Ana sayfa 116. Sayı Anadolu Kültüründe Ağaçlar: Ölümün ve karanlıkların ağacı servi (selvi)

Anadolu Kültüründe Ağaçlar: Ölümün ve karanlıkların ağacı servi (selvi)

699
PAYLAŞ

Hasan Torlak

Söğüt ve zeytin gibi gümüşi yapraklı ağaçların yanında koyu yeşil rengiyle siyah rengi çağrıştıran piramidal servinin (kara servi) ölüm, yer altı ve öte dünya inançlarıyla ilişkilendirilmesi kaçınılmazdır. Ayrıca daha yayvan olan ağaç türlerinin ortasından onları yırtarcasına aniden dik bir şekilde göğe yükselen biçimi öldürücü bir mızrak, kılıç veya bıçak algısını da zihinlerde oluşturur. Nereden bakılırsa bakılsın servi ölümün ve karanlıkların ağacıdır.

 

Dünyada çok geniş bir yayılış gösteren servilerin 20 dolayında türü bulunur. Ülkemizde ise, Akdeniz servisi (C. sempervirens) olarak adlandırılan bir türün iki çeşidi doğal olarak yetişebilmektedir. Uygun ekolojik koşullarda 20 metre boylanabilen Akdeniz servisi, Akdeniz havzasına özgü ağaç türlerinden birisidir. Koyu yeşil renkli pul yaprakları sürgünlerin üzerini sıkıca sarmıştır. Ortalarında yağ bezesi bulunur. C. sempervirens, dalları dört köşeli olan ve kışın yaprağını dökmeyen bir ağaçtır. Toros Dağları’nda (Antalya, Mersin) doğal olarak yetişir. Dalların dik (var. pyramidalis) veya yayık (var. horizontalis) olmasına göre iki varyeteye ayrılır. Kozalakları küremsi şekilli, reçine kokulu ve buruk lezzetlidir.

Piramit biçimli Akdeniz servisi, ehrami servi, kara selvi veya mezarlık servisi olarak adlandırılan C. sempervirens var. pyramidalis (C. sempervirens var. sempervirens), ülkemizde Güney ve Batı Anadolu’da, denize yakın yörelerde daha çok park ve bahçelerde, mezarlıklarda dikilmiş olarak bulunur, orman oluşturmaz. Uzun piramit biçimi; gövdeye koşut olarak yukarıya uzanan sık dalları ve koyu yeşil görünümüyle öteki çeşitlerden ayrılır.

Diğer bir çeşit olan dallı Akdeniz servisi C. sempervirens var. horizontalis, piramit biçimli Akdeniz servisinden farklı olarak dalları gövdeye dik bir konumda olup görece kalındır; uzaktan Toros sedirini ya da Toros göknarını anımsatacak görünüme sahiptir. Ülkemizde yalnızca Manavgat dolaylarındaki Köprülü Kanyon’da 500 hektar genişliğinde saf orman ve kısmen de kızılçamla karışık topluluklar oluşturur. Ülkemizdeki 1248 hektarlık toplam servi ormanının % 96’sı Antalya ilinde bulunur. Ancak Güney ve Batı Anadolu’nun yanı sıra daha az olmak üzere Karadeniz Bölgesinin kıyı kısımlarında da tek tek bulunabilmektedir. Ülkemizdeki parklarda genellikle mavi servi olarak bilinen Cupressus arizonica yetiştirilir. Bu tür doğal olarak Meksika ve Arizona dağlarında yetişmekte olup dalları gövdeye diktir. (1, 3, 12)

