Ana sayfa 126. Sayı Viagra tamam: Sırada yaşlanmayı yavaşlatan hap mı var?

Viagra tamam: Sırada yaşlanmayı yavaşlatan hap mı var?

Bilimum Bilim

223
PAYLAŞ

Zeynep Hülya Gümüş

Çok çalışkan, çok başarılı ve aynı zamanda canı çok kıymetli bir tanıdığım geçenlerde Paris’in en sosyetik doktorlarından birisine gitmiş. Doktorun verdiği reçete: 1) Hayattan mümkün olduğu kadar zevk almaya çalış; 2) stresten uzak dur; 3) uykunu al; 4) kararında olduğu sürece, istediğini ye ve iç. Yanında da birkaç doğal ürün tavsiye etmiş: bildiğimiz vitaminler, ama bir de yeni bir hap: TA-65.

Yaşlanmaktan korkan zenginler için yeni umut kapısı TA-65.

Parisli doktorun tavsiyelerinin hepsi iyi, güzel ve gerekli. Zaten hepimizin bildiği, bilip de ancak elinden gelenini yapabildiği klasik sağlıklı yaşam tavsiyeleri. Belki doktora çok para ödeyince insanın bir kulağından girip öbüründen çıkma olasılığı daha az… da, TA-65 de nesi?

TA-65 yaşlanmayı geciktirdiği iddiası ile dünyanın kalburüstü sınıflarını son zamanlarda kasıp kavuran, bitki bazlı yeni bir ürün. Kalburüstü diyorum çünkü fiyatı gayet tuzlu ve ilaç olarak satılmadığı için de sigorta tarafından karşılanması mümkün değil.

ABD’de üç aylık TA-65’in kutusu 1200 YTL civarına mukabil satılıyor. Yalnız yaş ve sağlık durumuna göre bazı insanlara günde 2-3 hap tavsiye edilebiliyor. O zaman üç ayda 3600 YTL gibi bir masraf ortaya çıkabiliyor. Eder yılda 14.400 YTL. Kırk yaşınızda kullanmaya başlasanız, 70 yasına kadar.. ohooo öde öde bitmez. Bir de yaşlanmanız gecikirse, ciddi maddi miktarlar söz konusu.

Oysa TA-65 hem geleneksel Çin tıbbında hem de Anadolu’da şifa amaçlı kullanılan, kutusu en fazla 20 YTL’ye satılan (!) geven otu kökünden üretilen tek bir molekül.

Geven otu, beyaz-sarı çiçekli, boyu 5-10 santimi geçmeyen, otlaklarda yetişen bir ot. Anavatanı Çin. Anadolu’da da şifa amaçlı kullanılıyor.

Geven otu, beyaz-sarı çiçekli, boyu 5-10 santimi geçmeyen, otlaklarda yetişen bir ot. Anavatanı Çin. İki binden fazla çeşidi var. Amerikan sağlık enstitüsü NIH’in internet sitesine göre Latince isimleri Astragalus membranaceus ve Astragalus mongholicus olan iri sarı çiçekli türleri sağlık amacı ile kullanılanlar.

Geleneksel Çin tıbbında genellikle diğer şifalı otlarla bir arada bağışıklık sistemini güçlendirmek ve iyileştirmek amacıyla kullanılsa da, çok çeşitli rahatsızlıklara şifa verdiğine inanıldığı için kronik sarılık, kanser tedavisi desteği, soğuk algınlığı ve kalp-damar rahatsızlıklarında kullanımı halen Çin’de çok yaygın.

Ülkemizde ise Bingöl ve Malatya civarlarında doğal olarak yetişiyor ve bölge insanları tarafından toplanıp çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Geven otu kökü genellikle çorba, çay, özüt ya da bitkisel kapsül şeklinde tüketiliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, geven otu kökünün geleneksel Çin tıbbında genellikle diğer şifalı otlarla bir arada kullanılıyor olması: jinseng, melekotu, meyankökü gibi. Ayrıca geven otu kökünün kendisinde de birçok biyoaktif madde var. Oysa TA-65, sadece tek bir aktif maddenin kimyasal olarak ayrıştırılıp damıtılması ile üretiliyor. Yani yüzyıllardan beri kullanılan geven otunun hem şifalı hem de yan etkisiz olduğu ispat edilse bile, TA-65 başlı başına yepyeni bir kimyasal etki yaratabilir. Çünkü şifalı otlar ya da aktif maddelerin etkileşimlerinin oluşturabileceği pozitif etkiler TA-65’te yok.

Kaldı ki geven otu üzerine yapılan küçük ölçekli çalışmalar bağışıklık sistemi, kalp ve karaciğere iyi gelebileceği ve kansere destek tedavisinde kullanılabileceği savlarını desteklese de, iyi kalitede klinik insan deneyleri henüz yapılmış değil. Ayrıca geven otu genellikle kısa süreli ve tedavi amaçlı kullanılıyor; uzun süreli ve önleme amaçlı değil.

