Ana sayfa 73. Sayı Ölüyü canlandırmak

Ölüyü canlandırmak

Bilim Gündemi

162
PAYLAŞ

Derleyen: Hüseyin Tayran

Kopenhag Üniversitesi’nden Profesör Willerslev ve ekibi, geçen yıl tüylü bir mamuta ve eski bir insana ait mitokondrial genomu çözdüklerinde uluslararası dikkatleri üzerlerine çekmişlerdi. Bu çalışmalarında ise eski dönemlere ait bir insanın çekirdek genomunun yüzde 80’ini çözmeyi başardılar. Araştırma ekibi, genomik dizisini kullanarak, Grönland’da 4000 yıl önce yaşamış bir kültüre ait bir erkek bireyin resmini çıkardı. Bu çalışmayla, müzelerde muhafaza edilen ya da doğada bulunan eski çağlara ait kalıntılara modern teknikler uygulanarak eski çağlarda yaşamış insanların saç rengi, kas yapısı, yüz hatları, boy uzunluğu gibi fenotipik karakterlerinin belirlenmesi artık mümkün.

Söz konusu keşif, 4000 yıl önce kuzeybatı Grönland’da yaşamış Saqqaq kültüründen bir insana ait bir tutam saçın analizi sonucu yapılmış. Bilim insanları, genomunu çözmeyi başardıkları bireye, Grönland dilinde “adam veya insan” anlamına gelen “Inuk” ismini takmışlar. İnuk’un günümüzde Grönland’da yaşayan modern “İnuit”lerden çok, kuzeydoğu Sibirya’da yaşayan kabilelere benzediğini gören araştırma ekibi, İnuk’un atalarının yaklaşık 4400 ile 6400 yıl önce kuzeydoğu Sibirya’dan Grönland’a, Amerikan yerlileri ve İnuit atalarından bağımsız bir göç dalgası ile geldiklerini bulmuşlar.

Professor Willerslev, Grönland’da eski dönem insanlarına ait kalıntıları bulmak için yaptığı birkaç başarısız girişimden sonra, Danimarka’daki Doğa Tarihi Müzesi’nin direktörü Dr. Morten Meldgaard’ın yardımıyla 1980’lerde kuzeybatı Grönland’da yapılan bir kazı çalışmasında bulunan ve şu an Danimarka’daki Grönland Ulusal Müzesi’nde tutulan bir tutam saçın varlığından haberdar olmuş.

Grönland Ulusal Müzesi’nden gerekli izinler alındıktan sonra, moleküler biyoloji teknikleri kullanılarak saçtan DNA analizi yapılmış ve saçın bir erkek bireye ait olduğu bulunmuş. Yeniden yapılandırma işlemiyle, Grönland’da yaşamış tarih öncesi döneme ait İnuk’un kelliğe eğilimi, kahverengi gözleri, kulak kiri, koyu teni, A(+) kan grubu, kürek şekilli ön dişleri, yatkın olduğu hastalıklar ve genetik olarak soğuğa uyumu gibi özellikleri genomu incelenerek bulunmuş. Bu açıdan bakıldığında proje önemli; çünkü araştırma ekibinin elinde Grönland’da yaşamış ilk insanlardan sadece 4 küçük kemik parçası ve bir tutam saçın dışında başka biyolojik kalıntı yok.

Genom bilgisine dayanılarak yapılan çalışmada İnuk’un ortaya çıkarılan profili.

Çalışmada Inuk’un gerçek anlamda bir profilini çıkarmak için az miktarda arta kalmış ve kısmen zarar görmüş DNA dizilerinin birleştirilmesi ve kimyasal analiz çalışmalarının çoğu doktora öğrencisi Morten Rasmussen tarafından yapılmış. Çin’de fazla sayıda DNA dizileme makineleri olduğu için, çalışma Çin ile birlikte ortaklaşa gerçekleştirilmiş.

Önceki çalışmalarında, bu çalışmada kullanılan teknolojinin yeni olması ve DNA’da meydana gelen büyük hasarlar nedeniyle mamutun genomunda hatalar ve boşluklar oluşmuş. Öte yandan İnuk’un genomunun modern insanın genomuyla karşılaştırılabilir düzeyde kaliteli olması, daha önceki çalışmalardan kazanılan deneyim ve biyoloji alanındaki teknolojik ilerlemeler, projenin başarıyla sonlandırılmasında en önemli faktörler olarak karşımıza çıkıyor.

Daha önceden modern bir insanın bütün genomunu çözmek yıllarca sürerken, bu çalışmada bulunan yeni teknoloji ve dizileme makinelerinin çokluğu sebebiyle İnuk’un genomunu çözmek sadece birkaç ay sürmüş. Çalışmada ilginç olan ise, araştırma ekibinin “Neden İskandinavyalılar sarışın”, “Neden bazı insanlar belirli hastalıklara yatkın” ya da “Neden bazı insanlarda alkol ve sigara bağımlılığı daha kolay gelişiyor” gibi soruların cevaplarının genleri inceleyerek bulunabileceğini ortaya çıkarmaları.

Daha önceki çalışmalarda, DNA’nın kutup bölgelerindeki toprak tabakalarında donmuş bir durumda olması gerekirken, araştırma ekibinin çalışma süresince geliştirdiği teknoloji ile bu artık bir zorunluluk olmaktan çıkmış. Elde edilen bilgilerle, yakın zamanda yok olmuş kültürlerin yayılmaları ve göçleri hakkında daha fazla bilgi edinmek mümkün. Ayrıca, yapılan bu keşifler, kalıtım anlayışımızı ve atalarımızdan bizlere miras kalan hastalıklarla ilgili bilgilerimizi yeniden gözden geçirmemizi sağlayabilir.

(Kaynak: Waking the dead (10.02.2010). http://news.ku.dk/all_news/2010/2010.2/human_genome/)