Ana sayfa 87. Sayı 2007 Biyoloji Öğretim Programı Evrim diye bir ‘görüş’ varmış!

2007 Biyoloji Öğretim Programı Evrim diye bir ‘görüş’ varmış!

Kapak Dosyası

172
PAYLAŞ

Zelal Özgür Durmuş

Evrim teorisinin biyoloji programının bütününe yedirilmesi gerekirken var olan kadarının bile törpülendiği ve gelecekte belki de tamamen kaldırılmasıyla sonuçlanacak bir süreç işlemektedir. Evrim teorisinin temelsizmiş gibi gösterilmesi sadece biyolojiye zarar vermez; bilimin açıklama gücünü ve araştırma becerisini de perdeler.

Biyoloji öğretim programı değişimi için bir kırılma noktası 1985 ise diğer bir kırılma noktası da 2007 oldu. 1985’te dönemin Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’in buyruğu ile öğretim programında canlı yaşamı açıklayan evrimsel bağlam silikleştirilirken, 2007’de yapılan değişikliklerle evrim teorisi sadece “Hayatın Başlangıcı ve Evrim” ünitesinin bir alt konusu haline getirildi. Bundan daha ilerisi öğretim programında evrim teorisinden hiç söz etmemektir.

Hazırlıkları 2000 yılına dayanan yeni öğretim yaklaşımıyla birlikte, orta öğretim fen eğitimi 2007 yılında bir bütün olarak değişime girdi. Bu değişimi oldukça parlak sözcüklerle anlatan Biyoloji Dersleri Program Geliştirme Komisyonu, sarmallık, bütünlük, paralellik gibi kavramlardan söz etmektedir. Dört yıllık lise öğrenimi boyunca biyoloji konularının basitten karmaşığa, somuttan soyuta gidilen ve anahtar kavram etrafındaki örüntünün her defasında biraz daha arttığı sarmal bir işleyişin söz konusu olduğu söyleniyor. Bunun yanı sıra, diğer fen derslerinin içerikleriyle paralellikler kurulacak olmasının bir başka önemli değişim olduğu iddia ediliyor. Ne var ki, öğretim programı incelendiğinde, tüm bu iddiaların havada kaldığı görülüyor.

Programdaki konular her yıl üç ana ünite etrafında işleniyor ve her ünitenin yıl yıl derinleştirildiği iddia ediliyor. Bu yazıda incelediğimiz 12. sınıfın 2. ünitesi “Hayatın Başlangıcı ve Evrim”de önceki sınıflara referans edilen herhangi bir kavram olduğu görülmüyor. 9, 10 ve 11. sınıfların 2. ünitelerine baktığımızda da evrim teorisinin alt kavramları, mekanizmaları, örnekleri verilmemiş durumda. Yani eğer sarmallık çerçevesinde temel kavramların tekrarlandığı ve açıldığı, konuların birbiriyle ilişkilendirildiği bir yöntem izlenmesi hedeflendiyse, bu hedefe evrim başlığında ulaşılamamış. Tersine, konular arasında 1998 öğretim programında var olan ilişkilendirmelerin dahi büyük ölçüde kaldırıldığını saptamak mümkün.

Bu yazı çerçevesinde evrim teorisinin işlendiği ünitenin incelemesi yapılırken Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nca yayınlanan 2007 Biyoloji Öğretim Programı iki nedenle veri alınacak. Bunlardan birincisi, MEB’in 12. sınıf biyoloji kitabının henüz basılmamış olmasıdır. İkincisi; Talim Terbiye Kurulu söz konusu ders öğretim programlarının tamamının uygulamada bağlayıcı olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla eğer 2007 öğretim programında bir kavram kazanımından veya mekanizma açıklamasından söz edilmemişse bu, söz konusu içerik ya da kavramların öğrenciye verilmesinin zorunlu olmadığı anlamına gelmektedir.

 

Evrim daha teori bile olamamışmış!

2007’deki öğretim programı değişimine kadar Talim Terbiye Kurulu’nun fen öğretim programında “bilim ve bilimsel yöntem nedir” konusu biyolojinin içerisinde işlenirken, mevcut değişimle birlikte bu konunun fizik programının içerisine aktarılması uygun görülmüştür. Bu değişikliğin temelinde, teori ve kanun arasında hiyerarşik bir ilişki olmadığı vurgusu yatmaktadır.

Bilim felsefesindeki kavramlara ve bilimsel devrimlerin temelindeki nedenlere dair güncel tartışmada gelinen nokta, yerleşik birçok düşüncenin değişmesini gerektirmektedir. Değişmesi gereken başat hatalı ezber de “teorilerin ispatlandıkları zaman kanuna dönüşeceği”dir.