Akdeniz servisi olarak adlandırılan C. sempervirens var. horizontalis, 20 metreye kadar boylanır. Doğu Akdeniz, Kuzey Irak, İran, Anadolu, Kıbrıs, Girit ve Ege adalarında yetişir. Türkiye’de Ege ve Akdeniz kıyılarında görülür. Odunu çok sert ve dayanıklıdır, aynı zamanda güzel kokuludur. Hiçbir ağaç türünün yetişmediği zayıf topraklarda bile yetişir. Piramidal Akdeniz servisi C. sempervirens var. pyramidalis, her zaman yeşil, sık dallı, dalları gövdeye paralel olacak şekilde yukarı büyümüş, sütun biçiminde ağaçlardır. 20-30 metreye kadar boylanabilir ve 600-700 yıl yaşayabilir. Odunu çok sert ve dayanıklıdır, güzel kokuludur. Bir Akdeniz ağacı olan bu tür Türkiye’de Akdeniz ikliminin olduğu alanlarda yetişir. İstanbul Fenerbahçe Burnu’nda Kanuni zamanında dikilmiş 450 yaşı aşkın sağlıklı örnekler bulunur. (2)

Servi ağaçları öylesine serttir ki, böcekler bile zarar vermeyi göze alamaz. Ağacın keskin kokusu ayrıca güveleri uzaklaştırmanın yanı sıra yapıldıkları sandıkların içindeki giysilere çok hoş bir koku kazandırır. Bu nedenledir ki Anadolu halkı gelinlik kızların çeyiz sandığını servi ağacı odunundan yapar. (12) Bodrum yöresinde C. sempervirens var. horizontalis yakacak olarak kullanılır, gövdesinden mezar tahtası, ağacından sandık ve elbise dolabı yapılır; bu malzemeler hoş kokulu ortam sağladığından, sandığa ve dolaba böcek girmez. Kozalakları eskiden çocuk oyunlarında misket olarak kullanılırdı, bu kozalaklar Bodrum’da mazı olarak adlandırılır, oyuna da mazı oyunu denir. (15)

Türkiye’de C. sempervirens’in kozalaklarından pembe ve kahverengi boya elde edilir. (21) Van yöresinde kozalaklarından kahverengi boya elde edilir. (22)

Günümüzde servi kozalağı estetik amaçlarla makyaj malzemesi kaynağı olarak da kullanılır: Servi kozalağı havanda dövüldükten sonra limon suyu, lavanta çiçeği ve 5 adet çam tomurcuğu ile birlikte 1 litre suya konur ve kaynatılır. Elde edilen su süzülerek bir şişeye konur. Bu karışım ile kaşlar günde bir kez yıkanarak koyu renkli ve dolgun kaşlar elde edilir. (20)

 

Anadolu halk tıbbında servi

Anadolu’da servinin halk tıbbında da geniş bir kullanım alanı bulunur. Daha çok mezarlıklarda gördüğümüz bu ağacın kozalakları ateş düşürücü, terletici ve idrar artırıcıdır. Ayrıca haricen ayak kokularını önlemek için kullanılır. (20) C. sempervirens, kozalaklarında tanen ve uçucu yağ taşır. Kozalaklarının dekoksiyonu kabız edici, ateş düşürücü, terletici, idrar arttırıcı ve kan kesicidir. Haricen basura ve kokulu ayak terlemelerine karşı kullanılır. Servi eskiden beri, çocukların gece işemelerine karşı kullanılır. On yaşından büyük çocukların gece işemelerini kesmek için, altı gün süreyle öğle ve akşam yemeklerinde çocuğa 30-40 damla servi kozalağı tentürü, bir fincan suya damlatılarak içirilir. Yeni araştırmalar da bu etkinin varlığını doğrulamıştır. Basura karşı servi kozalağı özü ile hazırlanmış merhem kullanılır veya servi kozalağı dekoksiyonu ile basur memelerine pansuman yapılır. Kokulu ayak terlemelerine karşı, ayaklar servi kozalağı dekoksiyonu ile yıkanır ve ayaklar bir müddet bu dekoksiyon içinde tutulur. (3) C. sempervirens’in meyvelerinden elde edilen dekoksiyon Sakarya dolayında soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı kullanılır. (19) Konya dolayındaki aktarlarda C. sempervirens’in kozalak ve meyveleri tıbbi amaçlarla satılır. (23) Hatay’ın Yayladağı İlçesinin Kışlak Beldesinde “andız” olarak adlandırılan C. Sempervirens göz hastalıklarının tedavisinde kullanılır. (14)

