Ana sayfa 129. sayı Kitapçı Rafı – 129

Kitapçı Rafı – 129

62
PAYLAŞ

Biyoloji Tarihi

– Orhan Küçüker, Nobel Tıp Kitabevleri, 2014, 536 s.

Bu kitap, öncelikle Biyoloji Tarihi, Evrim, Doğa Bilimleri Tarihi, Biyoloji Felsefesi gibi dersleri alan üniversite öğrencilerinin gereksinimlerini karşılamak amacıyla hazırlanmış. Biyolojinin tarihsel yolculuğu, bu süreçte emeği geçen bilim insanları, onların yaşam öyküleri ve çalışmalarıyla büyük biyolojik olaylar, yer ve zaman bilgilerinin eşliğinde veriliyor. Bölüm konuları prehistorik çağlardan itibaren ele alınıyor ve 20. Yüzyılın sonlarına kadar getiriliyor. Kitapta son yıllarda Türkiye’de yapılmış araştırma ve yayınlara dayanılarak ilk kez geniş bir “Türkiye’de Biyoloji Tarihi” bölümüne yer veriliyor, Osmanlı, erken Cumhuriyet ve 1933 reformu dönemlerinde biyoloji konusundaki ilerlemeler anlatılıyor. Kitaptan, öğrencilerin yanı sıra doğa bilimleri tarihi ile ilgilenen her kesimden okuyucunun da yararlanacağı düşünülerek, bölümlere biyoloji tarihi ile ilgili çok sayıda görsel öğe de yerleştirilmiş.

Galileo’dan Önce

– Ortaçağ Avrupa’sında Modern Bilimin Doğuşu, John Freely, Çev. Muhtesim Güvenç, Kolektif Kitap, 2014, 333 s.

“Ortaçağ Karanlığı”söylemine karşı ciddi itirazlar gündeme getiriliyor uzun zamandır. Modern bilim tarihi anlatıları genellikle Bilimsel Devrim’in ateşini yakan ve Isaac Newton’un dünyayı değiştiren keşiflerine zemin hazırlayan Galileo’nun Katolik Kilisesi’yle giriştiği kahramanca mücadeleyle başlar ve Galileo’dan önceki bilginlerden hemen hemen hiç söz edilmez. Aslında Rönesans’tan yüzyıllar önce çok sayıda bilgin Galileo, Newton, Kopernik ve diğerlerine atfedilen heyecan verici keşiflerin yolunu açmıştır.
Fizikçi ve tarihçi John Freely bu kitapla, modern biliminin doğuşunu hazırlayan pek çok bilgini ve keşiflerini odağa koyarak bilim tarihindeki önemli bir boşluğu dolduruyor.

Gelecekte Bilim

– Ed. Max Brockman, Çev. Ferhat İyidoğan, Alfa Yayıncılık, 2014, 228 s.

Bu kitapta gezegen bilimciler, astrobiyologlar, bilişsel bilimciler, fizikçiler, biyologlar, evrenbilimciler, nörologlar, nörobiyologlar bilimin günümüzde ulaştığı sınırı gözler önüne sererken, yakın gelecekte bu alanlarda ne gibi gelişmeler beklendiğini anlatıyorlar. Kariyerlerinin başında olmalarına rağmen kendi disiplinlerinde önemli başarılara imza atmış bilim insanları olan yazarlar, evrende güneş sisteminden başka yerlerde hayat olasılıkları, insan özgeciliğinin evrimsel kökenleri, antiviral bağışıklık biyolojisi, evrenin sonsuzluğun test edilebilirliği, stresin zihin ve vücut üzerindeki etkileri, internet çağında oluşturduğumuz muazzam veri gruplarından anlam çıkarmanın yöntemleri gibi çok çeşitli konularda okura yeni ufuklar sunuyor.

Bilim İnsanları

– Bir Keşif Destanı, Haz. Andrew Robinson, Çev. Yelda Türedi, Yapı Kredi Yayınları, 2014, 304 s.

