Ana sayfa 116. Sayı Akkuyu nükleer santralindeki teknik boşluklar

Akkuyu nükleer santralindeki teknik boşluklar

129
PAYLAŞ

Yüksel Atakan

Bir nükleer santral projelendirilirken, santralin, içten ve dıştan kazalara karşı, hem nükleer güvenliğinin hem de radyasyon güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili ana unsurların nelerden oluşacağı, bunların hangi yetkili ve deneyimli kurumlarca, hangi uluslararası standartlara göre projelendirilip denetleneceği, santrali kuracak şirketle yapılan sözleşmede, yetki ve sorumluluklar sıralanarak, açıkça belirlenmeli. Akkuyu santrali için Rusya ile yapılan anlaşmada temel unsurların hiçbiri bulunmuyor.

 

Sunuş

Almanya’da nükleer santral projelerinde ve yapımında 25 yıl çalışmış ve nükleer standartların hazırlanmasına katkıda bulunmuş olan Yüksel Atakan, Akkuyu anlaşmasındaki teknik boşluğu ve zayıf noktaları gözler önüne seriyor.

Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız yapmakta olduğu çeşitli açıklamalarda Akkuyu’da kurulacak Nükleer Güç Santralinin (NGS) Türkiye’nin en güvenli tesisi olacağını belirtiyor. Bu öngörü gerçekleşebilir mi?

Önce şunu önemle belirtelim: Bir nükleer santral projelendirilirken, santralin, içten ve dıştan kazalara karşı, hem nükleer güvenliğinin (nuclear safety) hem de radyasyon güvenliğinin (radiation safety) sağlanmasıyla ilgili ana unsurların nelerden oluşacağı, bunların hangi yetkili ve deneyimli kurumlarca, hangi uluslararası standartlara göre projelendirilip, ileride denetleneceği, santrali kuracak şirketle yapılan sözleşmede, yetki ve sorumluluklar sıralanarak, açıkça belirlenmeli. Ancak bunların yerine getirilmesiyle santraldeki onlarca sistemin (örneğin reaktörü soğutma suyu birincil (ana) ve ikincil devreleri/sistemleri) ve yüzlerce aygıtın kalitesinin ilgili standartlara uygunluğu sağlanabilir, ilerideki bozulma ve kazaların oluşması önlenerek, güvenliği en üst düzeyde bir santral yapımı gerçekleşebilir. Akkuyu’da kurulacak nükleer santralle ilgili Rusya ile yapılan ve sonradan yasalaşan anlaşmada ve eklerinde ise santralin güvenliğiyle ilgi bu gibi temel unsurların hiçbiri bulunmuyor. (1)

 

Anlaşmadaki boşluklar

Akkuyu nükleer santrali ile ilgili TBMM’de onaylanmış ‘Anlaşma’ ve sonradan yayımlanan çevre değerlendirme (ÇED) raporu temelde neleri içeriyor? (2)

Akkuyu’da yapımı planlanan, 4 reaktörlü nükleer santral için Haziran 2010’da Rus tarafıyla yapılan anlaşma, 21 Temmuz 2010’da TBMM’de onaylanarak yasalaşmıştır. Anlaşma Rusya Federasyonu’nca 24 Kasım 2010’da onaylandıktan sonra, Rus tarafı reaktörleri kurmak ve ileride sökmek için Akkuyu Nükleer Güç Elektrik Üretim A.Ş.’ni (APC) kurmuştur. Nükleer santrallerin lisanslanmasından ve denetiminden bugün sorumlu Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nca (TAEK) bu şirket resmen tanınmış ve şirkete Mersin/Akkuyu bölgesinde yer etütlerine başlama izni Mart 2011’de verilmiştir.

