Ana sayfa 126. Sayı Düşüncelerimizle baş başa kalmaktan hoşlanmıyoruz

Düşüncelerimizle baş başa kalmaktan hoşlanmıyoruz

167
PAYLAŞ

Çeviren: Ebru Oktay

Virginia Üniversitesi önderliğinde yürütülen psikolojik bir çalışmaya göre, pek çok insan kendi düşünceleriyle baş başa kalmaktan pek hoşlanmıyor. Science dergisinde yayımlanan makaleye göre, insanların çoğu bir odada 15 dakika pineklemektense, kendilerine hafif elektrik şoku verilmesini tercih ediyor.

New York Columbia Üniversitesi’nden Psikolog Malia Mason, kendisinin yer almadığı bu çalışmayı yorumlarken, insanların kendi düşünceleriyle yalnız kalmaktan rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. Dış dünyayla, özellikle de eğlenceli şeylerle oyalanma gereği duyuyoruz.

Virginia Üniversitesi’nden psikolog Timothy Wilson ve arkadaşlarının yürüttüğü çalışmada, bir grup üniversite öğrencisi, cep telefonu gibi dikkatlerini dağıtacak eşyaları ellerinden alınmak suretiyle, 15 dakika boyunca az eşyanın olduğu bir odada oturtuldular. 409 kişinin neredeyse yarısından fazlası, bu deneyimden hoşlanmadıklarını söyledi.

Araştırmayı yapan ekibe göre bu sonuç şaşırtıcıydı. Kocaman bir beynimiz, pek çok güzel anımız, fanteziler, hikâyeler üretebilecek kapasitemiz varken, neden örneğin bir adaya kazazede olarak düşmek üzerine hayaller kuramıyorduk? Wilson ve ekibi işi biraz kolaylaştırma yoluna giderek, konforlu ve daha mutlu edici bir odada deneyi tekrarladılar. Hatta bazı katılımcılara bu deneyi evde yapabilecekleri bile söylendi. Ancak daha sonra deneklerin üçte biri deney süresi boyunca, cep telefonuyla oynamak, müzik dinlemek gibi hileler yaptıklarını kabul ettiler.

Belki de üzerinde düşünülecek ve yoğunlaşacak konu bulmakta zorluk çektikleri düşünülerek öğrencilere, deneye başlamadan önce kendilerine bir konu belirlemeleri önerildi. Ancak konu önerisinde bulunulmadı.

Bir sonraki deneyde, katılımcılardan kendilerine bir düğmeye basarak ani ve hafif elektrik şoku verilmesi istendi. 18 erkekten 12’si bu 15 dakika boyunca en az bir kere düğmeye bastı. Buna karşılık 24 kadından sadece 6’sı kendine elektrik şoku uyguladı. Katılımcıların dörtte üçü, durumundan memnun olmayıp bir daha yapılmaması için para ödemeyi teklif etti. Sonuçta erkeklerin yüzde 67’si, kadınların yüzde 25’i odada pineklemektense kendilerine şok uygulamayı tercih etmişlerdi.

Deneyler üniversite öğrencileri dışında, örneğin kilise ya da market gibi rasgele yerlerde ve daha geniş yaş aralıklarında gerçekleştirildiğinde de benzer sonuçlar alındı.

Wilson’a göre bu durum, mental kontrolün sağlanamamasıyla ilgili. Bir konu belirleyip o konuya yoğunlaşmakta ve uzun süre o konu üzerinde düşünmekte zorluk çekiyoruz Deneyden rahatsızlık duymadıklarını söyleyen katılımcılar, daha ziyade sevdikleri kişiyle birlikte bir gelecek hayali kurduklarını söylemişlerdi. Belki de bu tip düşünceler, komutla değil de kendiliğinden oluştuklarında daha çok hoşa gidiyor olabiliyor.

Mason’a göre ise, katılımcılar belki de akla aniden gelen bir konu üzerinde rasgele düşünmeyi değil de, o konuyla ilgili daha kapsamlı bir yapı oluşturmayı çıkarlarına uygun görüyorlar ve buna eğilimli oluyorlar. Yani onlara sadece giriş noktası sağlamak yeterli değil; devam edecekleri bir yola da ihtiyaçları oluyor.

Zihin, adeta dış dünyaya bağımlı hale gelmiş durumda. Yalnızken bile odaklanmamız genelde dış dünya üzerine oluyor. Meditasyon veya düşünce kontrolü tekniklerini özellikle çalışmadan da, bu odaklanmanın kendimize çevrilmesi zor gibi görünüyor.

Kaynaklar:

1) http://www.nature.com/news/we-dislike-being-alone-with-our-thoughts-1.15508

2) http://www.sciencedaily.com/releases/2014/07/140703142154.htm