Ana sayfa 121. Sayı Beyin dalgalarıyla müzik nasıl bestelenir?

Beyin dalgalarıyla müzik nasıl bestelenir?

63
PAYLAŞ

BBC’de teknoloji muhabirliği yapan Laura-Jane Rich aynı zamanda müzik bestecisi. Konservatuvar yıllarında, boş bir kâğıda gözlerini dikip bakarak geçirdiği zamanlar, aklındaki müziği sayfaya aktarmak için kısa bir yol bulmayı çok istemiş. “Bugün bestelerimi bilgisayarda yapıyorum, kalemleri piksellere değiştim.” Diyen Rich, müzikal düşüncelerini beyninden doğrudan kayda geçirme hayalini aklından çıkarmamış.

Rich, Plymouth Üniversitesi’nde müzikal hayalini gerçeğe dönüştürme umudu veren bir sistemi denemek üzere dizüstü bilgisayarın karşısına geçti. Bu proje Profesör Eduardo Miranda’nın fikri. İlgilendiği alana “müzik nöroteknolojisi” diyor. Miranda’nın yarattığı cihaz elektrotlu bir başlık sayesinde düşünceleri okuyor, onları müziğe çeviriyor; bu geleneksel bestecilikten uzak bir dünya.

Profesör bu sistemi şöyle kullanmayı planladı: Dört kişinin beyninden elde edilen düşünce okumasını alarak dörtlü yaylıdan çıkan sonuca baktı. Miranda’nın “Activating Memory” isimli son bestesi bu fikirle ortaya çıkmış. Parça 9 Şubat’ta Plymouth’da gerçekleşen 2014 Çağdaş Sanatlar Müzik Festivali kapsamında icra edildi.

Rich bu performans öncesinde makineyi kullanmayı denedi ve BBC’nin teknoloji bölümünde deneyimlerini paylaştı.

Kafanızı boşaltın

Plymouth Üniversitesi’nden araştırmacı ve mühendis Joel Eaton, üzerinde metal elektrotlar ve kablolar bulunan başlığı giymesinde Rich’e yardımcı oldu. Eaton’ın söylediğine göre, başın arka kısmındaki ana elektrot görmeyle ilgili korteksten beyin dalgalarını topluyor. Diğer elektrotlar ise arka plandaki gürültüyü kesmeye yarıyor.

Cihazın çalışması için kullanıcının ekranda görünen dört damalı şekilden birine odaklanması gerekiyor. Farklı oranlardaki titreşimler ve her bir şekil, beynin görmeyle ilgili kısmının ortak bir elektrik sinyali yaratmasını sağlıyor. Sinyaller başlık tarafından toplanıp bilgisayara gönderiliyor. Cihaz en iyi, beynin kalan kısmı gevşediği zaman çalışıyor. Bunun için “aklınızı boşaltmanız” konusunda uyarılıyorsunuz. Beyindeki elektrik sinyalleri artıyor. Sonra bunlar dizüstü bilgisayara gönderiliyor.

Eaton, Rich’e ekrandaki şekle özel bir biçimde; odaklanıp sonra ilgisini dağıtarak bakmasını söylüyor. “Beynimi tazelemek için bazen ekrandan uzağa, geriye bakmak zorunda kaldım.” diyor Rich. Gerekenleri yaptığında odaklandığı şekil, çello sanatçısının önündeki ekrana müzikal bir dizi gönderdi. Sonra çellist önüne gelen bu dizi yardımıyla, Rich’in yaratmış olduğu müziği çaldı.

Rich yaşadığı deneyimin zorluklarını şöyle anlatıyor: “Başlangıçta zordu. Cihaz çalışırken odaklanmak, ilgiyi dağıtmak ve rahatlamak gerektiği kadar çok fazla heyecan da yapmamak gerekiyordu; bu, sinyalin yaratılması için olumsuz koşullar meydana getiriyordu. Heyecanımı bastırmaksa hayli zor bir işti; çünkü konseptin tamamını o kadar heyecan verici bulmuştum ki…”

Tuhaf bir bağımlılık

Rich sistemden, beynindeki müziği doğrudan yaratmasını beklemişti. Ancak durum düşündüğü gibi değildi. Besteyi doğrudan yapmak yerine, önceden hazırlanmış müzik dizileri arasında bir seçim yapılıyordu; kullanıcı besteciden ziyade bir aracı pozisyonundaydı.

Rich, beyin ve müzik kompozisyonu arasındaki doğrudan bağlantının daha etkili bir şekilde sağlanması konusundaki arzusundan bahsedince Profesör Miranda bunun ilk başta etkileyici görünse bile bir süre sonra sıkıcı olacağı görüşünde. Sonuca tam olarak ulaşamamanın zorluğu Profesör Miranda’nın hoşuna gidiyor: “İnsanlar bir şeyleri eliyle çalıştırmaktan zevk alır, bu süreci ortadan kaldırmayı istemem. Bestecilerin bunu belki farklı yoldan yapmasına yardımcı olacak harika araçlar geliştirmeyi istiyorum.” diyor.

Fiziksel engeli olan insanlar bu arayüzden önemli ölçüde faydalanabilecek. Disiplinlerarası Bilgisayar Destekli Müzik Araştırmaları Merkezi (ICCRMR) laboratuarının, daha önce locked-in sendromlu (bilinci yerinde olmasına rağmen bedenen neredeyse tamamen felç durumunda olan ve iletişimi göz hareketleri ile sağlayan) bir hastayla yaptığı deney olumlu sonuçlar verdi.

Buna rağmen, sistemi kullanmanın hiç de sandığı kadar kolay olmadığını söylüyor Rich. Laboratuvar deneyiminden şöyle bahsediyor: “Tekniğe hâkim olmak olağanüstü zordu. Çellonun çalındığı süre boyunca, beyin okumalarımda belirgin bir şekilde azalma oldu. Jane’i (çellist) dinlerken, bir yandan da sistemi tekrar ayarlamak zorunda kaldık.” Zorlu geçen iki saatin sonunda Rich güvenilir sinyaller yaratmayı başarıyor. İki saatin kısa bir süre olduğu, normalde bunun nasıl yapılacağını öğrenmenin birkaç günü aldığı söyleniyor.

Sonuç olarak müzikal motifler beyinden doğrudan aktarılmıyor. Ancak hâlihazırda bulunan motiflerin seçimi ekrandaki damalı şekillere odaklanmayla sağlanıyor. Yine de Rich umudunu saklı tutuyor ve yaşadığı deneyimden duyduğu heyecanı şöyle aktarıyor: “Şu an mevcut olan Beyin-Bilgisayar-Müzik Arayüzü’nün (BCMI) sınırlılığı ve zorluklarına rağmen, kafamın içinde olan şeyi görmek bende tuhaf bir bağımlılık yarattı. Teknolojinin nasıl gelişeceğini görmek için sabırsızlanıyorum. Bu kadar odaklanmadan sonra yorulmuş olsam da ekrana saatler boyu sevinçle gözlerimi dikip bakabildim. Fakat müzisyen ayrılmak zorundaydı ve yemek hazırdı. Böylece fişi çekmek zorunda kaldım. Beste yapmaya geri dönme zamanı, tabii ki modası geçmiş yolla.”