Ana sayfa 73. Sayı Kimyasalların karanlık yüzü – 2 Kozmetiklerdeki tehlike

Kimyasalların karanlık yüzü – 2 Kozmetiklerdeki tehlike

Kimyasalların Karanlık Yüzü

163
PAYLAŞ

Derleyen: Bahar Işık

Şampuanlardan, nemlendiricilere, parfümlerden güneş kremlerine, ojelerden saç boyalarına kadar pek çok kişisel bakım ürününün içeriğinde yer alan kimyasallar, birçok kanser türünden, kısırlığa dek çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu açıdan bakım ürünleri, hükümetlerin ve endüstrinin halk sağlığında başarısızlığının çıban başları gibidir. Kişiler, kullandıkları ürün sayısını azaltmalı, aldıkları ürünü kimyasal içerik açısından kontrol ederek daha sağlıklı seçimler yapmalıdır. Hükümetler, bu ürünler için kapsamlı güvenlik standartları belirlemelidir. Şirketler ürünlerini yeniden formüllendirerek, müşterilerini, potansiyel toksik kimyasallardan, test edilmemiş içeriklerden, tehlikeli etkilerden korumalıdır.

 

Sunuş: Bahar Işık’ın, “Kimyasalların karanlık yüzü” adlı üç yazıya böldüğümüz bu kapsamlı derlemesinin geçen sayımızda yayımlanan bölümünde, evimizde iç içe yaşadığımız halı, perde, oyuncak, televizyon, bilgisayar, yazıcı gibi pek çok çeşit ürüne giren, insan yapımı kimi kimyasal gruplarının sağlık açısından bilinen, olası zararlı etkilerinden söz ediliyordu. Yazıda, pek çok sentetik kimyasalın üzerinde insan sağlığına etkileri açısından bir araştırma yürütülmediği de belirtiliyordu. Bu sayıda yayımladığımız bölüme, kozmetiklerde kullanılan kimyasallar ve bunların olası etkileri konu ediliyor. Gelecek sayımızda yer vereceğimiz üçüncü bölümde ise, deterjanlar ve sabunlar gibi temizlik maddeleri ele alınacak.

 

Merkezi Washington’da bulunan EWG’nin (Çevre Çalışma Grubu) 2004 tarihli bir raporuna göre, 7497 kozmetik bakım ürününün yüzde 99,7’sinde şimdiye kadar hiç araştırılmamış en az bir kimyasal bulunuyor. Her 120 üründen biri kanserojen madde içeriyor. Ayrıca raporda uzun süre kullanılan kozmetiklerin, kısırlıktan, doğum sonrası sakatlıklara kadar pek çok probleme neden olabileceği iddia ediliyor.

EWG’nin Skindeep Raporu’nda sonuçları yer alan, 2300 kişi arasında yapılan başka bir araştırmaya göre, insanların günde ortalama dokuz bakım ürünü kullandıkları belirtiliyor. Dolayısıyla vücudumuz her gün, içinde şampuan ve saç kreminin de bulunduğu bu ürünlerin içindeki 126 kimyasalla etkileşime giriyor. Ama bu ürünlerin içerdiği kimyasalların, vücutla uzun süreli etkileşiminde nasıl sonuçlar doğurabileceği tümüyle meçhuldür

İnsan soyu üreme yeteneğini kozmetikler yüzünden kaybedebilir

Gebeliğin ilk 3 ayı, erkek bebeklerin gelecekteki üreme yeteneğinde belirgin bir etkiye sahiptir. İlk 12 haftada maruz kalınan kozmetiklerdeki kimyasallar, hayatın ilerleyen kısmında sperm yapımını azaltıp infertiliteye neden olabilir. Söz konusu ürünler kadınların çoğu tarafından günlük kullanım alışkanlığına girmiştir. Kanıtlar kesin değilse de, sürdüğümüz her şey kendi kanımızda, hatta doğmamış bebeğimizin dokularında bile rahatlıkla gezebilmektedir. Aynı bebeklerde testis kanseri de daha fazla görülmektedir. İngiltere’de 1975’de 850 testiküler kanser bildirilmişken, 2004’de bu sayı 1889’a ulaşmıştır. Mevcut kanıtlar hayvan deneylerine dayanıyor olsa da, ihtimallerden dolayı, bebek planlıyorsanız, yaşam şeklinizi değiştirmelisiniz.

Son dönemde Fransız Sağlık Bakanlığı, kozmetiklerin gebeler için uygun olup olmadığı konusunda etiketlenmesinin düzenlemesiyle ilgilenmeye başlamış. Bu ilginin nedeni, İngiltere’de yapılan bir çalışma. Çalışmada, normalden fazla saç spreyine maruz kalan gebelerin çocuklarında bir gelişimsel üreme bozukluğu olan hipospadiasaya dikkat çeker oranda daha fazla rastlandığı bildirilmiş. Bu etki, spreylerdeki kimyasalların hormon kesintisi etkisine bağlanıyor.