Antalya, Mersin ve Muğla’da andız olarak adlandırılan C. sempervirens var. horizontalis’ten hem insanlar hem de hayvanlar için ilaç yapıır. Bu bitki kalp-damar hastalıkları, körpe meyveleri yenmek suretiyle soğuk algınlığı (Grip, nezle) gibi hastalıklarda kullanılır. Kozalaklarının kaynatılmasıyla elde edilen su ile kozalaklarından hazırlanan pekmez (andız pekmezi) Mersin (Arslanköy) yöresinde dahilen ülser tedavisinde, kozalaklarının yağı göğse ve sırta sürülerek soğuk algınlığına karşı, kozalaklarından hazırlanan karışım ile dal ve gövdesinden hazırlanan katran kalp-damar hastalıklarının tedavisinde ve damar sertliği için, bu katran hayvanların ağız kenarında oluşan yaralarının tedavisinde kullanılır. Katranı hayvanlara yalatılarak iştah açıcı olarak kullanılır, yılan sokan hayvanlara kaynatılmış servi katranı buharı koklatılır. (15, 16)

  1. Sempervirens var. sempervirens (var. pyramidata) ise Bodrum’da bahçe aralarında çit bitkisi ve rüzgâr kesici, yelken direği yapımında kullanılır, kozalaklarıyla çocuklar misket oynar. (15) Bu servi çeşidinin kozalaklarının kaynatılması suretiyle elde edilen suyu Çanakkale-Ezine dolayında sabahları aç karnına 1 çay bardağı dolusu içilerek kan şekerini düşürmek amacıyla; Muğla’da katranı haricen yanık tedavisinde, ayrıca hayvanların mide rahatsızlıklarında onlara içirilmek suretiyle yararlanılır. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde C. sempervirens var. sempervirens’in kozalakları kaynatılmak suretiyle hazırlanan çayı diş ağrısına karşı ve saç estetiği amacıyla haricen kullanılır. (17)
  2. sempervirens, mezarlıklar ve bahçelerde yetiştirilir. (3) Manisa ve Muğla’da kara servi olarak adlandırılan C. sempervirens var. sempervirens özellikle mezarlıklarda yetiştirilen ince uzun yapıda bir ağaçtır. (18) Kara servi veya piramidal servi Akdeniz ikliminin hakim olduğu özellikle batı ve güney bölgelerimiz ağırlıkta olmak kaydıyla ülkemizin çoğu yerinde mezarlık ağacı olarak kullanılır.

 

Mitolojide ve kutsal metinlerde servi

Piramidal Akdeniz servisi çok eski çağlardan beri farklı kültürlerde kutsal ağaç olarak kabul edilmiştir. Uzaktan bakıldığında çok büyük yeşil bir alev görüntüsünde olan bu ağaç, ateşe tapan ilkel toplumlardan bu yana daha çok mabetlerde ve mezarlıklarda yetiştirilmektedir. Ölümsüzlüğü temsil ettiğine inanılır. (2) Hititler, ŞUURMAN adını verdikleri servi ağacının meyvelerinden ilaç elde ediyorlar ve bunu hastalıkların iyileştirilmesinde kullanıyorlardı. (3, 4, 13)