Teoriler kanunları da içeren, birçok gözlem ve deneyle desteklenen, olguları ilişkilendiren kapsamlı ve tutarlı açıklama sistemleridir. Kanunlar ise belli şartlar altında gerçekleşen doğal olayları tarif eder. Yıllarca evrim teorisinin zayıf olduğu iddiasının başvurduğu en önemli argümanlarından birisi, evrimin sadece bir teori olduğu ve bir gerçek olsa “evrim kanunu” şeklinde adlandırılması gerektiğiydi. Evrim teorisinin kavranması açısından bu iki kavramın ne olduğu ve birbirine dönüşmediği vurgusu çok önemliyken artık bu konu, 12. sınıf fizik dersinde işlenecektir. Ayrıca fen dersleri arası paralellikten söz eden öğretim programı ne fizikten biyolojiye ne de biyolojiden fiziğe bu konu bağlamında bir atıfta bulunmamaktadır.

Türkiye’nin biyoloji öğretim programında ise evrim daha teori bile olamamıştır. Programda evrim teorisi, “evrim ile ilgili görüşler” başlığı altında geçmektedir. İnsan genom diziliminin çıkarıldığı ve insanın diğer organizmalarla olan akrabalığının gen dizilimlerindeki benzerliklerle ortaya konduğu günümüzde, biyoloji öğretim programında evrim teorisinden Lamarck ve Darwin’in evrim görüşleri diye bahsetmek ideolojik bir tercihtir. Mendel genetiği, 1900’lerin başındaki matematiksel çalışmalar ve popülasyon genetiği araştırmaları sonucu oluşturulan modern sentezin, evrimsel işleyişte yeni çalışmaların önünü açan bir evre olarak anlatılması gerekirken evrimden “Darwin’in görüşü” olarak söz edilmesi öğrencilerin evrim teorisinin güçlü yapısını kavramalarının engellenmesi yönünde bir çaba niteliği taşımaktadır.

 

Konu evrimse ayrıntıya girme!

Yeni öğretim programı doğal seçilim, varyasyon, adaptasyon ve mutasyon kavramlarını önceki ünitelerde işlemeyip bu kavramlara 12. sınıf 2. ünitede değinmekte, bu ünitede işlerken de yine önceki ünitelerle aralarında herhangi bir bağlantı kurmamaktadır. Eski programda bu kavramlar kalıtım ünitesinde işlenirken evrimin temel mekanizmaları ve hammaddesi olduklarına değiniliyordu. Yeni programda bu yönde bir kazanım vurgusu yapılmamıştır. Bu durum, programı hazırlayanların öğrencilerin böyle bir bilgi kazanımı elde etmesine gerek olmadığını düşünmelerinin sonucudur.

Programdaki bir başka bilgi kazanımı “fosillerin yaşamın anlaşılmasına sağladığı katkılara örnekler verir” şeklinde ifade edilmektedir. Bu kazanım tamamen belirsiz bir ifadedir ve öğretmenin evrim teorisine bakışına göre değişecektir, zira bu kazanımda fosillerin yaşamın anlaşılmasına katkısının, yaşamın değiştiği ve evrildiği yönünde mi olacağı, yoksa milyonlarca yıldır değişmediği yönündeki yaratılışçı iddiaları payandalamakta mı kullanılacağı açık değildir. Programı hazırlayanların evrim teorisi konusunda sergiledikleri önemsizleştirme çabası, eleştirel bir okuyucunun aklına ister istemez TRT’nin “Darwin’i bitiren balık” haberlerini ve sahte fosil sergilerini getirmektedir.

Bu ünitede evrimin yanı sıra yaşamın ortaya çıkışı ile ilgili hipotezlerin öğretilmesini içeren bilgi kazanımı da seyreltilmiştir. 1998 programında heterotrof hipotezi içerisinde Urey-Miller deneyinden ve sonuçlarından söz ediliyorken yeni programda bu kazanımdan söz edilmemiş; tersine hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler için “ayrıntıya girilmeden özetlenir” sınırlaması getirilmiştir. Oysa heterotrof hipotezi ve Urey-Miller deneyi, öğrencilerin organik maddenin yapısını ve canlılığın evrimi konusunu önceleyen kimyasal evrimi kavraması açısından kritik önemdedir. Bu başlık özetlenmek yerine güncel bilgilerle zenginleştirilmelidir. Bugün gittikçe güçlenen bir hipotez olan RNA dünyasına dair bir bilgi kazanımı edindirmenin düşünülmemiş olması, öğrenim programının yalnız evrim karşıtı değil, biyoloji alanındaki gelişmelerden de bihaber bir komisyon tarafından hazırlanmış olduğu izlenimi vermektedir.

Evrim teorisinin biyoloji programının bütününe yedirilmesi gerekirken var olan kadarının bile törpülendiği ve gelecekte belki de tamamen kaldırılmasıyla sonuçlanacak bir süreç işlemektedir. Evrim teorisinin temelsizmiş gibi gösterilmesi sadece biyolojiye zarar vermez; bilimin açıklama gücünü ve araştırma becerisini de perdeler.

 

NOT: Bu makale, Çiçek Dilek Bakanay ve Zelal Özgür Durmuş’un birlikte hazırladıkları Yeni Biyoloji Öğretim Programı incelemesine dayanılarak hazırlanmıştır.