Gebeler özellikle hamileliklerinin ilk 3 ayında ne kullandıklarına dikkat etmeli ve bu etkilenimleri en aza indirmeliler. Sağlığı yerinde pek çok kişi, natürel, organik, ilkel ürünlerin en iyisi olduğunu düşünmekte. Doğa ihtiyacımız olan her şeyi sağlamıştır. Toksik kimyasalları üzerine sürerek derimizi ne daha yumuşak, ne düzgün, ne de daha genç yaparız. Bu toksinler derimizi en çok etkileyen organ olan karaciğerimizde işlenmek zorunda kalır. Sadece gebeler değil, tüm bireylerin bu gerçeklere dikkat etmesi gerekmektedir.

 

Kozmetikler ve meme kanseri ilişkisi

FDA’nın (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) istatistiklerine göre 15 bin kişisel bakım ürününün yüzde 90’dan fazlası güvenilirlik açısından araştırılmamıştır. FDA günlük kişisel bakım ürünlerini düzenlemek için otorite olmadığını belirtmektedir. Güvenli Kozmetik Topluluğu (Campaigne for Safe Cosmetics) gibi gruplar bu işi gözetmeye çalışmaktadır. Halen dünyanın en büyük “online” kozmetik güvenilirlik veritabanına sahip olan Deep Skin’e göre, hükümetlerdeki otoriteler tarafından sertifikalandırılmış, marketlerdeki her 100 ürünün 99’u (şampuanlar, losyonlar, makyaj ürünleri, dudak mumları ve balsamlar gibi), bilinen ya da olası insan kanserojenidir. Listeye yeterince yakından bakarsınız, neredeyse tüm ürün içeriklerinin zararlı olduğunu görürsünüz.

Bu verilerin çoğu abartılı gelebilir. Ama aynı zamanda bu test edilmemiş kimyasallar çevremize ne zaman girdiyse, meme kanseri sıklığı da dramatik olarak artmıştır. Bu bir tesadüf mü? Son yıllarda çevremizdeki kirleticiler ve insan yapımı kimyasalların meme kanseri ve daha birçok hastalığın sıklığını artırdığına dair pek çok kanıt gelmekteyse de, kozmetiklerle bağlantının daha çok kanıta ihtiyacı bulunuyor. Kanunlardaki en büyük açıklardan biri, kozmetiklerdeki şüpheli madde miktarlarında herhangi bir kısıtlama bulunmamasıdır.

 

Gargaralar ağız kanserine yol açabilir mi?

Sağlık getirdiği iddiası ile etiketlenip market raflarına dizilen gargaraların, eğer alkol de içeriyorlarsa, ağız kanserinde artma riski oluşturduğuna dair artık yeterince kanıt var. Etanol, nikotin gibi kansere neden olan kimyasalların ağız tabanından emilimini artırıyor. Alkolün toksik bir parçalanma ürünü olan asetaldehit de, uzun çalkalama sırasında ağız içinde oluşup emilmektedir, bu yolla etanolün kendisinin de kansere neden olduğu iddia edilmektedir. Başka hiçbir risk faktörüne sahip olmayan, sadece alkollü gargara alışkanlığı olan pek çok kanserli bildirilmiştir. Bazı gargaralar yüzde 26 alkol içerir. Bu, şarap içeriğinden de, bira içeriğinden de fazladır. Alkollü içki içerken birlikte yemek de yendiğinden, tükürük salgılanmakta, ayrıca alınan içki pek de bekletilmeden yutulmaktadır. Sigara ve alkol iyi tanımlanmış risk faktörleridir, ama alkollü gargaralar çok daha fazla tartışmalıdır. Ağız kanseri sakatlayıcı bir hastalıktır. Her yıl binlerce insanı etkiler ve bunların yarısı tanı konduktan sonra beş yıl içinde ölür.

 

Nemlendirici kullanımı deri kanseriyle ilintili

Farelerde bir grup yaygın kullanılan nemlendirici kremle yapılan deneylerle, bu ürünlerin deri kanseriyle ilintisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir deri kanseri türü olan melanoma olmayan tümörlerin, kontrol grubuna göre belirgin fazla olduğu gözlenmiştir. Nemlendiriciler arasında da oldukça farklı sonuçlar elde edilmiştir. Sodyumlaurilsülfat gibi şüphelileri içermeyen bir karışımla yapılan deneyde ise tümör oranı oldukça düşük çıkmıştır. Daha önce UVB ışımasına maruz kalmış olanlarda (güneşlenmiş, solaryuma girmiş) bu tümörojenik etki daha belirgindir.

 

Güneşten koruyucular deri kanserine yol açan UVA’ya etkisiz!

