Ana sayfa 123. Sayı Evren için küçük, Dünyalılar için dev bir adım Olası uzaylıların olası...

Evren için küçük, Dünyalılar için dev bir adım Olası uzaylıların olası yurdu Kepler 186F

222
PAYLAŞ

Derleyen: Özgür Can Özüdoğru

Bundan 10 yıl önce Dünyaya benzer gezegenlerin bulunacağını söyleseydiniz, muhtemelen birçok gökbilimci, onlarla alay ediyorsunuz sanırdı. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde önce Hubble, sonra da Kepler “uzay rasathaneleri”nin Dünyanın yörüngesine yerleşmesiyle ufkumuz kayda değer bir derecede genişledi. Bu devasa ve karanlık Evrende aslında ne kadar ufak ve adeta küçük bir kaya üzerinde hapsolmuş olduğumuzun farkına vardık. Önce yapayalnız olduğumuzu düşündük bu devasa siyahlıkta, ancak zaman içinde gördüklerimiz fikrimizin değişmesine sebebiyet verdi…

Önce Hubble teleskopu ile gözlemlediğimiz milyonlarca gökada ve milyarlarca yıldız bizleri şaşırttı. Sonra 2009’da Kepler teleskopu bizleri adeta yeni bir çağa taşıdı, bu çağ bilimkurgu romanlarında bahsedilen diyarları görebilmenin yaşattığı coşkunun çağıydı. İnsan, artık kendisinden çok uzaktaki yıldızların, tıpkı Dünya gibi kendi gezegenleri, hatta çoklu gezegenler ile birlikte bir sistemleri olduğunu kanıtlamıştı. Bu gezegen sistemlerinde “yaşanabilir bölge” araştırılmaya başlandı. İnsan, yaşadığı yalnızlık hissinden kurtulmalıydı.

Yaşanabilir bölge (habitable zone)

Yaşanabilir bölge, tıpkı adından da anlaşılacağı gibi herhangi bir yıldızın gezegen sisteminde yıldızdan belirli uzaklığa sahip olan alana verilir. Bu alanda yıldızın göndereceği ısı miktarı, kaya gezegende sıvı halde su oluşmasına elverişlidir. Evrimsel süreçte yaşam suda başladığına göre sıvı halde su bulunduran gezegenlerin yaşam bulundurma oranının çok daha fazla olduğu düşünülmekte. Elbette yaşam başka ortamlarda farklı şekillerde evrim geçirebilir. Ancak astrobiyologların anlayabildiği kadarıyla yaşamın var olması için bir çözücüye ihtiyaç var. Bu çözücü su ya da metan gibi sıvılar olabilir, ancak Evrende en yaygın bulunan çözücü sudur.

Kepler 186F, yıldızına tam da Dünyanın sahip olduğu uzaklıkla aynı oranda bir bölgede bulunmakta. Bu çok önemli, çünkü bu Kepler 186F’nin su bulundurma oranının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Kepler 186F’nin yıldızı bir cüce gezegen, Güneş’ten daha soğuk ve nükleer patlamalar açısından Güneş’ten çok daha az tehlikeli aslında. Ancak bununla birlikte yıldızın renginin farklı olması, Kepler 186F’de yaşayan olası uzaylı dostlarımızın kahverengi bir Güneş görmelerine sebep oluyor. Öğle saatlerinde bile, bir Akdeniz akşamında günbatımı zamanı Güneş’in renginin kızıla kayması gibi bir renk görülmekte Kepler 186F’de… Kepler 186F’li olası dostlarımızın 1 yılı bizim 130 günümüz kadar. Hava ise muhtemelen Dünyadan biraz daha soğuk.

Gökbilimcilerin başka bir iyi haberi daha var. Evrendeki yıldızların yaklaşık yüzde 70’i Kepler 186F’nin yıldızına benzemekte. Bu da Kepler 186F gibi gezegenlerin var olma olasılığını artırıyor. Ancak ne yazık ki bu gezegenlere seyahat etmek oldukça uzun ve zahmetli olacaktır. Işık hızıyla hareket eden sihirli bir aracımız olsa bile, Kepler 186F’ye gitmek 500 sürerdi. Carl Sagan’ın dediği gibi: Evren bir okyanus ve biz ise kumsalımızda ayaklarımızı suya yeni yeni sokuyoruz. Elimizde bir teleskop, tutku ile çevredeki adaları gözlüyoruz. Elbet bir gün sahilde ayaklarımızı suya sokmak yerine uzaktan gördüğümüz mucizevi diyarlara yelken açacağımız günler gelecek (Cosmos belgeselinden).