Gerek yasalaşan Akkuyu anlaşması ve gerekse bunun ekleri incelendiğinde, santralin, olabilecek kazalara karşı, Finlandiya’daki yeni NGS’ı gibi batıdaki 3. kuşak bir nükleer santraldekine benzer, en üst düzeyde güvenli olmasını içeren somut herhangi bir maddeye rastlanmıyor. İleride, kalite kontrolüyle ilgili standartların yerine getirilmemesinden doğabilecek değişiklikleri Türkiye belirlese bile, bunları Rus tarafının “büyük ek giderler nedeniyle” kabul etmeyeceği beklenir. Anlaşmada her ne kadar lisanslamayı (izni) TAEK’nın vereceği yazılı ise de bunun aşağıdaki nedenlerle sadece Rus şirketinin proje dosyalarını inceleyip formalite olarak onaylayacağı (ya da bunlarda birkaç küçük değişiklik isteyeceği ) beklenir: Çünkü TAEK, nükleer santrallerdeki sistemlerin kalite kontrollerini yapıp, ilgili standartlara göre uygunluğunu onaylayacak bir kurum olarak kurulmamıştır ve bu konularda bilgi ve deneyimli uzmanları bulunmuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) dahi bu çeşit kontrolleri yapamaz (yapmaz çünkü görevi nükleer santrallerdeki sistemlerin kalite kontrolü değildir). UAEA, sadece projenin tasarım olarak hangi güvenlik sistemlerini kapsadığını inceleyebilir ve bunların yeterli olup olmadığı konusunda, sorulursa, görüş bildirebilir. Ayrıntılı kalite kontrollerini, ancak, ilgili sistem ve aygıtın üretildiği ve işletildiği yerlerde, bu sistemleri denetleyen örneğin Almanya’daki TÜV gibi kurumların nükleer dalda deneyimli uzmanları yapabilirler. Bu çeşit kalite kontrolleriyle ilgili Akkuyu anlaşmasında hiçbir madde bulunmadığından, Türkiye’nin bir yaptırım gücü de bulunmuyor ve Rus şirketi santraldeki tüm sistemleri öngördüğü şekilde gerçekleştirebilir.

 

 

 

 

Kalite kontrolünün önemini bir örnekle açıklayalım: Saf çelikten yapılması gereken yüksek basınçlı reaktör kazanının/kabının (reactor pressure vessel: 11 m yüksekliğinde, 4,2 m çapında ve 20 cm çelik çeperli/duvarlı – Bkz. fotoğraf) yapısında bulunan ve reaktördeki nötron akısı altında korozyon ürünleri denilen radyoaktif maddelere dönüşerek, santraldeki bakım ve onarım çalışmalarını ileride, yüksek radyasyon dozlarıyla, engelleyecek eser yabancı maddelerin ilgili standarda göre en az miktarda olması gerekir. Bunun böyle olup olmadığı ise ancak bu konudaki uzmanların ilgili alet sistemleriyle yapacakları kalite kontrolüyle belirlenebilir. Bu çeşit bir kalite kontrolü reaktör kazanının üretildiği yerde bağımsız yabancı uzmanların denetiminde yapılmalı ve üretim sırasında uzmanlar devreye girmelidir. Rus şirketi buna izin verecek midir ve ilgili kontrol ve denetim giderleri bir yana (bir uzmanın saat ücreti 150-200 Avro!), kontrol olumsuz sonuçlanırsa, büyük ek giderlere mal olacak reaktör kazanının yeniden yapımını ( milyonlarca Avro) Rus şirketi kabul edecek midir? Bu örnek, reaktördeki yüzlerce pasif ve aktif güvenlik aygıtı için genişletildiğinde, kalite kontrolüyle ilgili ortaya büyük sorunlar çıkacağını bugünden kestirebilmek için bilge kişi olmaya gerek yoktur. Rus tarafı: tüm bu çeşit kontrol ve denetimler gereksizdir, zaten anlaşmamızda da bunlar bulunmuyor ama siz hiç kaygılanmayın, yaptığımız ve işleyen santraller gayet güzel çalışıyor, şimdiye kadar da hiç bir önemli kaza olmadı diyerek Türkiye’nin bu çeşit isteklerini geçiştirebilir. Ancak, bunun ilerisi için bir garanti olamayacağı ve bir kaza durumunda bundan özellikle çevredeki halkın sağlığının etkilenebileceği söz konusudur. Denetimin, güvenmekten daha önemli olduğunu ise herkes bilir.

