa ev sahipliği yapan bir gen türevinin 12. kromozom üzerinde lokalize olduğunu göstermiştir.

Dr. Drayna ve ekibinin yaptığı son çalışmada ise kromozom 12 üzerindeki bu genin ve türevlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kullanılan spesifik belirteçlerle bu bölgenin dizilenmesi sonucu N-acetylglucosamine-1-phosphate transferase (GNPTAB) olarak bilinen gende mutasyon saptanmıştır. Daha sonra GNPTAB geninin yüksek memelilerde bulunduğu ve lizozom içerisinde gerçekleşen hücresel elementlerin yıkımı ve tekrar oluşturulmasından sorumlu bir enzimin kodlanmasına yardım eden bir gen olduğu gösterilmiştir.

Daha sonra 393 gönüllü kekeme (ailesel örnekler) ve 372 kontrol örneğinde bu genlerin analizi yapılmıştır. GNPTAB’a ait 3 farklı mutasyon bu ailelerde bulunurken, kontrol örneklerinde bu mutasyonlara rastlanmamıştır.

GNPTAB, GNPTG adı verilen başka bir gen ile birlikte enzimin üretilmesini sağlarken, aynı mekanizmanın ikinci basamağında görevli olan NAGPA adlı enzimle de birleşerek, lizozomal enzimlerin hücresel elementlerin yıkımında yönlendirilmesini sağlamaktadır. GNPTAB geni ile yakın ilişki içerisinde bulunan bu iki genin de (GNPTG ve NAGPA) kekemelikle ilişkili olarak bazı mutasyonlar içerebileceği düşünüldüğünden, yapılan analizler sonrasında bu iki genin çeşitli mutasyonları kekemelerde bulunurken, kontrol örneklerinde rastlanmamıştır.

GNPTAB ve GNPTG genlerinin, mukozalipidosiz (MLII, III) denilen ve lizozomal depolama ile ilgili bir hastalıkla olan bağlantıları daha önce açığa çıkarılmıştı. Bu genin ürünü moleküllerin büyük miktarlarda depolanması sonucu iskelet sistemi, kalp, karaciğer ve hatta gelişimde beyin ile ilgili hastalıklara da yol açtığı bilinmektedir. Ve bu çalışma ile de ayrıca konuşma ile ilgili problemlere de yol açabileceği gösterilmiştir.

Bu buluş ile kekemelik için yeni tedavi açılımları gerçekleştirilebilecektir. Örneğin, mukozalipidozis hastalığı için uygulanan, enzimlerin dolaşıma enjeksiyonu ile eksik enzimlerin konsantrasyonlarının arttırılması metodu kekemelik için de kullanılarak, gelecekte kekemeliğin tedavisinin yapılabilmesi öngörülmektedir.

Araştırmacılar, kekeme insanların yüzde 9’unda bu mutasyonların bulunduğunu tahmin etmektedirler. Gelecekte ise yapılacak olan daha geniş epidemiyolojik bir çalışma ile, mutasyonların gerçek prevelansını ve biyokimyasal olarak mutasyonların enzim yapısını nasıl etkilediğini çıkararak, akıcı konuşmanın biyokimyasını açıklamak istemektedirler.

 

KAYNAKLAR

1) http://www.medicalnewstoday.com/articles/178868.php, 20 şubat 2010.

2) Kang C. ve ark., Şubat 2010, Mutations in the Lysosomal Enzyme–Targeting Pathway

and Persistent Stuttering, New Englan Lournal of Medicine, 10.1056/nejmoa0902630