Ana sayfa 104. Sayı Camaldoli’nin sessiz ormanlarında…

Camaldoli’nin sessiz ormanlarında…

20

Yolu 1905 yılında Toscana’da Casentino’ya düşen Ella Noyes günlüğüne “Apenin dağlarının kalbinde Casentino diye adlandırılan yeşil ve bereketli vadi büyük bir istiridye kabuğunu anımsatıyor” diye not düşmüş.

Sessiz bir coğrafyanın arayışındaki Noyes’un Casentino’ya gelişinden bu yana yıllar geçse de bu bölgenin sınırları içindeki tarihi manastır, Aziz Romualdo’nun 11. yüzyılda inzivaya çekildiği küçük kilise, manastır kompleksi içindeki tarihi eczane, bitkisel içerikli ilaçların hazırlandığı laboratuar, marangozluk atölyesi, Camaldoli’nin gökyüzüne uzanan kayın ve cam ağaçlarıyla çevrili loş ormanları, Apenin dağlarının farklı yükseltileri arasında uzanan patikalar, şehir yaşamından uzaklaşıp doğayla baş başa kalmayı, uzun yürüyüşler yapmayı ve düşünmeyi seçenlere mistik bir dünyanın kapılarını aralıyor.

Afrika’dan gelen aşırı sıcaklarla nefes alınamaz bir şehre dönüşen Milano’dan ağustos sonunda Camaldoli’ye doğru yola çıktım. Milano ile Camaldoli’nin bağlı olduğu ortaçağ kasabası Poppi (Arezzo) arasındaki yolculuk, Bologna’da otoyol trafiğine yakalanmadığınız sürece yaklaşık 4,5 saat sürüyor.

Toscana bölgesinde Floransa’ya iki saat uzaklıktaki Camaldoli, binli yıllarda mistik çağrışımlar yapan doğasıyla öncelikle Benedikten rahiplerin ilgisini çekiyor. Bu doğa parçasını keşfeden ilk kişi, Aziz Romualdo. Aziz 1046’da, Camaldoli’de deniz seviyesinden 818 metre yükseklikte bir manastır ile küçük bir hastane kuruyor. Bu tarihi manastır, Dante’nin “Araf”da beşinci şarkıda dile getirdiği Archiano kilisesinin yanı başında. Camaldoli’ye gelenlerin ziyaret ettiği bugünkü manastır yapısı ise, 16. yüzyıldan kalma.

Ormanı, dağı ve uzun yürüyüşleri tercih edenlerin uğrak noktası olan Camaldoli’de, hava koşulları uygun olmadığı, Apeninlerde rüzgârın kuvvetli estiği günlerde alternatif bir seçim, yöresel tarihi keşfetmek olabilir. Camaldoli’nin merkezindeki manastır kompleksi, 16. yüzyıla tarihlendirilen, tarihi eczane Camaldoli’nin tarihi geçmişine tanıklık eden başlıca yapılar.

Manastırın kurucusu olan Aziz Romualdo’ya geri dönersek, Aziz’in Camaldoli’de geçirdiği kısa bir dönemin ardından kendisini sosyal çevreden soyutlamaya karar verdiği, manastıra üç kilometre uzaklıkta 1.100 metre yükseklikte bugün “Eremo” diye anılan dini yapıda inzivaya çekildiği anlatılıyor. Kendilerini yaşamdan soyutlayan bazı Benedikten rahipler, bu dini yapıda bugün de Aziz Romualdo gibi inziva yaşamı sürüyor. Bugünkü rahiplerin kapandıkları hücreleri ziyaret etmek mümkün olmasa da Romualdo’nun inzivaya çekildiği hücreyi Eremo’ya gidenler görebilir.

Manastır kompleksi içinde yer alan tarihi eczane.