Mitolojide Tanrı Apollon, yanlışlıkla öldürdüğü bir geyiğe üzülerek üzüntüsünden ölen Kyparissos adlı erkek sevgilisini servi ağacına dönüştürmüştür. Dolayısıyla antikçağlarda servi matem sembolüdür. Bu yüzden mezarlıkları süsleyen serviler, rüzgâr estiği zaman, kalbe hüzün veren şiirler, mersiyeler okurlar. Antikçağ Apollon tapınakları ve kutsal alanları servi ağacı ile, özellikle sütuna benzer yapısıyla piramidal serviyle çevrelenmiş olmalıdır. Hatta bu tapınakların çekirdeğini oluşturan arkaik çağ Apollon sunaklarının çevresindeki servi korulukları klasik çağda mermer sütunlara evrilmiş olmalıdır. Nitekim özellikle dipteros formundaki Apollon tapınaklarındaki sütunlar bir servi koruluğu algısı da yaratırlar.   Antikçağ inancında servi, mersin ve zeytinle birlikte Tanrıça Artemis’in sevdiği üç ağaçtan biridir. Dünyanın yedi harikasından biri olan Efes Artemis Tapınağı’nın kapısının MÖ 1. yüzyılda oymalı serviden yapılmış halde olduğu kayıtlıdır. (7, 26) Antik inançlarda geyik Artemis’in sembollerindendir. Artemis’in servi ağacını sevmesi, kendi sembolü olan bir yaban hayvanının ölümü dolayısıyla Kyparissos’un üzüntüsünden serviye dönüşmüş olmasından kaynaklanıyor olmalıdır. Günümüzdeki mezarlıklara servi ağacı dikilmesi geleneği ile antik mitlerin benzerliği Anadolu’daki ağaca bağlı kültürel sürekliliğin ne kadar güçlü olduğunun da bir kanıtıdır. Kyparissos bir ölümlü olarak öldükten sonra yeraltına ve karanlıklar diyarına gitmek zorunda kalmıştır. Ancak sevgilisi olan Güneş Tanrısı Apollon ise gökyüzünde ışıl ışıl parlamaktadır. Kyparissos ile özdeşleşen servilerin biçimi de sanki yeraltından fışkıran ve hızla güneşe doğru yol alan bir imaj yaratmaktadırlar. Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı şiirinde “Fışkırır ruh-u mücerret gibi yerden naaşım/o zaman arşa değer belki başım” dizelerinde ölen kişilerin ruhlarının yerden fışkırarak gökyüzüne ulaşacağı teması işlenmiştir. Ölen kişinin ruhunun yerden fışkırarak gökyüzüne ulaşacağı temasının kökenini antik çağa kadar uzatmak, doğadaki yansımasını ise piramidal servide görmek mümkündür.

Yunan ve Roma’da servi cehennem ilahlarıyla ilişkilidir. Roma’da yeraltı Cehennem Tanrısı Pluton kültünün sembol ağacıdır. Akdeniz havzasında genelde mezarlıklara dikilen bu ağaç, özelliğini uzun süre bozulmadan koruyan reçinesi ve yeşilliğini kaybetmeyen yaprakları nedeniyle, ölümsüzlük ve yeniden doğuşun da sembolü olmuştur. Çin’de rahiplerin bastonları servi ağacından yapılır, ateş ibadeti için yakılacak ateş, servi dallarının sürtülmesiyle elde edilirdi. İslam inancında servilerin baca kokusu gibi kokuları çektiklerine inanılır. Şair Nebi dinsel bir yaklaşımla “Minare beldede, servi kırda bir şahadet parmağıdır” demiştir. Eski Mısırda ölülerin mumyaları Anadolu’dan getirilen servilerden yapılan sandukalarda saklanmaktaydı. Bu yüzden servinin ölülere özgü bir ağaç olduğu kanısı benimsenmiş ve özellikle mezarlara dikilmeye başlanmıştır. Günümüzde Karacaahmet, Türkiye’nin en çok servi ağacı bulunan mezarlığı olarak bilinir. (8)

