Ana sayfa 126. Sayı Balinalar okyanuslara iyi geliyor

Balinalar okyanuslara iyi geliyor

136
PAYLAŞ

Çeviren: Ebru Oktay

Balinaların artan nüfusu, okyanus ekosisteminin kaynaklarını azaltmak şöyle dursun, belki de bu çevrenin sağlığını koruyabilir. Yeni bir çalışmanın sonuçlarına göre, çubuklu balinalar ve kaşalotların artan nüfusu, dünya çevresinde deniz besin ağını arttıracak gibi görünüyor.Bu çalışma, çok uzun zamandır devam eden balinaların okyanuslara dönüşlerinin ekolojik rolü ve bunun sayısız tehdit altında olan küresel balıkçılığı nasıl etkileyeceği konusundaki tartışmalara yeni bir kapı açıyor.

Biliminsanları tüm dünya üzerindeki balina türlerini zaman içinde yavaş yavaş belirledi. Ancak bunların okyanus ekosistemine etkileri konusunda anlaşmazlıklar oluştu. Bazıları balinaları daha sonra ticari olarak değerli türlere dönüşecek omurgasızları ve küçük balıkları adeta süpürdüğü için besinsel olarak rakip buldu.

Örneğin70’lerve 80’lerde güney okyanusunda balina popülasyonunun azalmasıyla, deniz besin zincirinde önemli yer tutan karides ve kabuklu deniz hayvanlarının miktarında artış olması tartışılmıştı. Oysa bu son araştırmaya göre, balinaların artmasıyla karides popülasyonu aynı kalmakta, hatta balinaların azalmasıyla birlikte azalmaktadır. Peki bu nasıl oluyor?

Uzmanlar balinaların karides ve diğer kabuklu deniz hayvanları gibi alt besin zincirinde yer alan türlere beslenmede destek olduğunu düşünüyorlar. Örneğin, memeliler su yüzeyini nitrojen ve demir miktarı açısından verimli kılacak ölçüde büyük miktarda gaz ve idrar çıkışı yaratıyorlar. Dalışları sırasında da su yüzeyi ile daha alt tabakaları karıştırarak üretkenliğe adeta yardımcı oluyorlar. Balinalar ayrıca besinleri okyanusta yatay düzlemde de hareket ettiriyor. Örneğin çubuklu balinaların bir türü olan kambur balinalar, daha üst tabakalara büyük bir göç yaparak (Alaska civarındaki Pasifik Okyanusu suları gibi) bazı nadir bulunan subtropik besinleri yayıyorlar. Şu anki tarihsel ve güncel bilgiler, nüfusu artan balinaların bazı subtropikal sularda fitoplankton üretkenliğini mevcudun yüzde 15’i kadar arttırabildiğini göstermiştir.

Gözden kaçan bir katkıya ise Frontiers and the Environment’de son günlerde yayımlanan bir makalede dikkat çekilmiştir. O da bu hayvanların öldükleri zaman, derin deniz ekosistemine dev organik bir materyal, yani bedenlerini armağan ettikleridir. 40 ton ağırlığındaki bir balinanın bedeni, deniz ekosistemine 2000 yılda oluşacak karbon ve besin kaynağını bir anda bırakabilmektedir.

Burlington Vermont Üniversitesi’nden biyolog Joe Roman’a göre, balina avcılığı sürecinde azalan balina nüfusu, okyanuslarda insan eliyle yaratılan ilk ve erken soy tüketme örneği olabilir. Son on yıllar içinde sadece 60’dan fazla balina türü tespit edilmiştir, ancak bu avcılık devam ettikçe daha pek çok tür belki de belirlenemeden yok olacaktır. Roman ve arkadaşlarının belirttiği gibi balinaların sağladıkları destekler iyi yönde görülebilse ve bu kesinleşse, deniz ekosisteminin sağlıklı işlemesindeki rolleri de belirginleşecektir.