Ana sayfa 74. Sayı İstanbul Üniversitesi Sinema Kulübü

İstanbul Üniversitesi Sinema Kulübü

Öğrenci Toplulukları

150
PAYLAŞ

Söyleşi: Özlem Özdemir

İstanbul Üniversitesi Sinema Kulübü (SİNEK) ilk olarak 1940’lı yılların sonunda Metin Erksan tarafından kurulmuş. 1984’te İÜ Mediko-Sosyal Merkezi’nde ve sonrasında da İÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nde etkinliklerine devam etmiş. 1990-91 döneminden bugüne kadar da Öğrenci Kültür Merkezi’nde (ÖKM) etkinliklerini sürdürüyor. SİNEK, tüm etkinliklerini öğrencilerden herhangi bir ücret almadan düzenliyor. Hafta içi her gün film gösterimleri yapıyorlar. Senaryo, yönetmenlik, kısa film atölyeleri ve belirli haftalarda (8 Mart, 1 Mayıs gibi) özel etkinlikler düzenliyorlar. Gerçekleştirdikleri yönetmen haftalarında ise yönetmenlerle gösterimler, söyleşiler yapıyorlar. SİNEK Temsilcisi Zeynep Deveci ile kulüp çalışmaları hakkında görüştük.

Kulübünüzün kuruluş amacını ve genel olarak yaptığınız çalışmaları aktarabilir misiniz?

Kulübümüz sinema sanatının en güzel örneklerini üniversitemiz öğrencileriyle buluşturmak,   üretimlerde bulunmak, üretirken paylaşmak ve paylaşırken üretmek amacı doğrultusunda çalışmalarına devam etmekte. Sinema sanatına tüketim toplumunun algısıyla bakmıyoruz. Sinemayı insanların boş vakitlerini geçirdiği bir aktivite olarak da görmüyoruz. Kapitalist sistem her şeyi olduğu gibi sinemayı da kendi çıkarları ve mantığı doğrultusunda kullanıyor. Bizler Sinema Kulübü olarak, bu anlayışın -yani sanatın metalaşmasının- karşısında durmaktayız. Sinema sanatının insanı ve bununla beraber dünyayı değiştiren bir yönünün olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçeve içerisinde dünya sinemasında; örneğin Charlie Chaplin’in, ülkemizde ise Yılmaz Güney’in sanat anlayışını benimsiyor, bu eksende çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Kulüp üyelerinin kolektif çabasıyla hazırlanan bir dergimiz var: “SİNEK”. İçeriğinde film eleştirileri, film-yönetmen tanıtımları, röportajlar, sinema tarihi ve akımları gibi konulara yer veriyoruz.

Senaryo-yönetmenlik çalışmamız sonucunda, senaryo yazımı bitmek üzere olan bir kısa film projemiz var. Bu çalışmaya yoğunlaşıyoruz. Atölyeleri genişletmeye ve dergimizi periyodik olarak çıkartmaya çabalıyoruz.

Çalışmalarınıza ilişkin üniversite yönetiminin ve ilgili hocaların yaklaşımları neler?

ÖKM’nin muhalif bir duruşu olması nedeniyle, üniversite yönetimi yapılan etkinlikleri pek desteklemiyor. Hatta zaman zaman etkinliklerimizi yasaklıyor. Örneğin geçtiğimiz sene düzenlemek istediğimiz İnsan Hakları Haftası’nda ÖKM kapatılmış, etkinlikler engellenmişti. İlgili hocaların yaklaşımlarına örnek verecek olursak; geçtiğimiz aylarda ÖKM’nin bağlı olduğu İÜ Sağlık Spor ve Daire Başkanı ziyaretimize geldiğinde şu sözleri sarf etmişti: “Ben ideolojik davransam hiçbiriniz burada barınamazsınız, mahvolursunuz!” Böyle yaklaşımlara sahip idareciler, bugüne kadar defalarca ÖKM’yi kapattı, ancak öğrencilerin sahiplenmeleri ve çabaları sonucunda tekrar açmak zorunda kaldılar. ÖKM’nin kültür merkezi olmaktan çıkıp sponsorlarca desteklenen bir kariyer merkezi olması için çabalayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu yaşananlar kendisini demokratik olarak tanımlayan bir üniversite yönetimin ne kadar anti-demokratik olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye’deki üniversitelerde bilim, felsefe ve sanat kulüplerine öğrencilerin katılımı hakkında düşünceleriniz neler?

Açıkçası şu anda okula gelen öğrencilerin kültür-sanat etkinliklerine katılması sanki bir zaman kaybıymış gibi algılanıyor. Birçok öğrenci gelecek kaygısıyla şekillendiriliyor. Aynı zamanda öğrenciler emek vererek bir şeyler yapmaya yabancılaşmış durumdalar. Kulübümüz özgülünde diyebiliriz ki sinemayı sadece bir eğlence aracı olarak gören bir öğrenci kitlesi var. Yönetim açısından öğrencilerin bir araya gelip bir şeyler paylaşmaları da istenilen bir durum değil. Bunu İÜ’deki fakülteler arası geçiş yasağından da anlıyoruz. ÖKM’nin muhalif duruşundan ötürü de bir çekimserlik söz konusu. Çünkü öğrenciler okula  “olaylara karışma, sadece derslerinle ilgilen” telkinleriyle gönderiliyor. Bu durum öğrencilerin bir film izlemeye gelmelerini bile engelleyebiliyor. Öğrenciler okul-ev arasında sıkışıyorlar.