Camaldoli’de 900 metre yükseklikte bir nehir kıyısında kurulu manastır kompleksi dönemin benzer başka dini yapıları gibi kilise, yemekhane, merkez avlu, ikinci katta inşa edilen rahiplerin gündelik yaşamlarını sürdürdüğü mekânlardan oluşuyor. Ortaçağda manastırlarda yürütülen eczacılık faaliyetleri, ahşap işçiliğinin önemli bir rol üstlendiği marangozluk atölyesi, ileriki yıllarda kurulan basımevi bu yapılar bütününü tamamlayan öteki mekânlar.

18.ve 19. yüzyıllarda Toscana’nın doğal güzelliklerini keşfe çıkan İngiliz seyyahların uğradıkları Camaldoli ormanlarını anlatmadan önce bugün tarihi eczanenin öyküsünü de kısaca aktarmak istiyorum.

Sağlık hizmetleri ücretsizdi
Camaldoli’ye 11. yüzyılda yerleşen Benedikten rahipler, İtalya ve çevre ülkelerden gelen hastaları tedavi etmek amacıyla önce küçük bir hastane kuruyor. Buraya yatırılan hastalar, ücretsiz tedavi ediliyor ve bütün sağlık hizmetleri Camaldoli’nin bağlı olduğu Poppi kasabasının hekimince karşılanıyor. Poppi hekiminin ücretini manastırdaki rahipler karşılıyor. Tedavi gören hastanın yaşamını yitirmesi durumunda ise cenaze masraflarını yine manastır yönetimi karşılıyor. O dönemde Poppi’de bir mezarlık olmadığı için ölüler manastırın zemin katındaki mekânlarda taban altına gömülüyor. Bu hastane 1810 yılına kadar hizmet vermeyi sürdürüyor.

Bugün hastanenin varlığına işaret eden tek mimari kalıntı, tarihi eczane. Hekimlerin gerekli gördüğü bitkisel içerikli ilaçların hazırlandığı eczane, bugün de Camaldoli sakinlerine hizmet vermeyi sürdürüyor. 15. ve 16. yüzyıla tarihlenen ilaç reçeteleri ise bu antika eczanenin arşivinde saklı.

500 yaşındaki kestane ağacı
Camaldoli’de rahiplerin yüzyıllar boyu ruhani bir boyutun peşi sıra inzivaya çekildikleri ormanları koruma amacına yönelik, alternatif doğa ve kültür turizmini teşvik eden Orman İşletmesi’nin de tarihi bir geçmişi var.

1000’li yıllardan günümüze uzanan bu süreçte Apeninlerin çevrelediği dağlık kesim, orman yolları, yüzyıllar boyunca ormanı doğal bir kaynak gören, bu ormanlarda mevcut ağaçlar ve bitkileri araştıran, inceleyen ve belgeleyen rahipler, manastırın kütüphanesinde korunan tarihi bir yazma eserde vurgulandığı gibi yöresel flora ve fauna konusunda ayrıntılı bilgiler veriyor. 300 bin cilt eserin korunduğu manastır kütüphanesinde bugün Ulusal Park ilan edilen Camaldoli’de birazdan öyküsünü anlatacağım, anıt eser seçilen 500 yaşındaki kestane ağacı da (Castagno Miraglıa da) kayıtlı.

Camaldoli’deki tarihi ormanlara dalmak, gökyüzüne uzanan narin kayın ve çam ağaçlarının gölgesindeki patikalarda uzun yürüyüşler yapmak, Apenin dağlarının vadiye tepeden bakan yüksek noktalarına ulaşmak, şansınız varsa orman faunasında yer alan yaban domuzları, geyikler ve kurtları gözlemek, sessizliğin hakim olduğu bu doğal coğrafyada kendinizle baş başa kalmak, Orman İşletmesi’nin işaretlediği farklı güçlükteki patikaları izleyerek, yan yollara sapmadıkça kaybolma tehlikesi olmadan yürümenin keyfine varmak, düşünmek, rüzgârın tınısını, ağaçların hışırtısını, kimi zaman kuytu bir patikada rast gelinen bisikletçileri selamlamak ve her gün arabanızı kullanmak zorunda kalmadan birçok noktaya yürüyerek ulaşmayı istiyorsanız Rifugio Asqua’da (www.asqua.it) konaklamanızı öneririm.