Bir çalışmada, analiz edilen 979 güneşten koruyucunun sadece yüzde 14’ünün güvenlik ve etkinlik, UVA ve UVB radyasyonunu engelleme, güneşte kalıcılık ve sağlığa zararlı olduğu bilinen veya şüphelenilen herhangi bir bileşeni az da olsa içermeme açısından EWG’nin kriterlerine uyduğu tespit edilmiştir. Pek çok üründe UVA koruması bulunmamaktadır. Çalışmadaki analizlerde yüksek SPF’li (en az 30) ürünler, yüzde 7’si hariç, sadece güneş yanığından yani UVB radyasyonundan korumakta, UVA’dan koruduğu bilinen bileşenleri içermemektedir. Oysa deri hasarı ve yaşlanmayı, immün sistem problemlerini ve potansiyel deri kanserini UVA ışınları yapmaktadır. FDA güneşten koruyucuların UVA ışımasına karşı korumasını talep etmemektedir!

Güneş kremleri güneşte bozulurlar. Bir çelişki olarak, pek çok güneş perdesi ürünün bileşenleri dakikalar içinde güneşte yıkılmakta, UV radyasyonunun deriden girmesine neden olmaktadır. Marketteki ürünlerin yüzde 44’ü stabil olmayan içerene sahiptir. Bu da bu ürünlerin kılavuzlarında belirttiği süre kadar etkili olup olmadıklarını sorgulanır hale getirmektedir. FDA güneşten koruyucuların stabilitesiyle ilgili de herhangi bir talepte bulunmamaktadır!

Birleşik Devletler Hastalık Kontrol Merkezi’nin (U.S Centers for Disease Control) bir çalışmasında, Amerikalıların yüzde 97’sinin, bir güneş kremi içeriği olan oksibenzona maruz kaldığı bildirilmiş. Bu madde, alerjiler, hormon bozuklukları ve hücre hasarıyla bağlantılıdır. Ayrıca yeni bir yayında, anneleri gebeliği boyunca güneş kremi kullanan kız bebeklerin düşük doğum ağırlığıyla doğrdukları iddia edilmektedir. Oksibenzon ayrıca, başka kimyasalların deriden emilimine de yardımcı olan bir maddedir. En çok güneş kremi içinde kullanılmakla birlikte, başka en az 567 kişisel bakım ürünü içinde de bulunmaktadır.

EWG’nin baskıları sonucu 2008 Ekim’inde güneşten koruyucu ürünlerde standartlar genel hatlarıyla belirlenmiş, ancak sonuçlandırılamamıştır. 910 tane ismi belli ürünün yüzde 84’ünün etkisiz olduğu ya da oksibenzon gibi ciddi güvenlik sorunları taşıyan içeriklere sahip olduğu belirlenmiştir.

 

Parfüm kullanırken iki kez düşünün!

Bir gün tüm sahte kokular yasaklanırsa, dünya çok daha güvenli bir yer olacak. Kokular, kokuları maskelemek için kullanılır. Bir kokudan kurtulacağınıza iki kokunun etkileriyle baş etmek zorunda kalırsınız. Sahte koku demek, doğada karşılığının olmaması demektir. Parfümler, çamaşır deterjanları, yumuşatıcılar, hava tazeleyiciler (hava zehirleyiciler denmeli) ve pek çok temizlik ürünü sahte koku içerir. Kuru temizlemede bile, elinize temiz diye verilen giysiniz çoğunlukla sadece ütülenip kokulandırılır.

Parfümlerin neredeyse tamamı sahtedir. Örneğin benzen ailesi tatlı bir kokuya sahiptir ve parfümcüler arasında çok popülerdir. Benzen, petrol bazlı, ucuz, elde edilmesi kolay bir kimyasaldır, ayrıca löseminin de iyi bilinen bir nedenidir. Romantik bir gecenin hemen öncesinde bileğe sıkılmış bir parfümün izini, sıkanın giysisinden, odasına, arabasından dişçisinin bekleme salonuna kadar pek çok yerde bulabilirsiniz.

Yakın zamanda Kaliforniya’da oyuncaklarda yasaklanan fitalatlar (fetusta seksüel gelişimi ketler), kıyafetlerde, şiltelerde, bir de parfümlerde kalıcılığı artsın diye kullanılmaya devam etmektedir.

Halı tüyleri ve kediler gibi eski moda alerjenleri gözden düşürmeye çalışmıyoruz, ancak parfümler astımı tetikleyen ilk 5 alerjen içinde yer alıyor. Bir sürü işlenmiş gıdadaki koku maddelerinden haberimiz yok. Örneğin mikrodalga fırınlarda patlatmak için hazırlanan mısırlara, yağlı çekici kokusunu veren diasetil, sıcakken ve sıklıkla solunursa, ciddi akciğer hastalığına neden olmaktadır. Diasetillenmiş mısır patlağı devri geçse de, onunla ciğerleri sakatlanmış fabrika işçilerini daha uzun süre göreceğiz. Sağlam bir erişkinin etkilenmesi için çok fazla patlamış mısır gerekebilir, ama ya astımlı bir çocuk için? En sağlıklısı, sentetik kokulardan uzaklaşmak, toplu alanlarda kullanılmasının engellenmesini tartışmaktır. (Otobüslerde, lokantalarda, hastanelerde vs.)

