Ana sayfa 86. Sayı Uyku

Uyku

Forum

130
PAYLAŞ

Şaban Sezgin

İyi bir uykunun ruh ve beden sağlığına olumlu etkileri yanında öğrenme sürecimize, gerekli bilgilerin depolanması, hafızanın güçlendirilmesi yoluyla faydaları vardır. Hızlı göz hareketleri olan uyku dönemlerinde rüya görürüz ve göz hareketleri olmayan uyku dönemleri dönüşümlü oluşur. Uykuda kalp ve solunum sistemine ait kaslara gerektiği kadar sinirsel uyarılar gitmesine rağmen diğer vücut bölümlerine ait sinir ileti yolları istirahat halindedir. Rüya gördüğümüz uyku evrelerinde iskelet kaslarına giden sinir iletileri bloke edilir. Bu makalede anlatılmak istenen uykunun tabii bir hal olmasına karşılık uyanıklığın beden ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olmasıdır.

Klinisyen Strümpell’in bir kunduracı çırağında gözlemlediklerini özetlersek; bu hastada temas, ısı, ağrı duyuları git gide azalarak deri ve vücut iç boşluklarını örten mukozalarda tam bir anestezi oluşmuş, yorgunluk, organların pasif hareket, durum duyumu, koku alma, tat alma, idrar ve dışkılama duyumları kaybolmuş, sol gözü körleşmiş, sağ kulağı sağırlaşmıştır. Gören tek gözü bağlanıp, duyan tek kulağı pamukla tıkandığında hasta bir iki dakika derin uykuya dalmış, sarsmakla uyandırılamamış ancak bağlı gözü açılıp ışık tutulunca veya tıkalı kulağı açılıp seslenilince yavaş yavaş uyanmıştır. Bu vakada görüldüğü gibi sadece beynimiz olup bir vücudumuz olmasaydı devamlı uyku halinde kalacaktık. Vücudumuzun beslenme, barınma ve soyun devamını sağlamak için uyanıyoruz.

Fizyolog Hess ara beyinde bir uyku merkezinin varlığından bahisle deney hayvanında kafatasından açılan deliklerden teller sokulup elektriksel uyarı verilince hayvanın yemeği ve oynamayı bırakıp esnemeye başlayıp uyuyakaldığını gözlemlemiş. Hess’in bu teorisine karşılık Ranson ve arkadaşları uykunun ara beyinde bulunan bir merkezin uyarılmasından değil, uyanma ile ilgili bir merkezin baskılanmasından dolayı olduğunu iddia etmişler ve deney hayvanında hipotalamik bölge civarında harabiyet oluşturarak derhal oluşan uyku durumu göstermişlerdir.

Cruden 1957’de Lancet dergisinde yayımlanan bir makalesinde “uyanıklık uyku halinin muvakkaten kesilmesidir” demektedir. Cruden’e göre uyku tabii bir haldir, buna mukabil uyanıklık sonradan kazanılmıştır. Prof. Dr. Adnan Güvener Ankara Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği’ne Yardım Derneği’nin 1971 yılında yayımladığı halk sağlığı eğitim broşürlerinden birinde şunları yazıyordu: Aslında doğal olan uyku halidir. Ana rahmindeki çocuk devamlı uyur. Yeni doğan çocuklar da kendilerine acı veren bir uyarıcı veya açlık yoksa devamlı uyurlar. Sonradan çocuğun dışarıdan gelen uyarıcı etkenlere karşı reaksiyonu artar ve uyanık kaldığı süre çoğalır. Görüldüğü gibi insan uyumak için değil uyanık kalmak için çaba gösteriyor.

Orta beyinde VLPO çekirdeği denen uyanık kalma merkezi baskılanırsa uyku oluşur. Uyanık kalma merkezi salgıladığı Oreksin molekülüyle beyin korteksini uyararak uyanık kalmamızı sağlıyor. Bazı hastalıklar sebebiyle uyanma merkezinin çalışması bozulursa devamlı uyku hali oluşur. Uyku halinde dış çevreden gelen uyaranlar beyin kabuğunda değerlendirilip duruma göre uyandırma merkezi devreye alınıyor veya alınmıyor. Buna uygun olarak değirmenci ve anne örneğini gösterebiliriz. Değirmenci tahıl öğütürken değirmen çarkı ve taşının çıkardığı gürültüye rağmen rahatça uyur. Değirmen herhangi bir sebeple durur ses kesilirse hemen uyanır. Anne çok çeşitli şiddetli gürültüler arasında bile rahatça uyurken arada çocuğu uyanıp ağlarsa uyanıyor.

Bütün hayvanların uyudukları biliniyor. Bazı hayvanlar gündüz uyuyup avlanma ve diğer ihtiyaçlarını gece gideriyorlar. Bazı deniz canlılarının beyinlerinin yarısı uyku halinde iken diğer yarısı uyanık halde kalabiliyor. Kış uykusuna yatan canlılar da uykunun esas ama uyanıklığın vücut ihtiyaçlarını karşılamak için zorunluluğunu gösteriyor.

Şaban Sezgin / Diş Hekimi