Ana sayfa 107. Sayı Anti-Dühring / Friedrich Engels Devrimin kılıcını bilim ve birikimle bilemek

Anti-Dühring / Friedrich Engels
Devrimin kılıcını bilim ve birikimle bilemek

272
PAYLAŞ

Orkun Saip Durmaz

Marksist omurganın çok temel üç dayanak noktasından söz edilebilir. Birincisi devrimci siyasettir. Lenin’in özlü ifadesiyle, somut durumun somut analizi olarak ifade edebileceğimiz devrimci siyaset Marksizmin kılıcıdır, deyim yerindeyse vurucu gücüdür. Devrimci siyaset yoksa; Marksizm hedefsizleşir, apolitik bir dünya görüşüne evrilir ve nihayetinde herhangi bir eleştirel düşünce olarak siyasi düşünceler tarihi içine hapsolur. Omurganın ikinci dayanağı bilimdir. Bilim veya bilimsel yöntem/metodoloji ise devrimci siyasete yol haritası çıkarır; içinde yaşadığımız anın onu önceleyen çok daha uzun, doğrusal olmayan, inişli-çıkışlı, kopuş ve süreklilikleri barından kolektif insan eyleminin şekillendirdiği bir sürecin parçası olduğunu hatırlatır. Metodolojisi yoksa; Marksizm toplumsal gerçeklikten kopar, kime karşı ne için mücadele etmesi gerektiğini unutur, sonuç itibariyle ya ulvi bir önderliğin retoriğine dönüşüp idealizme ya da insan faktörünü tarihin dışına iten nesnelciliğe boyun eğmiş olur. Marksist omurganın üçüncü dayanak noktası ise sahiplendiği birikimdir; yani, insanlığın tarih boyunca elde ettiği devrimci birikimlerin ve kazanımların -dar anlamda ne kadar Marksist olduklarına bakmaksızın- savunulması ve eleştirel bir biçimde sahiplenilmesidir. Aksi halde, Marksizm kendi metodolojisine ihanet etmiş ve kendisini tarihin dışında aşkın bir güç olarak tanımlamış olur; ukalalaşır, ukalalaştıkça yalnızlaşır ve tarihe müdahale edebilme kapasitesini tahrip eder. Sözü geçen dayanak noktalarından biri bile olmasa, omurga bozulur; Marksizm kötürüm kalır.

***

Friedrich Engels’in Anti-Dühring adlı eserinin önemi de Marksist omurganın dayanaklarını bir arada tutabilmesinden kaynaklanır. Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan çıkacak olan “Marksizmin Başyapıtları – 19. yüzyıl” adlı derleme kitapta yer alacak olan “Anti-Dühring: Devrimin kılıcını bilim ve birikimle bilemek” adlı makalede de işte bu omurganın önemini vurgulamaya çalışıyoruz aslında. Eugen Dühring’in Alman işçi sınıfı üzerindeki etkisini kırabilmek gibi tamamen politik olan bir hedef doğrultusunda yazılan metnin, aynı zamanda metodoloji krizine yanıt olarak kendi metodolojisini sunması; üstelik bunları yaparken, insanlığın bilimsel ve siyasi kazanımlarının nasıl savunulduğunu göstermesi, Engels’in Anti-Dühring’ini bir başyapıt kılar. Nitekim Anti-Dühring’le ilgili bir makale yazmamızın ana amacı da onu başyapıt kılan niteliğinden kaynaklanmaktadır. Okuyucuya baştan söylememiz gerekir ki, “Anti-Dühring: Devrimin kılıcını bilim ve birikimle bilemek” kitabın bir özeti değildir ve zaten öyle bir amaçla da kaleme alınmamıştır. Ayrıca metni yazarken, Anti-Dühring’i Marksist metinler içinde hak ettiği yere getirmek gibi bir amaç edinmediğimizi de belirtmemiz gerekir. Makaleyi yazarken Anti-Dühring’i klasik metinler içinde özel kılan vasıfları üzerinde durduk. Bu vasıfların aynı zamanda Marksist omurganın temel dayanakları olduğunu hatırlayarak şunları söyleyebiliriz:
Anti-Dühring doğrudan politika ile ilişkili olmayan alanlar üzerine yazılmış bir metin olarak değerlendirilse de, metnin nihai hedefi politiktir. Sadece politik olması eseri özel kılmaz; ama doğrudan politika ile zerre kadar alakalı değilmiş gibi görünen toplumsal alanları politikleştirmesi Anti-Dühring’i özel değil, çok özel kılar!
Anti-Dühring gerçeğin bilgisine ulaşma yolunda yaşanan metodoloji krizine verilmiş Marksist bir yanıttır. Bir başka deyişle, idealizmin ve mekanik materyalizmin devrimci eleştirisi olan Marksist metodolojinin -diyalektik materyalizmin- en net ifadesidir.
Anti-Dühring bilim ile siyaset arasındaki ilişkiyi devrimci bir yerden yeniden kurar. Burjuvazinin parçaladığı toplumsal alanları birleştirmeyi başarabilmesi Marksizmin en önemli özelliklerden biriyse, bu özelliğin ortaya çıkmasında Anti-Dühring’in önemi göz ardı edilemez.
Anti-Dühring Marksizmin hem siyasi hem de eleştirel bir metodoloji olarak bam tellerini ortaya koyar. Hegel’e verilen önemden, burjuva bilim anlayışının keskin eleştirisine, oradan bilimsel sosyalizme kadar belli başlı bam telleri bir anlamda eserin yazılma gayesini de açıklar.
Anti-Dühring Marksizmle insanlığın devrimci birikimleri arasındaki organik bağlantıyı canlandırır. Engels, Dühring’in reddettiği devrimci birikimi eleştirel bir sahiplenmeyle savunur ve onları, reddederek değil, sahiplenerek aşar.
Son sözü Engels’e bırakalım: Anti-Dühring, “… Marks’ın ve benim temsil etmekte olduğumuz diyalektik yöntem ve komünist dünya görüşünün, hem de bir dizi … alanda az çok tutarlı bir açıklaması durumuna dönüş(ür)”.