Konuşmaya başladığınızda, ne kadar çok kişinin kokulardan nefret ettiğini söylemeye başladığını görünce, hayret edeceksiniz. Ağır parfüm kullanan bir iş arkadaşınız, oda spreyi sıkan bir iş yeriniz varsa, temiz hava solumanın en doğal hakkınız olduğunu söylemenin tam zamanı demektir.

Parfümlerde, natürel diye etiketlenmiş ürünler, ne yazık ki hiçbir doğal içerik taşımıyorlar, olsa olsa, doğal bir kokuya benziyorlar. Oysa o doğal gibi algılanan kokunun altında, kanserojen, hormon taklit eden, alerjen madde bulunuyor. Tek çare etiketi dikkatlice okumak. Eğer “pür esansiyel yağ” veya örneğin “lavanta yağı” yazıyorsa, hakiki üründür.

 

Organik kozmetiklerde aldatıcı etiketleme

9 Nisan 2009’da ABD’de yapılan Natürel Güzellik Zirvesi’nde “doğal ve organik” olarak etiketlenmiş ürünlerin standardize edilmesi üzerine kararlar alınmış. Organik Tarım Hareketi Uluslararası Federasyonu da, aynı problemin organik gıdalar için de sürdüğüne dikkat çekmiş!

Toplantıda ayrıca araştırmalarda etik, biyoçeşitliliğe etki, ekolojik paketleme, perakendecilikte etik sorunlar da tartışılmış. Natürel kozmetik ürünlerde giderek artan yiyecek içeriklerine dikkat çekilmiş. Kozmetik sanayinin mutfak tezgâhına dönmeye başladığı konuşulmuş. Yiyecekleri kozmetiklere dönüştürmedeki teknik problemler tartışılmış.

Araştırılan 28 ürünün 22’si etiketinde belirtilen içerikte çıkmamış. 12’si prezervatifsiz olduğunu, 16’sı parabensiz veya fenoksietanolsüz olduğunu iddia etmekteymiş. Bu ikinci grupta, bunların yerine benzoik veya sorbikasit, benzoikalkol ve dihidroasetikasit kullanıldığı anlaşılmış. Koruyucu bulundurmayan bazı ürünlerde de açılmadan kısa bir süre sonra bakteri üremesi tespit edilmiş.

 

Ergenlik dönemindeki çocuklarda kimyasal etkilenim kuşkusu

Gene EWG’nin (Çevre Çalışma Grubu) yaptığı bir çalışmada, yaşları 14-19 arasında değişen 20 ergenin kan ve idrarında, kozmetik ve vücut bakım ürünlerinde kullanılan dört ana kimyasal aileye üye, 16 kimyasal hasarlayıcı tespit edilmiştir. Bu kimyasal aileler fitalatlar, triklosan, parabenler, misklerdir. Bu kimyasallarla ilgili yapılan çalışmalar kanserden hormon kesintisine kadar potansiyel zararlara sahiptir. Hele metil ve propilparaben, test edilen tüm kız çocuklarda bulunmaktadır. Bu etkilenimlerin gelişmenin en hızlı dönemi olan ergenlikle çakışması anlamlıdır. Üreme, bağışıklık, kan, böbreküstü hormon sisteminde yapılanma, hızlı kemik gelişimi, büyüme sıçraması, metabolik kayma, beyin yapı ve fonksiyonunda anahtar değişiklikler hep ergenlik dönemine özgüdür. Vücuttaki seks hormonlarının düzeyindeki trilyonda birlik değişme bile erişkinliğe dönüşümü tetikleyebilmektedir. Ergenler, kimyasallara erişkinlerden kat kat fazla duyarlıdır. Toksik saldırıya duyarlılık penceresinden bakınca, ergenlerin adeta deney alanı olduğu görülür. Her gün artan ürün sayısı ve kullanım yaygınlığı, bu durumu daha da kötüleştirmektedir. Bir çalışmada erişkin bayanlar günlük ortalama 12 ürün kullanırken, ergenlerin ortalama 17 ürün kullandığı görülmüş.

 

Bebek kozmetikleri ne kadar gerekli?

Hem yeni doğmuş bebeğimizin muhteşem cildi için pimpiriklenir, hem de günlük kullandığımız kimyasallardan oluşmuş bir kokteylle (karışım) onun her tarafını poşetleyip kaplamaz mıyız? Her gün daha fazla araştırma, kimyasallarla davranış problemleri arasında bağlantı kurmaktadır. Bir araştırmada modern yaşamda toksiklerdeki artışla birlikte, astım gibi sağlık sorunları, dikkat eksikliğini de içeren davranış problemleri, hatta otizmin de arttığı ilişkilendirilmiş. Artık kronik hastalıkları daha genç bireyler taşımaktalar.