Med ve Pers başkentlerinden Ekbatana’daki sedir ve servi ağaçlarından inşa edilen yapılar altın ve gümüşlerle kaplıydı. (6) Tarih öncesinde Mezopotamya’ya ihraç edilen kerestelerin, Toros ve Amanoslar’dan getirildiği yazılı kaynaklardan ve yerleşmelerde yürütülen arkeolojik çalışmalardan öğrenilmektedir. Bu hammaddenin mümkün olduğunca nehir yolu kullanılarak elde edilmiş olması, başka bir deyişle su yolunun kullanılabildiği yerlerdeki ağaçların tercih edilmiş olması akla yakındır. Örneğin Gudea için sağlanan keresteler Fırat’tan aşağı yaklaşık 1500 km yüzdürülerek Lagash’a ulaşmıştır. Bu aktarım modelinin sedir, servi, ardıç ve göknar için kullanıldığı Mari metinlerinden izlenebilir. (11)

Güney İtalya’da MÖ 4. ya da 3. yüzyıla tarihlenen bir levhada, bireysel sonsuzluğa ulaşmanın anahtarının verildiği metinde şöyle yazar; “Hades’in evinin solunda kutsal bir kaynak bulacaksın/Ve onun yanında duran beyaz bir servi/Bu kaynağa fazla yaklaşma….” (9) 3. yüzyılda da Roma’da cennetin gül ve servi ağaçlarıyla donandığı hayal edilmişti. (10)

Tevrat’ta; Hz. Adem’in, ölümünden hemen önce Tanrı’dan merhamet yağını dilediği ve bunun için de oğlu Şit’i görevlendirdiği, Şit’in cennet bahçelerindeki iyilik ve kötülük ağacından üç tohum aldığı ve babasının ağzına koyduğu, Adem gömüldükten sonra tohumların yeşererek zeytin, sedir ve servi ağacına dönüştüğü belirtilir. (5)

Mevlana Mesnevi’sinde “Yürüyen servi gibi 3 oğlu vardı” diyerek delikanlıları servi boylu olarak tanımlar. Bir diğer beyitte de “O tertemiz su aktıkça ırmak kıyıları güller, servi ve yaseminlerle yeşersin” , “Gönül bahçesini yemyeşil, taptaze eyle, sümbül, gül ve serviler bulunsun”, “Bu cömertlik cennet servisinin dalıdır” demektedir. (24)

Türk kültüründe servi; uzun boyu ve daima yeşil kalması dolayısıyla “ebediyet”in (sonsuzluk) sembolüdür. Servinin daima yeşil olması ata ruhlarının cennette olduğunun kanıtıdır. Mezardaki ataların ruhları servi ağacı sayesinde göğe ulaşmakta, tanrının kutu da aşağıya, kemiklere inmektedir. Anadolu’daki servilerin kutsallığı hem Müslümanlara hem de Hıristiyanlara antik dönemden miras kalan bir inançtır. (25)

Piramidal servinin, diğer ağaçlara göre dik ve onların üzerinden topraktan fışkırırcasına göğe yükselen uzunlamasına biçimi, ayrıca çok koyu yeşil olan rengi, onu diğer ağaçlardan farklı olarak karanlık ve koyu renklerin hakim olduğu yer altı dünyası ile ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Servinin dışardan görünümünün koyu olmasının nedenlerinden biri dallarının sık olmasından dolayı gelen ışığı dışarıya vermeyerek emmesi, bu suretle ışığı yansıtmayarak içerisinde hapsetmesidir. Antik Yunan inancıyla dile getirirsek Apollon’un ışınlarının ölen Kyparissos’un içine girmesi, onunla tek vücut olmasıdır. Söğüt ve zeytin gibi gümüşi yapraklı ağaçların yanında koyu yeşil rengiyle siyah rengi çağrıştıran, diğer yeşil ağaçlara göre de siyahımsı yeşil renkte görünen piramidal servinin (kara servi) ölüm, yer altı ve öte dünya inançlarıyla ilişkilendirilmesi kaçınılmazdır. Ayrıca daha yayvan olan diğer ağaç türlerinin ortasından onları yırtarcasına aniden dik bir şekilde göğe yükselen biçimi öldürücü bir mızrak, kılıç veya bıçak algısını da zihinlerde oluşturur. Nereden bakılırsa bakılsın servi ölümün ve karanlıkların ağacıdır. Antik çağda Hades’in evinin yanında beyaz bir servi ağacından söz edilmesi, aslında ölümlülerin gittiği yeraltı dünyasının ne kadar karanlık olduğu konusunda yapılan bir sanattır. Bu metinde “Hades o kadar karanlıktır ki, o alemde siyahımsı yeşil yapraklı kara serviler bile beyaz görünür” denmek istenmiştir.