Öte yandan, sadece kullanılmış nükleer yakıt maddesi için değil, aynı zamanda nükleer yakıt elemanlarının bekletileceği havuzların güvenli çalışması ve çeşitli radyoaktivite düzeyindeki diğer atıklarla (katı, sıvı ve gaz) ilgili düzenlemeler, düşük, orta ve yüksek radyoaktiviteli katı ve sıvı atıkların ayrı ayrı depolanacakları güvenli yerler ve bunların nasıl denetleneceği, Akkuyu anlaşmasında somut ek maddeler ya da ‘Anlaşmanın Bağlayıcı Ekleri’ olarak da bulunmuyor.

 

Almanya’da nasıl yapıldı?

Almanya’da nükleer santral yapımında, önce proje şirketinde 20-30 farklı uzmanlık dalında nükleer santralin her bir sistemi için ilgili hesaplar yapıldı, sonra da tüm sistem, aygıt ve ölçü aletlerinin uygunluğu, önce üretildiği yerlerde, daha sonra da bunlar santrale yerleştirildiğinde deneyimli TÜV uzmanlarınca ayrıntılı denetimlerle sağlandı ve yetkili devlet kurumlarınca da kaliteleri onaylandı. Ardından, her sistem için santralde yapılan testlerde bunların güvenli çalışıp çalışmadığı denendi, yetkili devlet kurumlarının ve TÜV uzmanlarının birlikte kontrolüyle, uygun görülürse, devreye alınıp çalıştırılmaları onaylandı.

‘Dübel’ deyip geçmemek gerek!

Santraldeki boru ağlarını, su depolarını, filtre sistemlerini ve çok çeşitli aletleri duvarlara tutturan dübeller (20-25 cm boyunda) depreme dayanıklı olmalı ve duvarlara standartlara uygun şekilde özenle dik yerleştirilmeli, yoksa depremde bunlar hasar görebileceğinden ilgili güvenlik sistemleri de çalışmayabilir.

Almanya’daki Biblis NGS’da, duvarlara biraz çarpık yerleştirildiği sonradan belirlenen 15.000 dübelin sökülüp yenileriyle değiştirilmesi 1,5 yıl sürdü ve santralin durdurulmasıyla birlikte bu değiştirme işi 1 milyar Avro’yo mal oldu.

Sadece 1 tek dübelin montajında 6-7 montör ve uzman, ilgili yönetmeliklerin yaptırımlarını denetliyor. Rasgele seçilen bazı dübellerin denetimine izin verilmiyor, tümünün tek tek denetimi gerekiyor. Dübellerin uygunluğu, hem atom enerji yasasına hem de yapı güvenliği yasa ve yönetmeliklerine göre farklı uzmanlarca denetleniyor.

 

Sonuç

Akkuyu NGS’nın proje döneminde ve santralin yapımı sırasında yukarıdaki örneklerdeki gibi denetimlerin ilgili uzmanlarca sürekli yapılması, güvenli bir santral kurulabilmesi için gereklidir. Bu nedenlerle santrali kuracak şirkete, santralin güvenliğiyle ilgili tüm sistemlerdeki kalite kontrollerinin ilgili uluslararası standartlara göre, ek yaptırımlarla kabul ettirilebileceği ve bu kontrolleri başarıyla geçemeyen sistemlerdeki eksikliklerin ya da bozuklukların giderilebileceği, hatta gerekiyorsa bunların nükleer santral devreye girmeden yenilenebileceği umulur. Böylelikle ileride olabilecek kazalardan halkın korunması, büyük bir olasılıkla önceden sağlanabilecek ve Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız’ın öngördüğü ‘Türkiye’nin en güvenli tesisi’ ancak o zaman gerçekleştirilmiş olacaktır.

 

DİPNOTLAR

1) Akkuyu Nükleer Santralinin yapımıyla ilgili 29.06.2010 tarihli kanun tasarısı (TBMM’nin onay tarihi: 21.07.2010 ) – Rusya ile yapılan anlaşma.

2) Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Projesi, Çevresel Etki Değerlendirme Dosyası (ÇED Raporu) Worley Parsons ve Dokay Şirketleri, Ankara, 2011.