Sağlıklı bir çocuğun cilt bakımı için basit bir bitkisel yağlı sabun ile su yeterlidir. Çocuklarınıza basit bir temizlik alışkanlığı yerleştirin. Çoğu çocukta en çok sıkıntı nedeni basit bir deri kuruluğudur ve o da parfümsüz bir nemlendirici, hatta daha iyisi zeytinyağı ile kolayca rahatlatılabilir. Bilinçli tüketici olun. Fitalatlar, sodyumlaurilsülfat, cocomid DEA gibi içerikler karşısında uyanık olun. Parfümlü ürünlerden uzak durun. “Natürel, organik” gibi etiketler konusunda uyanık olun. Sertifika logolarını kontrol edin. Çocuklarınızın kimyasallara temasını azaltın. Oynadıkları, yedikleri ve sürdüklerine dikkat edin.

 

Türkiye’de kozmetikler üzerine düzenleme

Türkiye’de Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’nın amacı, Devlet İlaç ve Kozmetik Kontrol Sistemi içinde sağlık otoritesinin laboratuvar hizmetlerini yürütmek; ülkede üretilen ve ithal edilen tüm beşeri ilaçların, ilaç hammaddelerinin, cerrahi malzeme ve tıbbi cihazların ve kozmetik numunelerinin fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve farmakolojik analizlerle kalite kontrollerini yapmak; ilaç, cerrahi malzeme ve tıbbi cihaz, kozmetik üretim yerlerinin denetimine bilirkişi olarak katılmak; konuları ile ilgili danışmanlık ve referans hizmetlerini yürütmektir. Ülkemizde Devlet İlaç Kalite Kontrol Zinciri içinde laboratuvar hizmetleri Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı İlaç ve Kozmetikler Araştırma Müdürlüğü’nce yürütülmektedir.

Son söz olarak şunları söyleyebiliriz: Kozmetikler ve diğer bakım ürünleri, hükümetlerin ve endüstrinin halk sağlığında başarısızlığının çıban başlarıdır. Sağlık yasaları, ürünler satılmadan önce içeriklerinin güvenilirliği açısından firmaların denetlenmesini zorunlu kılmamaktadır. Dolayısıyla güvenlik standartları da oluşmamaktadır. Hükümetler, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri için kapsamlı güvenlik standartları belirlemelidir. Kişiler, kullandıkları ürün sayısını azaltmalı, aldıkları ürünü güvenli kozmetik kılavuzlarından kontrol ederek kendileri için daha sağlıklı seçimler yapmalılar. Şirketler ürünlerini yeniden formüllendirerek, müşterilerini, potansiyel toksik kimyasallardan, test edilmemiş içeriklerden, tehlikeli etkilerden korumalıdır.

 

KAYNAKLAR

1) David Santillo, Iryna Labunska, Helen Davidson, Paul Johnston, Mark Strutt & Oliver Knowles; “Consuming Chemicals – Hazardous chemicals in house dust as an i ndicator of chemical exposure in the home”, 30.4.2003; http://www.greenpeace.org.uk/MultimediaFiles/Live/FullReport/5679.pdf.

2) Ruud J. B. Peters, “Hazardous Chemicals in Consumer Products – Test Results”, TNO labs, 19.10.2003; http://www.greenpeace.org/raw/…/hazardous-chemicals-in-consume.pdf.

3) Kevin Brigden, Joe Webster, Iryna Labunska and David Santillo; “Toxic Chemicals in Computers Reloaded”, 23 October 2007; http://www.greenpeace.org/raw/content/international/…/laptopreport2.pdf.

4) Catherine N. Dorey, PhD, “Chemical Legacy Contamination of the Child”; http://www.greenpeace.org/raw/content/…/chemical-legacy-contaminatio.pdf.

5) Madeleine Cobbing – Environmental Consultant, “Changing The Market To Supply Toxic-free Products Second Edition: February 2007.”; http://www.greenpeace.org/raw/content/international/press/reports/chemical-home-company-progress.pdf.

6) “Man made chemicals in Maternal and Umbilical cord blood”, TNO 08, September 2005; http://www.greenpeace.org/raw/content/nederland-old/reports/man-made-chemicals-in-maternal.pdf.

7) Prof. Dr. Veli Deniz, “Evimizdeki tehlikeli atıklar”, Kocaeli Üniversitesi, Kimya Mühendisliği Bölümü; http://www.cevreciyiz.com/images/contents/At%C4%B1klar%20ve%20Geri%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm%20Dosyas%C4%B1/12_tehlikeliatik.pdf.

