Ana sayfa 90. Sayı İntihal suçu işleyen Milli Eğitim Bakanı olur mu?

İntihal suçu işleyen Milli Eğitim Bakanı olur mu?

Forum

139
PAYLAŞ

Kayhan Kantarlı

Yazdığı ders kitabında intihal yaptığı iddiasıyla YÖK tarafından öğretim üyeliği mesleğinden çıkartılma cezası verilen ve bu cezaya karşı açtığı iptal davası Ankara 1. İdare Mahkemesi tarafından verilen “intihal gerçekleşmiştir” kararıyla reddedilen Ömer Dinçer’in Milli Eğitim Bakanı olması bilimsel değerlere indirilmiş ağır bir darbedir.

Bilindiği gibi intihal suçu işlediği kanıtlanmış olduğu halde hakkında işlem yapılmayarak ya da yapılsa bile aklanmış gösterilen öğretim üyelerinin, bırakın akademik olarak yükseltilip bilim doktoru, doçent, profesör yapılmayı, bilim ahlakına meydan okunurcasına atandıkları bölüm başkanı, dekan, rektör, YÖK üyesi gibi akademik makamlarda görev yapmalarında bir sakınca görülmemektedir.

Hatta ülkemiz de saygın bilim insanları topluluğu olarak bilim ahlakı değerlerini topluma benimsetmeye çalışan  TÜBA’nın bile evrensel bilim etiği ilkelerini hiçe saydığı ortaya çıkan bazı üyelerini koruduğu ve haklarında hiçbir işlem yapmadığı bilinen bir gerçektir.

Bilim etiğini fütursuzca ihlal edenlerin ödüllendirilmesi anlamına gelen bu uygulamalar, hiç şüphesiz ülkenin dürüst bilim insanlarının yükseltmeye çabaladığı bilimsel saygınlığına  sürülen bir leke olmanın yanında, aşırma yaparak kısa zamanda yükselmek isteyenler için son derece özendirici olmuştur. Bilimsel çalışmalarında intihal yaptığı saptananların sayısı son yıllarda hızla artmıştır. O kadar ki “2009 Nisan dönemi doçentlik başvuru dosyalarında 100 den fazla intihal ve diğer tür bilimsel yolsuzluk tespit edildiği” bizzat zamanın Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanı tarafından ifade edilmiş ve Başkan ülkemiz üniversite tarihinde bir ilk olarak  ÜAK toplantısında rektörlere bilim etiği konferansı vermek durumunda kalmıştır.

Durum böyle iken sayın Ömer Dinçer’in şimdi de bilimsel ve etik değerlerin savunulmasında sağlam bir kale olması gereken Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına getirilmesi son derece yanlış ve esasen can çekişmekte olan bilim ahlakına vurulan öldürücü bir darbe olup, örnekleri çağdaş ülkelerde görüldüğü gibi toplumun şiddetle reddetmesi gereken bir tasarruftur. Etkili bir karşı duruşu yukarıda belirtilen etik dışı uygulamalara kucak açmış durumda olan üniversitelerden beklemek boşunadır. Bu nedenle görev, en başta bilim ve eğitim-öğretim örgütleri olmak üzere  bilimden, bilimsel dürüstlükten kısacası temiz toplumdan  yana olan tüm demokratik kitle örgütlerinindir.

Bu nedenlerle,  bilim etiğine değer vermediği yargı kararlarıyla kesinleşmiş bir kişi olarak Sayın Ömer Dinçer’i, başlıca görevi “bilimsel değerleri topluma benimsetmek” olan Milli Eğitim Bakanlığı gibi bir görevi kabul etmesinin bilim ve eğitimin geleceğine yönelik sakıncalarını görerek bu görevden çekilmeye çağırırken, bireysel olarak yaptığım bu çağrının yetmeyeceğinin bilincinde olarak tüm demokratik kitle örgütlerini ve değerli basınımızı göreve ve sonuç alınıncaya kadar sorunun takipçisi olmaya davet ediyorum.

 

Prof. Dr. Kayhan Kantarlı

Ege Üniversitesi Em. Öğretim Üyesi