Bilimsel ilerleme her zaman güçlü kişiliklerce sürdürülmüştür. Kitap, Galileo, Newton, Faraday, Darwin, Pasteur ve Marie Curie’den Einstein, Freud, Turing, Crick ve Watson’a, bu dikkate değer öncülerin kısa biyografilerini içeriyor.
Bilim insanları, bilim tarihçileri ve bilim yazarları ekibince hazırlanan kitap, gökbiliminden psikolojiye ana bilimsel disiplinleri kapsıyor. Yazılar, kronoloji yerine tema temelli düzenlenmiş olarak “Evren”, “Yerküre”, “Molekül ve Madde”, “Atomun İçinde”, “Yaşam”, “Beden ve Zihin” gibi başlıklar altında toplanmış.
Kitaba konu olan bilim insanlarının gravür, resim, fotoğraf veya heykel portrelerine, bunlara ilaveten kitap notları, çizimleri, şemaları ve mektuplarına da yer verilmiş.

Dünyayı Değiştiren Fizik Devrimi ve Yedi Büyük Fizikçi

– Étienne Klein, Çev. İsmail Yerguz, Say Yayınları, 2014, 260 s.

1920’li yıllarda fizikte bir devrim yaşandı. Fizikçiler atomaltı parçacıkların davranışlarının klasik fizik yasalarına uymadığını gördüler. Uyuşmazlığın sebeplerini anlamak ve tutarlı bir teori içinde birleştirmek gerekti. Bu bağlamda, klasik fiziğin bazı temel ilkeleri bir kenara bırakıldı. Köklü inançlar tartışmaya açıldı. Birkaç yıl içinde her şey değişti. Yeni bir fizik icat edildi: kuantum fiziği.
Bu devrimi gerçekleştiren yedi özel insan, yedi müstesna bilgin: George Gamow, Albert Einstein, Paul Dirac, Ettore Majorana, Wolfgang Pauli, Erwin Schrödinger, Paul Ehrenfest, Wolfgang Pauli.
Bu kararlı ve tutkulu insanlar yeni sorunlarla boğuştular ve gerçek muammalar denebilecek bazı sorunları çözdüler. 1925-1935 yıllarının “fiziğin büyülü on yılı” sayılmasına önemli katkıda bulunmuşlardır. Kitap bu devrimin ve onu gerçekleştirenlerin hikayesini anlatıyor.

Mülksüzleştirmenin Yönetimi : 2000’lerde Türkiye’de Devlet ve Kamu Yönetimi

– Ayşegül Sabuktay, Nota Bene Yayınları, 2014, 152 s.

Bu kitap, giderek daha sık maruz kaldığımız ‘mülksüzleştirme’ süreçleri üzerine bir kitaptır. Neoliberal politikalar, sermayenin yeniden üretimi yoluyla birikim sağlayamadığı durumda, birikimin sürdürülmesi için mülkiyet transferlerinin mümkün hale getirilmesini ve yeni zenginleşme olanaklarının yaratılmasını öngörüyor. Bu nedenle, sermayenin karlılığını sağlayacak yeni yatırım alanları açılması için yaşantımızın bir bölümünün daha, kolektif tasarruftan ’temizlenmesi’, metalaştırılabilir olması ya da mülkiyet transferinin sağlanması politik bir proje olarak uygulanıyor. Bunun için gerekli yönetsel mekanizmaların oluşturulması da bu süreçteki temel adımlar.

Kitap, 2000’lerden itibaren Türkiye’de devletin biçimlenişini David Harvey’in ‘mülksüzleştirme’ kavramıyla ilişkili olarak ‘mülksüzleştirmenin yönetimi’ olarak yorumlamasıyla özgün. Harvey’in ‘mülksüzleştirme yoluyla birikim’ kavramı, Karl Marx’ın kapitalizm analizinde yer alan ‘ilkel birikim’ sürecinin, kapitalizmin gelişmesiyle sonlanmadığı, süreklilik taşıdığı düşüncesine dayanıyor. Türkiye’deki ekonomik krizler ve devlet örgütlenmesi arasındaki ilişkiye tarihsel süreç içinde bakan kitap; kriz, ekonomik uzun dalgalar, sermaye birikimi sorunları ile devletin biçimlenişinin ilişkisi kuruyor.

Tahliye edilmiş alanların yatırım alanı haline gelebilmesi için, yatırım koşullarının, usulünün düzenlenmesi; bu alanlardan tahliye edilen sosyal kesimlerin radikal muhalefet geliştirmeden yönetilebilir hale getirilmesi, yani sürecin yönetilmesinin izini süren kitap, 2000’lerde ortaya çıkan bu yönetim anlayışını, Harvey’in “mülksüzleştirme” kavramına gönderme yaparak, “mülksüzleştirmenin yönetimi” olarak adlandırıyor.

