Ana sayfa 87. Sayı Milano’daki “ölüler şehri”

Milano’daki “ölüler şehri”

Geçmişe Yolculuk

189
PAYLAŞ

Aslı Kayabal

Milano dükü Francesco Sforza’nın 1456’da yaptırdığı Magna Domus Hospitalis’ın (bugünkü Ospedale Maggiore) içindeki kilisenin taban altında bir mezarlık gün ışığına çıktı. Kazıyı yürüten arkeologların aktardığına göre, 550 bin kişi gömülü tarihi hastanenin mezarlığında, 1473-1695 yılları arasında yaşayan Milanolular yatıyor.

Araştırma ekibi Milano’da vebaya yakalandığı sanılan ilk vatandaş olarak anılan asker Pietro A. Lovato ile ortaçağda Avrupa’yı kasıp kavuran veba salgınında yaşamlarını yitiren yüzlerce başka hastanın da Magnus Domus’da gömüldüklerini anlattı.

Milano Adli Tıp Enstitüsü’nde görevli adli hekim, antropolog ve morgdaki sahipsiz ölülerin öyküsünü anlattığı Gece Nöbeti adlı kitabın yazarı Cristina Cattaneo, 550 bin ölünün hastane kayıtlarını inceleyerek Milano’nun iki yüzyıl boyunca sağlık haritasını çizecekleri bir proje geliştirmeyi planlıyor.

Magna Domus mezarlığı Milano’nun merkezinde bir tür “ölüler şehri”. Şimdilik İtalya’da şehir nekropolü içinde gün ışığına çıkan ilk ve tek örnek. Hastanenin avlusundaki Santa Maria dell’Annunciata kilisesinin tabanı altında onlarca metrekarelik bir alanı kapsıyor mezarlık.

 

Ortaçağın eksiksiz ilk hasta arşivi

Milano’nun “ölüler şehri”, farklı disiplinlerden gelen bilim insanlarına teslim edilecek. Milano Üniversitesi’nde Antropoloji ve Odontoloji Laboratuvarı’na (Labanof) başkanlık eden Cristina  Cattaneo, ortaçağ tarihçisi Francesca Vaglienti ve Ca’Granda Vakfı’nın arşiv sorumlusu Paolo Galimberti ile birlikte Magnus Domus’un mezarlık arşivini inceledikten sonra elde ettikleri bilgileri, Milano Devlet Arşivi’nde korunan “Mortuorum Libri-Ölüler Kitabı”nda kayıtlı, 1452-1801 yılları arasında ölen 1.5 milyon kişinin kayıtlarıyla karşılaştıracak.

Francesca Vaglienti, bu tarihi mezarlıkta gömülü 550 bin kişinin hastane kayıtlarının Avrupa’da ortaçağda yaşayan vatandaşların ölümü konusunda ayrıntılı bilgi veren ilk ve eksiksiz bir arşiv olduğuna dikkat çekti.

Milanolu araştırmacılar her bir iskeleti inceleyerek bu kişilerin ölmeden önce hangi hastalıklar nedeniyle hastaneye yatırıldıklarını ve hangi nedenle öldüklerini anlamaya çalışacak. Üç boyutlu teknik yöntemler uygulanarak ölülerin yaşları ve cinsiyetleri belirlenirken, beden yapıları ve yüzleri bilgisayar ortamında yeniden canlandırılacak. Kayıtların aktardığı bilgiler ve iskeletlere uygulanan teknikler birleştirilerek ortaçağda Milanoluların sağlık röntgeni çekilmiş olacak.

 

Vebadan ölenler de gömülü

Cattaneo ve ekip arkadaşları paleodemografik ve paleopatolojik yöntemlerin yanı sıra genetik ve toksikolojik yöntemlere de başvurarak 6 yüzyıl önce Milano’da vatandaşların hastalıklardan nasıl korunduğunu, ne tür tedavi yöntemleri uygulandığını da çözmeyi çabalıyor. Bazı genetik unsurların zamana ve neme bağlı olarak yeterli bilgi veremeyeceğine dikkat çekilse de saç örneklerinden  alınan DNA’ların bazı ayrıntılar ileteceğini umuyor.

Magnus Domus mezarlığında erkekler, kadınlar, yetişkinler, çocuklar hatta bazı evcil hayvanlar da gömülü. Arşiv sorumlusu Paolo Galimberti, hastanenin hizmet vermeye başladığı 1473 yılından itibaren kemiklerin yerleştirildiğini söyledi. Dönemin basınında çıkan haberlere göre Milano’daki veba salgınında, 1629’da bu hastaneye yatırılan, İtalyan edebiyatının ünlü yazari Alessandro Manzoni’nin “Promessi Sposi” romanına da konu olan, Pier Antonio Lovato ile Pier Paolo Locati de bu mezarlıkta, yüzlerce başka veba kurbanı ile birlikte uyuyor.

Milano’daki “ölüler şehri”nin barındırdığı sırlarla ilgili ilk ayrıntılı bilgiler için haziran ayının sonunu beklememiz gerekiyor