Aman bu yazıyı okuduktan sonra bahçenizde geven otu yetişiyorsa kaynatıp içmeyin! Bazı geven otu türleri yüksek miktarda toksin içeriyor. Ayrıca bağışıklık sistemine etki ettiği için sürekli kullandığınız ilaçlar varsa onların etkisini de değiştirebilir.

Geven otu kökündeki pek çok madde arasından, neden TA-65?

TA-65’e olan ilgi, birkaç çok önemli bilimsel keşfe dayalı: bildiğiniz gibi her hücremizin çekirdeğinde kromozomlar var. Kromozomlar hücrelerimizin canlılığı ve gelişmesi için gerekli talimatları taşıyan DNA’lardan oluşuyor. DNA dediğimiz ise kimyasal olarak birbirlerine sarılı iki uzun polimer. Nam-ı diğer ikili sarmal. Buraya kadar tamam.

İşte bu DNA polimerlerinin uçlarında telomer dediğimiz birbirini tekrar eden nükleik asit dizilimleri var (eski Yunanca’dan, telos (uç) ve meros (kısım) = telomer). Telomerleri DNA’nın ve bu vesileyle kromozomların ucunu bozulmaktan ya da etraflarındaki moleküllerle birleşmekten koruyan kapaklar gibi düşünebiliriz. Her hücre bölünmesinde bu telomer bölgeleri kısalıyor. Eğer hücre bölünme hızı yavaşlarsa, telomerlerin kısalması daha çok zaman alıyor.

Kromozomların telomerler tarafından nasıl korunduğu o kadar önemli bir bilimsel soru ki, bunun yanıtını keşfeden Carol Greider, Jack Szostak ve Elizabeth Blackburn, 2009 yılında Nobel tıp ödülünü paylaştılar. Ödülü almalarının diğer bir nedeni de keşfettikleri bir enzim: telomeraz. Telomeraz enzimi harekete geçerse, telomerlerin kısalma hızlarını yavaşlatıyor.

TA-65’in üretici firmasının iddiasına göre bir insanın telomerlerinin uzunluğu, genel sağlık durumunu tahmin etmekte iyi bir kılavuz. Kısa telomerler hücresel yaşlanma ve bozulmalara yol açabiliyor. Yani vücudun sağlıklı kalabilmesi için telomer uzunluğu önemli. TA-65, telomerleri uzatabilen telomeraz enzimini aktive ettiği bilinen tek doğal ürün: adı üzerinde, Telomerase Activator (TA-65) (telomeraz aktive edici). İddia edilen, yaşlanmayı bu sayede geciktirdiği. Fare deneyleri ve limitli sayıda yapılmış insan deneyleri de bunu destekliyor.

Netice itibarıyla TA-65 üzerinde yeterince deney yapılmış değil. Bu kadar saflaştırılmış bir aktif maddenin uzun süreli kullanılmasının karaciğerde ve diğer organlarda nasıl bir yan etki yaratabileceği üzerine elimizde henüz yeterli bilgi de yok. Tevekkeli ilaç olarak satılma hakkı yok. O yüzden besin desteği hapı olarak satılıyor. Ayrıca daha uzun yaşayan hücreler daha fazla mutasyona uğrama olasılığına sahipler. Bu onların kanser olasılıklarını arttırır mı? Göreceğiz.

TA-65’in pazarlanış tarzı insanoğlunun (ya da kızının) en temel korkularına hitap ediyor. Ölümden kaçamayacağımız ne kadar gerçek olsa da, kronik rahatsızlıkları ve yaşlanmayı mümkün olduğu kadar geciktirebilmek umudu hepimizin içinde varolan bir dürtü. Belki de bu nedenden dolayı, sadece iç rahatlatmak için bile hastalık anksitesi taşıyan insanlar için TA-65 kullanılmaya değebilir. Sonuçta bu kişisel bir seçim. Yalnız şu anda fiyatından dolayı sadece belli bir zümrenin üyeleri bu seçimi yapabiliyor.

Eğer uzun süreli TA-65 kullanımı ciddi hastalıklara yol açar ise, bundan en çok etkilenecek olanlar ise yine kalburüstü takımı. Belki de enteresan bir olası sosyal deney ile karşı karşıyayız! Şu anda tek bildiğimiz, TA-65’in uzun süreli kullanımının sonuçlarının ne olacağını bilemediğimiz.

Ben şahsen Parisli doktorun ilk dört tavsiyesine uymaya çalışmayı ve beşinci olarak spor yapmayı düşünüyorum. Malum hava da güzel. Hızlı yürüyüş için ideal. Hem de bedava.

Yaşlanma üzerine daha fazla bilgi?

Yaşlanma su anda o kadar popüler bir konu ki yaşlanmanın yeni kültürel ve bilimsel perspektifleri bu sene 9 Aralık’ta Nobel haftasında tartışılacak. İngilizce yapılacak olan bu tartışmaları takip etmek isterseniz http://www.nobelweekdialogue.org/ linkinden bedava olarak kayıt olabilirsiniz. Tartışanlar arasında telomer alanında yaptığı çalışmalar sayesinde Nobel ödülü alan Elizabeth Blackburn da var.