Bizim Bir Haziranımız: Haziran Ayaklanması Üzerine Notlar

– Ed. Engin Abat, Erdem Bulduruç, Fırat Korkmaz, Patika Kitap, 2014, 479 s.

Haziran ayaklanmasından bu yana geçen zaman zarfında iktidar içi çatışmalar farklı biçimler aldı, yönetenler rüşvet ve yolsuzluk gibi gündemlerle halkla karşı karşıya geldi. Aynı süre içinde bir seçim dönemi geride bırakıldı. Gerek seçim sisteminin yapısal sorunları gerek hileli ve şaibeli oy verme/sayma/kaydetme süreçleri sonucunda parlamentarizmin meşruiyeti kitleler nezdinde hiç olmadığı kadar çok sorgulanır hale geldi. Daha ayaklanma bir yılını doldurmadan Soma’da 300’den fazla işçi iş cinayetine kurban verildi. Sol/sosyalist örgütlerin yıllardır dillendirdiği taşeronlaşma, güvencesizleşme gibi kavramlar acı bir deneyimle hızlıca öğrenildi. Muktedirlerin Okmeydanı’yla, Gülsuyu’yla neden bu kadar yakından alakadar olduğunu anlamak, Gezi’yle birlikte düşünen, süreçten öğrenen, sermayenin sonsuz hareketliliğini ve iktidar-sermaye ilişkilerini izlemeye koyulan kitleler için artık daha kolay. Bizim Bir Haziranımız, bu bağlamda, ayaklanmanın sıcaklığıyla yapılan analizlerden uzaklaşıp, bu yaklaşık bir yıllık birikimi de dikkate alan bir bakış açısıyla, gezi’ye geri dönmeyi amaçlıyor.

Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital

Thomas Piketty, Çev. Hande Koçak, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014, 763 s.

Son yıllarda daha da dikkat çekici hale gelmesiyle birlikte ekonomik eşitsizliğin sürekli arttığına, dolayısıyla sosyal adaletin giderek bozulduğuna dair her gün yeni araştırmalar, analizler yayımlanıyor. Dünyadaki eşitsizliklerin uzun vadeli değişim eğrisi hakkında, yani eşitsizliğin dünden bugüne tarihi hakkında on beş yıllık bir araştırmanın ürünü ve ekonomi terminolojisine yabancı okurlar tarafından da anlaşılabilecek bir dille yazılmış Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital, kullandığı geniş veri kaynakları ve bütüncül yaklaşımıyla bu konudaki perspektifi genişletmeyi amaçlıyor. Hem zaman (tarihsel veriler) hem de coğrafya içinde (tüm dünyadan veriler) karşılaştırmalı bir yöntemin kullanıldığı kitap, Thomas Piketty’nin sözleriyle, “bir ekonomi kitabı olduğu kadar, bir tarih kitabı” olarak da okunabilir.

Osmanlı İmparatorluğu Ansiklopedisi

– Selçuk Akşin Somel, Alfa Yayıncılık, 2014, 704 s.

Osmanlı İmparatorluğu, kuruluşundan yıkılmasına kadar altı yüzyıllık hanedanı, vezirler, devlet adamları, yaşama biçimi ve yarattığı kültürle karmaşık imparatorluklardan biridir. Osmanlı tarihçileri bile bu kalabalık tarih koridorunda yollarını kaybedebilirler. Alfabetik sırayla dizilmiş kişi adları, şehirler, kültürel ve siyasi maddelerle bu çalışma Osmanlı tarihçileri kadar meraklı okurlar için de temel bir başvuru kitabı. Kitabın kapsamlı önsözü Osmanlı tarihine yeni bir bakış açısı sunuyor. Kaynakça, ek kaynaklar ve önerilen okumalarla zenginleşen çalışma, aynı zamanda kronoloji, haritalar ve resimlerle destekleniyor. Selçuk Akşin Somel’in bu çalışması, öğrenciler, araştırmacılar ve meraklı okurların her zaman başvurabileceği bir kaynak.

Hukuksal Kıskaçtaki Ormanlar ve Ormancılık

– Yücel Çağlar, Türkiye Barolar Birliği, 2014, 388 s. 