Milanolu genç çift Massimilano ve Paola’nın yönetimini üstlendiği bu çiftlik evinde, geçtiğimiz yüzyılda Camaldoli’li bir çiftçi ailesi yaşıyordu. Ev kaderine terk edildince Orman İşletmesi, bölgeye gelen doğaseverler ve gezginlerin konaklayabileceği bir ev hizmeti vermesi için kolları sıvadı. Milano’yu çeşitli nedenlerle terk etmeye karar veren bu çiftin yönetimindeki Rifugio Asqua, sessizlik peşindeki doğa gezginleri için stratejik bir noktada.

Bir ev ortamının sıcaklığında, sade ama nitelikli bir hizmet veren Rifugio Asqua’da konaklayarak hava durumuna göre (çünkü dağda hava her an değişebiliyor) günlük gezi programı yapabilir ve orman yürüyüşlerinizi planlayabilirsiniz.

Apeninlerin sırtlarına çıkan patikalar, farklı güçlük derecelerinde yürümeyi sevenlere çeşitli seçenekler sunuyor. İlkbahar, yaz ve sonbahar, yürüyüş için en uygun mevsimler. Rifugio Asqua’nın kapısı, Noel tatili dışında gezginlere hep açık.

Müşterilerine kahvaltı, öğlen ve akşam yemeği olmak üzere üç öğün servis yapan çiftlik evinde mutfaktaki uzun masada bir araya gelenler dostça bir ortamda birlikte yiyor. Massimilano ve Paola, Toscana’ya özgü koyun peyniri, kestane unundan hazırlanan ekmek ve kekler, balla yenilmesi önerilen yöresel peynirler, yaban domuzu, çevredeki ormanlarda toplanan mantarlarla pişirilen makarna gibi Camaldoli’nin yöresel ürünlerine ağırlık veren bir menü hazırlıyor. Yemek sonrası sohbet, hava soğuk ise giriş katındaki salonda şöminenin yanı başında, güzelse bahçede ormandan yansıyan gece seslerinin eşliğinde sürüyor.

Camaldoli’den notlar

Castagno Miraglia
Bugün anıt eser kabul edilen ve Casentino Ulusal Parkı’nın sınırları içinde korunan tarihi kestane ağacının (Castagno Miraglia) manastırdaki belgelerde 500 yaşında olduğu kayıt düşülse de, son dönemde gerçekleştiren bilimsel araştırmalar, bu ağacın en az 300 yaşında olduğuna işaret ediyor. 18. yüzyılda Camaldoli’deki orman işletmesinde yönetici olarak görev yapan Nicola Miraglia’nın eşi Elena’nın anısına dikilen Castagno Miraglia, 20 metre yüksekliğinde. Efsaneye kulak verirsek Miraglia’nın eşi yürüyüşe çıktığın zaman ağacın gövdesindeki oyukta mola verip dinlenirmiş.

Traversari Gölü
Camaldoli manastırının Benedikten rahipleri vejetaryen bir diyet uyguluyordu. Et yemeyen rahipler, balık gereksinimleri için 1400 yılının ilk yarısında yapay bir göl inşa ettirdi. O yıllarda yılanbalığı yetiştirilen göl, bugün doğal bir göl niteliğinde. Bu gölde halen çeşitli balık türleri yetiştiriliyor.

Manastır tarifiyle susamlı bisküvi
Manastır arşivinde saklı tariflerden hazırlanan susamlı bisküviler, böğürtlen, dağ çileği reçelleri, yöresel ballar, doğal maddelerle hazırlanan kozmetik ürünler, kremler, parfümler, bitkisel sabunlar, likörler. Hediyelik eşyalar ise Aziz Romualdo’nun inzivaya çekildiği Eremo’nun yanı başındaki mağazada satılıyor.