8) “Products Targeted to Children Contain Hazardous Chemicals and Ingredients Not Found Safe for Kids”; http://www.cosmeticsdatabase.com/special/parentsguide

9) CDC (Centers for Disease Control), 2005. “National Report on Human Exposure to Environmental Chemicals: Centers for Disease Control”; http://www.cdc.gov/exposurereport/.

10) Centers for Disease Control (CDC), 1982. “Neonatal deaths associated with use of benzyl alcohol”, United States. Morbidity and Mortality Weekly Report, 31(22): 290-291; http://www.cdc.gov/MMWR/preview/mmwrhtml/00001109.htm.

11) CFR (Code of Federal Regulations), 2006. “Air contaminants”; http://www.osha.gov/pls/oshaweb/owadisp.show_document?p_table= STANDARDS&p_id=99.

12) EWG (Environmental Working Group), HCWH (Health Care without Harm), WVE (Women’s Voices for the Earth), (Houlihan, Brody, Schwan). 2002. “Not Too Pretty: Phthalates, beauty products, and the FDA”, Washington DC, July 10, 2002; http://www.ewg.org/reports/nottoopretty/.

13) EWG (Environmental Working Group), 2005. “Body Burden: the Pollution in Newborns”, Washington DC, July 14, 2005; http://www.ewg.org/reports/bodyburden2/.

14) EWG (Environmental Working Group), 2007, “Scented Secrets: Fragrances hide toxic chemical ingredients”, Washington DC, Feb. 2, 2007; http://www.ewg.org/reports/scentedsecrets/.

15) FDA (U.S. Food and Drug Administration), 1995. “Cosmetic ingredients: Understanding the puffery. FDA Consumer”, May 1992, JE Foulke, reprint with revisions; http://www.fda.gov/fdac/reprints/puffery.html.

16) FDA (U.S. Food and Drug Administration), 2000. “Clearing Up Cosmetic Confusion”, FDA Consumer, May – June 1998; Revised May 1998 and August 2000; http://www.cfsan.fda.gov/~dms/fdconfus.html.

17) Hayes P, Martin TP, 1990. “Isopropyl alcohol: Poisons Information Monograph 290”,  International Programme on Chemical Safety; http://www.inchem.org/documents/pims/chemical/pim290.htm.

18) Ries LAG, Melbert D, Krapcho M, Mariotto A, Miller BA, Feuer EJ, Clegg L, Horner MJ, Howlader N, Eisner MP, Reichman M, Edwards BK (eds); 2007. “SEER Cancer Statistics Review, 1975-2004”, National Cancer Institute, Bethesda, MD; http://seer.cancer.gov/csr/1975_2004/, based on November 2006, SEER data submission, posted to the SEER web site, 2007.

19) Steingraber S., 2007. “The Falling Age of Puberty: What we know, what we need to know”, Breast Cancer Fund, August 2007; http://www.breastcancerfund.org/site/pp.asp?c=kwKXLdPaE&b=3266509.

20) By Rebecca Sutton, Ph.D, Staff Scientist, September 2008; “Teen Girls’Body Burden of Hormone-Altering Cosmetics Chemicals”, Adolescent exposures to cosmetic chemicals of concern; http://www.ewg.org/reports/teens.

21) Jane Houlihan,Timothy Kropp, Richard Wilis, Sean Oray, Chris Campbell; Environmental Working Group, July 14 2005. “Body Burden/The Pollution in Newborns/ Abenchmark investigation of industrial chemicals, pollutuants, and pesticides in human umblical cord blood/”; http://www.ewg.org/reports/bodyburden2/execsumm.php.

22) http://www.rshm.saglik.gov.tr/.

23) http://www.bugday.org.

24) http://www.kimyaturk.net.

25) Prof. Dr. Recep Akdur, “İşyerinde Toksinler”,  http://www.recepakdur.com/getfile.asp?file…pdf.

26) PANUPS Pesticide Action Network Updates Service, Archive for complete information; http://www.panna.org.

 

GELECEK SAYIDA:

Kimyasalların karanlık yüzü 3

Temizlik maddeleri

 

Etiketlerinde bu kimyasal grupları içeren ürünleri almayın!

Kozmetik ürün gruplarına göre kaçınılması gereken kimyasallar

Şampuanlar ve şekillendiricilerde kaçınılması gereken bileşenler

  • DMDM (dimetiloldimetil) hidantoin: Koruyucu olarak ürünlere konulmaktadır. Alerjen ve irritandır. Kansere neden olabilen tetikleyicidir. İnsanda immün sistem toksiğidir. Deri toksiği olduğuna dair güçlü kanıtlar mevcuttur. Deride kaşıntı, yanma, kepeklenme ve su toplamayı içeren immün sistem duyarlanmasına bağlı yanıt oluşturmaktadır. Kozmetiklerde kullanımına, miktar veya üretiminde sınırlandırmalar getirilmiştir. Endüstri güvenlik paneline göre uçucu ürünlerde kullanımı güvenli değildir. Japonya’da da kozmetiklerin bazılarında kullanımına konsantrasyon sınırı getirilmiştir. Orta düzey dozlarda geniş sistemik etki birden fazla hayvan deneyinde gösterilmiş. Geniş sistemik toksisite farelerde, karaciğerde değişiklikler sıçanlarda, primer deri tahrişi tavşanlarda, midede kanama veya ülserasyon sıçanlarda gösterilmiştir. Yaban hayat veya insanda birikimiyle ilgili bilgi bulunmamaktadır.