 

Camilere en çok yakışan ağaç

Günümüz Anadolu camilerine de en yakışan ve cami ve bahçesindeki diğer ağaçlar arasında en koyu rengiyle kendisini belli eden ağaç servidir. Edirne Selimiye Camii’nin batı tarafındaki bahçesinde yer alan ve caminin sarımsı-beyaz rengini siyah bir mızrak gibi kesen piramidal serviler, ilk bakışta manzarada ölümü hatırlatan tek unsurdur. Hatta bu serviler aşağılardaki Meriç ve Tunca nehirlerinden dahi fark edilir. Yine İstanbul ve diğer illerimizde yer alan Osmanlı camilerinin bahçelerindeki piramidal serviler minarelerle yarışan bir görüntü sergiler. Osmanlı ve günümüz Türkiye’si camilerinin bahçelerine veya mezarlıklara piramidal servi dikilmesinin en önemli nedeni, servinin diğer ağaçlardan daha koyu ve karanlığı (dolayısıyla ölümü) hatırlatan bir renginin olmasının yanı sıra ağacın diğer ağaçlardan farklı olarak dallarının parçalı görünmemesi, aksine yukarıyı, gökyüzünü işaret eden şahadet parmağına benzemesi, ayrıca yerden göğe doğru yükselmek isteyen, adeta yerden göğe fışkıran ateş gibi akıcı bir algı oluşturması, dolayısıyla doğada tanrının tekliğinin görülmesine aracılık etmesidir. Beyaz veya sarının tonlarındaki minareler ışık ve nuru hatırlatmaktayken, siyah görünümlü serviler ise geceyi, karanlığı ve yeraltını hatırlatır. Müslümanlıkta, servinin dalsız ve göğü işaret eden ok veya mızrağımsı görüntüsü tektanrıyı sembolize eden şahadet parmağı veya teklik ile özdeşleşir. Tektanrılı dinlerin çıkış yeri olan Doğu Akdeniz kıyılarının doğal ağacının piramidal servi olması da bu dinlerin çıkışında, inancının belirlenmesinde servi ağacının ne kadar etkin bir rol oynadığının kanıtıdır. Yeraltı karanlığının servinin bedeninde göğe doğru yükselmesi, ölü ruhlarının Tanrı’ya kavuşması ile ilişkilendirilir.

Servi gerek antik çağda ve gerekse günümüz Anadolu’sunda erkeksi ve erkeklerle de özdeşleştirilen bir ağaçtır. Servinin kara bedeninde yeraltından gökyüzüne (ışığa) doğru bir akış, yönelim vardır. Dolayısıyla antik çağdan bu yana servi, ölü ruhlarının göğe, Tanrı’ya (ışığa) yükselmelerinin, dolayısıyla Tanrı’nın katında, ışıklı cennette yaşamak istemelerinin sembolüdür.

 

KAYNAK VE DİPNOTLAR

1) Yücel Çağlar, Dendroloji (Ağaç Bilim) Okulu Ders Notları, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Yayını, Ankara-2012

2) Necati Güvenç Mamıkoğlu, Türkiye’nin Ağaçları ve Çalıları, NTV Yayınları, İstanbul, 2007.