Kestane şenlikleri
Poppi ve çevresindeki ortaçağ kasabalarında zeytinyağı ve şarap üretiminin yanı sıra kestane önemli bir yer tutuyor. Yazın sona erdiği ve sonbaharın geldiği kasım ayından itibaren yöredeki birçok kasabada kestane şenlikleri düzenleniyor. Talla’da her yıl 1 Kasım’da kasaba meydanında düzenlenen şenlikte kestaneler, közde grappa’yla alev alan ateşte pişiriliyor.

Casentino’da ‘Castello’ turu
Toscana’nın tarihi dokusunda Poppi ve çevresindeki yerleşimlerde vadiye hükmeden kaleler stratejik bir konuma sahip. Birçok noktadan görülebilen heybetli Poppi Kalesi, 12. ile 13. yüzyıllar arasında inşa edilmiş. Bu kale, soylu Guidi ailesinin Casentino’daki rezidansıydı.

Poppi’nin tarihi merkezinden yürüyerek on dakikada ulaşılan kalenin girişinde Dante Alighieri’nin bronzdan bir büstü dikkat çekiyor. Bu büst, İlahi Komedya’nın yazarının Casentino ve bu vadiyle olan tutkusunu yansıtan bir ayrıntı.

Taselli’yi unutmayın
Güne yayılan orman yürüyüşleri ve tarihi ziyaretlerin sonrasında mola vermek ve yorgunluk atmak isteyenler Camaldoli’nin merkezinde üç kuşaktır Taselli ailesinin işlettiği açık hava restoranında soluklanabilir. Tasellilerin üç kuşaktır hazırladığı bir tür pideyi çağrıştıran “schiacciata”, geyik ve yaban domuzu etinden hazırlanan yöresel salamlar, köyün peynirleri, çevredeki ormanlardan toplanan mantarlarla hazırlanan makarnalar sunuluyor bu açık hava

Etrüskler de yaşadı
Orman yürüyüşlerine geri dönersek Apeninlerin farklı noktalarına çeşitli orman parkurlarını izleyerek günde en az dört, en çok sekiz-on kilometrelik yürüyüşler planlayarak ulaşmanız mümkün. Çok eski çağlarda Ege’den İtalya’da Toscana bölgesine göç eden Etrüsklerin de “mistik” niteliğinden etkilendikleri, bir tapınak kurdukları, avlandıkları Camaldoli ormanlarında kayın, çam ve kestane ağaçları çoğunlukta.

Poppi kalesi, Toscana’da stratejik bir alanda kurulu.

Sessizliğe bürünen Apeninlerdeki bu orman yollarında yürürken Massimilano ile Paola’nın köpeği Safira, sadık dostlarını bir gölge gibi izliyor. Yolu Rifugio Asqua’ya düşen seyyahlarla günlük yürüyüşlere çıkan Safira’yı Camaldoli ve yakın çevresinde herkes tanıyor. Gri tüylü bu gezgin köpek, çok kez yaban domuzuyla karıştırılsa da, orman yürüyüşlerinde dostlarını hiç yalnız bırakmıyor.

Camaldoli ormanlarında “Şentieri dei tedeschi/Almanların patikası” diye anılan güzergâh, savaş döneminde Alman askerlerine karşı mücadele ederken vurularak şehit düşen yöre gençlerinin anısını yaşatıyor. Kayınların gölge yaptığı bu orman yolunda yürürken, öldürülen direnişçi İtalyanların düştükleri noktalarda ahşap levhalara not düşülen isimlerine tanıklık ediyoruz. Bu doğal park içinde bir başka orman yolu “Gotik patika” adını taşıyor. 1500 metre yüksekliğindeki tepelik alanlara ulaşan, bu güzergâh biraz daha dik olduğu ve tırmanma gerektirdiği için daha güç. Camaldoli’de doğayla baş başa kalmayı, sessizliği keşfetmeyi ve ormanı dinlemeyi tercih edenlerin üç saatlik tempolu bir yürüyüşle ulaştığı bir başka uğrak noktası da, 1520 metre yükseklikte, Apenin dağlarına tepeden bakan Poggi Scala.