Fragrance: Kokulandırıcı, maskeleyici olarak kullanılır. Nörotoksik, alerjen, hormonal bozukluğa neden olan kimyasallar içerebilir.

Ceteareth ve PEG (polietilenglikol) bileşikleri: Bağlayıcı, nemlendirici, çözücü amaçla kullanılır. Kansere neden olabilen ajanları içeren petrokimyasallardır.

Vücut jeli ve sıvı sabunlarda kaçınılması gereken bileşenler

Triklosan: Kozmetik antibiyotik, koku giderici, koruyucu olarak kullanılır. Tiroit bozukluğu ile bağlantılıdır, musluk suyuyla bir araya geldiğinde toksik yan ürünlerin oluşumuna neden olur.

DMDM (dimetiloldimetil) hidantoin.

Fragrance.

Diş macunlarında kaçınılması gereken bileşenler

Fluoride: Çürük engelleyici, antiplak ve ağız bakım ajanı olarak kullanılır. Yüksek dozda diş lekelerine neden olabilen nörotoksik ajandır.

Triklosan.

PEG polietilen glikol bileşikleri.

Güneşten koruyucularda kaçınılması gereken bileşenler

Oksibenzon: UV absorbanı ve filtreleyicisidir. Güneşte, alerji ve kansere neden olabilen kimyasallar oluşturabilir. Oksibenzonun güvenilirliğiyle ilgili en son gözden geçirim çalışması, 1970’lerde yapılmıştır. O zamandan beri kullanımı yaygınlaşmış ve toksisite verileri artmıştır. Yakın zamanda Avrupa’da yapılan bir çalışmada da güneş kremlerinde oksibenzon kullanımının güvenilirliğine dair yeterli bilgi olmadığı belirtilmiştir.

DMDM (dimetiloldimetil) hidantoin.

Trietanolamin: Parfüm içeriği, pH ayarlayıcı, surfaktan olarak rol alır. Alerjen ve irritan, kansere neden olabilen bileşendir.

Islak mendillerde kaçınılması gereken içerikler

2-bromo-2-nitropropane-1,3-diol (Bronopol): Alerjen ve irritan, kansere neden olabilen dönüşümü sağlayabilir.

DMDM (dimetiloldimetil) hidantoin.

Fragrance.

Losyon ve nemlendiricilerde kaçınılması gereken bileşenler

DMDM (dimetiloldimetil) hidantoin.

Fragrance.

Ceteareth ve PEG bileşikleri.

Pişik kremlerinde kaçınılması gereken bileşenler

BHA bütilhidroksianisol (antioksidan, parfüm içeriği, maskeleyici ve koruyucu): Deride renk kaybına neden olabildiğinden diğer ülkelerde yasaklanmış.

Borikasit ve sodyumborat: pH ayarlayıcı, tamponlayıcı. Endüstri otoriteleri infant veya hasarlı deride kullanımına karşı uyarıyorlar.

Fragrance.

Bebek pudralarında kaçınılması gereken bileşenler

DMDM (dimetiloldimetil) hidantoin.

Sodyumborat.

Fragrance.

Oyuncak makyaj malzemelerinde dikkat edilmesi gereken bileşenler

Dudak parlatıcılar: Çocukların ufak miktarlarla yuttuğu parlatıcılar zararlı ajanlar içerebilir.

Tırnak cilası: Dibutilfitalat ( plastize edici, çözücü) ve toluen (antioksidan, maskeleyici) içerebilir. Bu kimyasallar, hormonal bozukluk ve kanserle bağlantılı.

Pudra formunda kozmetikler: Çocuklar bu pudraları soluyabilir, akciğerlerini hasarlayabilir.

Fragrance.

 

Kozmetiklerdeki diğer tehlikeli kimyasallar

Kömür katranı: Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’nin 2004 listesinde yer alan bu kimyasal, önemli kanserojenlerden biri olarak kabul ediliyor.

Benzilviyolet 4B: Kimi ürün içeriklerinde sadece “viyolet 2” olarak da yazılan bu madde de Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’nden onaylı bir kanserojen. Raporda (EWG, 204), bu kimyasalın tırnak kırılmalarını önleyen ojelerden, vücut kremine kadar 25 üründe kullanıldığı belirtiliyor.