3) Prof. Dr. Turhan Baytop, Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi, Nobel Tıp Kitabevleri, 1999.

4) Hayri Ertem, Boğazköy Metinlerine Göre Hititler Devri Anadolu’nun Florası, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1987.

5) Cumhuriyet gazetesi, 14.11.2009 Cumartesi Eki; “Zeytinyağı Anıtları ve Zeytine Adanmış Yaşamlar” başlıklı haber.

6) Dr. Galya D. Toteva, Pers Kentleri ve Sanatı, Arkeoatlas, 2012.

7) Şefik Can, Klasik Yunan Mitolojisi, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1994.

8) Necmettin Ersoy; Semboller ve Yorumları, Dönence Basım ve Yayın Hizmetleri, 3. Baskı, İstanbul, 2007.

9) Kaynak: Çiğdem Dürüşken, Roma’nın Gizem Dinleri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2011.

10) Jack Goody (Çev: Mehmet Beşikçi), Çiçeklerin Kültürü, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2010.

11) İ. Banu Doğan, Tarihöncesinde Ticaret ve Değiş Tokuş, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2012.

12) Yücel Çağlar, Anadolu Yeşillemesi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı Yayını, İstanbul, 2010.

13) Turhan Baytop, “Türkiyede Tıbbi ve kokulu Bitkilerin Kullanılışına Tarihsel Bir Bakış”, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bülteni, Temmuz 1994, sayı:10.

14) Mustafa Keskin, Kerim Alpınar; “Kışlak (Yayladağı-Hatay) Hakkında Etnobotanik Bir Araştırma”, Ot Dergisi, 2002/2, s.91

15) Ertan Tuzlacı, Bodrum’da Bitkiler ve Yaşam, İstanbul, 2005.

16) Ertan Tuzlacı, Şifa Niyetine, Türkiye’nin Bitkisel Halk İlaçları, Alfa Yayınları, İstanbul, 2006.

17) G. Bulut, E. Tuzlacı, “Folk Medicinal Plants of Bayramiç (Çanakkale-Turkey) İÜ Ecz. Fak. Mec, 40(2008-2009).

18) Ertan Tuzlacı, Türkiye Bitkileri Sözlüğü, Genişletilmiş 2. Baskı, Alfa Yayınları, İstanbul, 2011.

19) Ekrem Sezik, Erdem Yeşilada, “Uçucu Yağ Taşıyan Türk Halk İlaçları”, Uçucu Yağlar, Prof. Dr. K. Hüsnü Can Başer’e 50. Yaş Armağanı, 1999.

20) Cenk Durmuşkahya, “A’dan Z’ye Bitkilerin Gücü”, Seninle Dergisi Eki, Şubat 2011

21) Yunus Doğan, Süleyman Başlar, Hasan Hüseyin Mert, Güngör Ay; “Plants Used as Natural Dye sourches in Turkey”, Economic Botany 57(4), The New York Botanical Garden Pres, USA, 2003.

22) Fevzi Özgökçe, İbrahim Yılmaz; “Dye Plants of East Anatolia Region” Economic Botany, 57(4), Newyork Botanical Garden Pres, 2003.

23) Eray Tulukçu, Osman Sağdıç, “Konya’da aktarlarda satılan tıbbi bitkiler ve kullanılan kısımları”, Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, Ekim 2011.

24) Mevlana, Mesnevi-i Şerif, Koordinatör Nihat Öztoprak, Tercüman Süleyman Nahiti, İstanbul, 2007.

25) Pervin Ergun, Türk Kültüründe Ağaç Kültü, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2004.

26) Adrienne Mayor, Mithradates, Çev. Gürkan Ergin, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2013.

27) Hasan Torlak, “Anadolu Kültüründe Servi Ağacı”, Yolculuk dergisi, Kamilkoç Yayını, Eylül 2013.