Ana sayfa 118. Sayı Bizi kızarmış patatese alıştıran Batı, obezitenin ilacını da buluyor mu?

Bizi kızarmış patatese alıştıran Batı, obezitenin ilacını da buluyor mu?

Bilumum Bilim

193
PAYLAŞ

Zeynep Hülya Gümüş

Bu ay bilimin beşiğinden taze taze bildireceğim. Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bir konferanstan yeni döndüm.  Kilo sorunu olanlar için muhteşem gelişmeler var. Nahide Ekengil’in Pilates şarkısındaki gibi “bir iki üç dört bir iki üç dört” ile başlayıp “nefes alıyorum, nefes veriyorum” ve 3-beta-3-hydroxy-urs-12-ene-28-oic-acid, 3-β-hydroxy-urs-12-en-28-oic asit diyorum! Haydi hep beraber “bir iki üç dört bir ki üç dört”! Çünkü obezite savaşında heyecan verici bir gelişmenin ana kahramanı bu asit. Ya da kısaca ursolik asit.

Öncelikle, ursolik asidi tanıyalım. Elma, erik gibi meyvelerin kabuklarına dokunduğumuzda o mumumsu hissi veren doğal bir madde. Zeytinyağı, fesleğen, yabanmersini, kızılcık, mürver çiçeği, nane, biberiye, lavanta ve kekik gibi pek çok bitkide de bulunuyor. Geleneksel Çin ve Hint bitkisel ilaç tedavilerinde şeker hastalığına karşı kullanılıyor. Son zamanlarda Batılı biliminsanlarından ciddi ilgi görüyor. Hatta fareler üzerindeki araştırmaların müthiş sonuçları neticesinde insan deneyleri yapma aşamasına gelmişler. Bazı Batılı biliminsanları tarafından Akdeniz diyetinin başarısındaki gizli aktör diye de adlandırılıyor.

Iowa Üniversitesi’nden Christopher Adams’ın gurubunun yaptığı son araştırmalara göre ursolik asit vücuttaki (bazı) kas ve kahverengi yağları artırırken beyaz yağları azaltıyor, kısacası kas ve yağ dengelerini değiştiriyor. Beyaz yağlar enerji depolarken, kahverengi yağlar sıcaklık üretmek ve vücut ısısını sabit tutmak için enerji harcıyorlar. Kas/yağ dengesi değişince vücudun hem metabolik hızı hem de harcadığı enerji miktarı artıyor ve beslenme kaynaklı obeziteye karşı bir direnç oluşuyor.

Burada dikkat: beslenme kaynaklı obezite. Yani genetik sebepleri olan obezite değil. Bildiğiniz homini gırtlak neticesi olan. Yapılan deneylerde yüksek yağ oranı içeren yemleri yiyen fareler şişmanlarken, aynı miktarda ve aynı sağlıksız şekilde beslenen farelerin yemine ursolik asit de katılırsa şişmanlamıyorlar!

Ursolik asit kalp-damar tıkanıklıklarına (atherosclerosis) karşı da koruyor. Daha bu sene Teksas Sağlık Bilimleri Merkezi’nden Dr. Reto Asmis, ursolik asidin kalbe yararını araştırmak için ABD devletinden 1,86 milyon dolarlık ödenek aldı. Dr. Asmis’ın laboratuvarında ursolik asidin şeker hastası fareleri damar tıkanıklığından koruduğu ortaya çıkarıldı. Tevekkeli ursolik asidin sadece obezite değil, şeker hastalığı, alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı ve damar sertliği tedavilerinde de büyük bir potansiyel taşıdığı düşünülüyor.

Eski Türkiye vücut güzeli bir babanın evladı olarak (Ali Gümüş), bu araştırmalara heyecan ve umudun yanında şüphe ile de yaklaşıyorum. Babamın yaşıtı vücut geliştirenler arasında zamanında steroid hormonu kullananlar, ilerleyen yaşlarda birden çöktüler ve hem tanınmaz hallere geldiler hem de türlü hastalıklara yakalandılar. Oysa bu ilaçları kullanmayan babam, hâlâ “organik” nitelendirdiği kaslarıyla yazları tatil beldelerinde dikkat çekiyor. Ama o hâlâ her gün spor yapar ve fast food yemeklere ağzını sürmez.

Obeziteyi önlemenin şimdilik en iyi ilacı sağlıklı beslenme ve hareket, hareket, hareket. Lakin fast food akımı ve modern hareketsiz yaşam sürdükçe obezite asrın hastalığı olmaya devam edecek. Bu alanda çok enteresan ve heyecan veren çalışmalar göreceğiz.

Kimi zaman kanser araştırmalarının umutsuzluklarından bunaldığımda parka gidip saatlerce yürüyorum. Bu rutinime artık bir elma yemeyi de ekleyeceğim. Tabii ursolik asidi bol olan kabuklarıyla.

Kaynaklar

1) Iowa Üniversitesi’ndeki grubun son araştırması:

2) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3379974/

3) Texas Saglık Bilimleri Merkezi’ndeki grubun son araştırması:

4) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3199329/

5) Nahide Ekengil ve Pilates (mümkünse dinlerken hareket edin):

6)  http://www.youtube.com/watch?v=VTKbdTUIdJU