Kurşunasetat: Bilinen bir kanserojen ve üreme toksinidir. Bebek ve çocukların beyin gelişimine zarar verdiğine ilişkin çeşitli araştırma sonuçları olan bu kimyasal, ayrıca ABD Sağlık Bakanlığı Zehir Toksikoloji Programı’nda da yer verilen zehirli bir maddedir. Rapora (EWG, 2004) göre 16 saç boyasının içeriğinde bulunuyor. Rahatlıkla yerine zararsız başka siyah boyalar kullanılabilir.

Progesteron: Çeşitli hayvan deneylerinin ardından kansere neden olabileceği tespit edilen bu kimyasalın, ayrıca üreme sistemine zarar verebileceği belirtiliyor. Menopoz kremleri ve saç koruyucu kremler olmak üzere toplam 23 ürünün içeriğinde mevcut.

Selenyumsülfit: ABD Ulusal Toksikoloji Programı’na göre bu maddenin de kanserojen olduğu belirtiliyor. Bu madde, kepek şampuanı olarak, ülkemizde de dermatologlar tarafından senelerce önerilmiştir.

Silika: Farklı formları ve türevleri kullanılsa da, silika ve silika bazlı kimyasalların hepsi Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’ne göre kanser riski taşıyor. EWG raporu (2004), her dokuz üründen birinde bu kimyasala rastlandığını belirtiyor. Toplam 862 üründen 14’ünde kimyasal toz formunda yer almış. Oysa FDA araştırmalarına göre, bu kimyasalın toz halinde kullanılması akciğerler için çok zararlı.

Siloksan D4 ve D5: Kanada Hükümeti, siloksan D4 ve D5’in kullanımına ilişkin uyarı niteliğinde bir bildiri yayımlamış. İlk defa bir hükümet bu tarz bir açıklamada bulunmuş. D4 ve D5 siloksan, hayvansal dokularda birikebilen, kalıcı-organik bir kirleticidir. Uterusta tümör de dahil üreme hasarı yapmaktadır. Rujlar, losyonlar, saç bakım ürünlerinde yaygın kullanılırlar. EWG’nin 41 bin üründe yaptığı bir çalışmada biberon başı gibi plastikler, temizleyiciler, kişisel bakım ürünleri de dahil her yedi ürünün altısında siloksan tespit dilmiştir. Araştırmalar hayvanlarda yapıldığı için Kanada Hükümeti dikkati çevre kirliliğine çekmiş! Doku benzerliğinden dolayı insana da zararlı olabilir diye vurgulanmış. EWG, Amerikan Çevre Koruma Grubu’nun (USA Environmental Protection Agency) D4 ve D5’lerle ilgili hiçbir açıklamada bulunmamasından şikayetçi olmuş.

Akrilamid: Doğal olarak bazı besinlerde de oluşmaktadır. (Yüksek ısıda kızartılan patatesler gibi.) Bilinen bir kanserojen, mutajen ve erkek üreme toksinidir. Saç ürünleri, el ve vücut losyonları ve güneşten koruyucularda suda çözünen film tabakası yapmada kullanılır. Eşdeğer etkinlikte ve güvenilir pek çok alternatifi bulunmaktadır.

Dibütilfitalat: Parfümler, saç spreyleri, deodorantlarda kullanılan bir üreme toksinidir. Erkek fetusta gelişimsel toksisiteye ve kısırlığa neden olur. Tırnak cilalarında da kullanılmıştır, ama şimdi çoğu daha güvenilir alternatiflerle değiştirilme yolundadır.

Etilenoksit :Bilinen bir meme kanserojenidir. Popüler şampuan markalarınca yaygın olarak kullanılır. Emülsifiye edici olarak kullanılır. Ne kadar çok kullanılırsa suda çözünürlük o kadar artar. Yüksek dozda tahriş edici olduğundan, kullanımı düşük ve kontrollüdür. (Kanserojen olduğu için değil!). Gazı bakterileri öldürdüğünden bozulmuş ürünleri düzeltmek için kullanılır.

Parabenler (hidroksibenzoat esterleri): Son derece yaygın ve etkili koruyuculardır. Bir ara neredeyse tüm kozmetiklerde ana koruyucu olarak kullanılmaktaydı.Yakın zamanda meme kanseri suçluları arasına sokulması gündeme gelmiş. Şimdi yerine alternatifler konulabilmektedir.

En iyi ürün, sözü edilen bu maddeleri hiç içermeyendir. Neredeyse tüm kişisel bakım ürünleri sağlık sorunu oluşturmakla suçlanan test edilmemiş içeriklere sahiptir. Bazı doğal ve bitkisel içerikler de duyarlı bireylerde alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Ürün kılavuzlarını dikkatle okuyun ve bildirilmiş veri tabanlarıyla dikkatle karşılaştırın. Biz veri tabanını işler tuttukça, kozmetik şirketleri formüllerini hızla düzeltecektir. www.cosmeticsdatabase.com adresinden, araştırılmış tüm kozmetik içerikleri denetlenebilir.