Ana sayfa 128. Sayı Suda yaşamış dev dinozor

Suda yaşamış dev dinozor

199
PAYLAŞ

Ebru Oktay

Biliminsanları, ilk gerçek yüzen dinozor olduğu düşünülen Spinosaurus aegyptiacus’u ortaya çıkardı. Bu mezozoik dönem yırtıcısı, 95 milyon yıl önce suda yaşama uyum sağlamış ve bu zorlu yaşamın çevresel koşullarında avlanarak yaşamını sürdürebilmişti. Spinosaurus, dünya üzerinde bilinen en büyük yırtıcı dinozor olan Tyrannosaurus rex’den neredeyse 3 m daha büyük.

Şikago (paleontolog Nizar İbrahim ve Paul Sereno), Milan ve Casablanca Fas (Samir Zouhri) Üniversitesi’nden ortak çalışan biliminsanları, buldukları fosillerin, suda yaşama adaptasyonla ilgili bilinmeyenlere pek çok pencere açabileceğini belirtiyorlar. Araştırmacılar sonuçlara, Fas çevresinde daha önceden açığa çıkarılmış kısmi Spinosaurus kafataslarını ve müzelerde bulunan çeşitli parçaları ve bundan 100 yıl önce Mısır’da keşfedilmiş olan ilk Spinosaurus kayıtlarını da inceleyerek vardılar. Araştırmanın lideri İbrahim, bu hayvanlarla çalışmanın, dünya dışı gezegenlerden gelen canlılarla ilgilenmek gibi olduğunu ve daha önce böyle örneklere rastlamadıklarını vurguluyor.
Suya adaptasyon Spinosaurus’a, daha önce karada yaşayıp balık yiyen diğer spinosaurid ailesinden farklı olarak bazı özellikler kazandırmış:

– Kafatasının tam ortasına oturmuş burun delikleri. Bunlar kafanın arkasına doğru uzanacak şekilde olduklarından, kafa suda iken rahat nefes almayı sağlıyordu.
– Burnun sonu damar sinir sitemine açılıyor. Timsahlarda da benzer olan bu sistem içerdiği basınç reseptörleri sayesinde su içerisinde hareket duyarlılığını arttırır. Muhtemelen bu yapı tüm Spinosauruslarda benzerdir.
– Eğimli dişler burnun önünde birbirine bağlanmakta. Bu konik şekil ve yerleşim biçimi balık yakalamaya çok uygundur.
– Uzun boyun ve gövde ağırlık merkezini öne kaydırdığından bu durum iki ayak üzerinde durmaktan ziyade su içinde hareketliliğe olanak sağlar görünmektedir.
– Güçlü ön ayaklar aynı zamanda kıvrımlı bir bıçak ağzı gibi olup pençeyi andırmaktadır. Bu da kaygan avları yakalama ve doğramada ideal görünmektedir.
– Küçük bir leğen kemiği ve kaslı uyluklarla desteklenen kısa arka ayaklar. Erken dönem balinalarında olduğu gibi bu özellik su içinde hareket adaptasyonuyla ilgiliydi ve karada hareketli olan dinozorlardan da belirgin şekilde farklıydı.
– Kemik iliğinden yoksun yoğun kemik yapısı ise tüm yırtıcı dinozorlarda tipik özelliktir. Bu da modern su hayvanlarından kral penguenlerde olduğu gibi su yüzünde batmadan kalabilme adaptasyonunu sağlamaktadır.
– Güçlü uzun ayaklar ve düz pençeler. Diğer yırtıcılardan farklı olarak Spinosaurus, tünemekten çok ayakta durduğu ya da göçmen sahil kuşları gibi kısmen hareketli olduğu bir hayat sürmüştür. Aslında balçıkta ya da suda yürümek için perdeli ayakları olduğu da düşünülmektedir.
– Dinozorun kuyruğundaki kemikler gevşekçe irtibattadır. Böylece kuyruklarının hareketiyle adeta dalga yaratarak kemikli balıkları avlamak üzere önlerine katabilirler.
– Deriyle kaplı muazzam dorsal omurga, dinozorun sırtında adeta bir “yelkenli” gibi durmaktadır. Uzun ince, bıçak sırtı şeklindeki bu omurga, kaslara adeta bağlıdır ve az miktarda kan damarıyla yoğun yapıdaki kemikten oluşmaktadır. Bu da omurganın sadece gösterişe yönelik bir yapı olduğunu, yoksa ısıyı saklı tutmak ya da yağ depolamak gibi bir görevi olmadığını göstermektedir. Yelkenli, ancak suya girdiğinde görünür hale geliyor olabilir.

Neredeyse geçen yüzyılda, Alman paleontolog Ernst Freiherr Stromer von Reichenbach, Mısır bölgesinde ilk Spinosaurus izlerini bulmuştu. Ne yazık ki 1944’de Münih’in bombalanması sırasında fosiller tahrip oldu. Bununla birlikte İbrahim, bu keşiften kalan tüm notlarla fotoğrafları bulup bir araya getirmeyi başardı.

Yeni Spinosaurus fosilleri ise Fas’ın Kem Kem Vadisi denen bölgesinde bulundu. Bu alan Fas’tan Mısır’a kadar uzanan nehirlerin suladığı geniş bir alandır. Bölgede suda yaşayan çok sayıda ve çeşitte canlı kalıntısı belirlenmiştir. Bunlar arasında dev balinalar, timsahlar, uçan dev sürüngenler, geçiş fosilleri, akciğerli balıklar vardır.

Yeni fosille ilgili en önemli şey, iskeletin bir parçasının bir fosil avcısı tarafından ülke dışına çıkarılmış olması ve bu kişiyi bulmanın zorluğuydu. Ancak ekibin lideri İbrahim bunu başarıp hikâyesinin eksik parçasını tamamlayabildi.

Ekip, en yeni yöntemleri kullanarak Spinosaurus’un dijital bir modelini oluşturdu. Ekibin üyelerinden Maganuco’ya göre, bu modelle neredeyse kesine yakın sonuç elde edildi. Yaratılan modelin üç boyutlu halinin, kafadan kuyruğa ölçülmesinin sonucunda, Tyrannosaurus’tan 3 m daha uzun olduğu bulundu. Zaten Şikago Fosil Laboratuvarı Başkanı Sereno’ya göre, kendilerini asıl şaşırtan bu boyut olmuştu. Zira bu ölçüleri daha önce kanatlılarda, örneğin erken dönem balinalarda görebilmişlerdi.

Dal Sasso’da son 20 yılda açığa çıkarılan pek çok kalıntı, dinozorların kuşlarla bağlantısını kanıtlarken; bu son bulgu, evrimin tuhaf seyriyle suya adapte olan yırtıcı dinozorların mezozoik dönemde Kuzey Afrika nehir sistemini istila etmiş olduğunu göstermiştir.