Orman ekosistemleri, yalnızca gezegenimizin doğal güzelliklerinden birisi ya da ekonomik önemi olan bir “doğal kaynak” yahut yaşamsal önemde ekolojik işlevleri bulunan bir varlık olarak görülebilir mi? Hayır ama çoğunlukla öyle görülüyor. Bu nedenle de orman ekosistemlerinin üzerinde bulunduğu arazilere yönelik girişimler ile orman ekosistemlerinin işletilmesine, korunmasına, genişletilmesine, “veriminin” artırılmasına yönelik iş ve işlemleri yapma biçiminin yol açtığı ve/veya yol açabileceği ekolojik, ekonomik, toplumsal, kültürel ve hukuksal değişme ve gelişmeler, bu değişme ve gelişmelerin dayandırıldığı hukuksal düzenlemeler kolaylıkla gözlerden kaçırılabiliyor. Kuşkusuz, bu tezin tersi de öne sürülebilir: Ekolojik, ekonomik, toplumsal, kültürel ve hukuksal değişme ve gelişmelerin, önünde sonunda “orman” sayılan yerleri ve devlet ormancılık düzenini de etkileyebildiği ve/veya etkileyebileceği gerçeği kolaylıkla kavranamıyor. Kitap bütüncül bakış açısı sağlayarak bu türden olumsuzlukların en aza indirilebilmesine  katkıda bulunabilme gayretiyle hazırlanmış incelemelerden bir seçki.

Mekân ve Müslüman Şehir Hayatı

– Fes Labirentinin Sınırlarında, Simon O’Meara, Çev. Hatice Orman Topçu, Açılım Kitap, 2014, 240 s.

Bu kitap modern dönem öncesi Müslüman Arap şehrinin, yani medinenin yapısal mantığını araştırarak Müslümanların şehir mekânlarına ilişkin akademik bir anlayış geliştirme niyetini taşıyor. Öncelikli konusu “duvar” olup İslâm hukukunun tarihi bir araştırması niteliğinde olan Duvarlar Kitabı’na hususi bir atıfta bulunan kitap önce duvarın ne manaya geldiğini tespit ederek sonra bunu Fes şehrinin labirent gibi karmakarışık olan yapısını analiz etmede kullanıyor. Müslüman şehir toplumu ve felsefesini anlamaya dair farklı bir bakış açısı sunmaya çalışan bu metin, İslâm araştırmaları, sosyolojisi ve mimarisi alanındaki araştırmacıların ve öğrencilerin ilgisini çekebilir.

Toplumsal Sözleşme veya Siyasal Hukukun Prensipleri

– Jean-Jacques Rousseau, Çev. Cenap Karakaya, İletişim Yayınları, 2014, 192 s.

Toplumsal Sözleşme, 1762’de yayımlandığında, halk egemenliği ve genel irade ilkelerini gündeme getirerek, yeni bir çığır açtı. Kısa zamanda modern düşünce için bir dönüm noktası ve siyaset felsefesinin temel eserlerinden biri oldu. Egemenliğin devredilemez olduğunu, insanların özgür doğduklarını, medeni bir özgürlük için insanların tabiat halindeki bağımsız özgürlüklerinden feda etmeleri gerektiğini, bunun da herkesin özgürce kabul ettiği bir toplumsal sözleşmeyle mümkün olabildiğini iddia etti. Toplumsal sözleşme, yasayı yapan egemen halkın üyesi olan yurttaşı var eder. Ortaya çıkan bir ve bölünmez genel iradedir ve Cumhuriyet bu genel iradenin hâkimiyetidir.Rousseau’nun yanıtlamaya çalıştığı sorular, günümüzün siyasal endişe ve sorunlarıdır. Ortak faydanın içine özel çıkarlar nasıl dahil edilir? Her iktidarın doğal eğilimi olan, yurttaşların egemenlik hakkının gasp edilmesine karşı nasıl mücadele edilir? Hakkında çok konuşulan ama gerçekte az okunan Toplumsal Sözleşme, üzerinden 250 yıl geçmiş olmasına rağmen, güncel siyasal tartışmalarımıza ışık tutmaya devam ediyor.

Etik, Toplum, Siyaset

– Bertrand Russell, Çev. Funda Sezer, Say Yayınları, 2014, 286 s.

Kitap, 20. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden biri olan Bertrand Russell’ın hem siyasete hem de dine dair etik ve siyasi duruşunu bütünüyle son kez ifade ettiği eseri. Russell, içtepiler ve zekâ arasındaki çatışma dolayısıyla etiğin insan için gerekli olduğunu, eğer bunlardan biri diğeri olmaksızın var olabilseydi etiğe de ihtiyaç olmayacağını öne sürüyor. Russell’a göre insanın içtepileri ve arzuları eşit şekilde hem sosyal hem de bireyseldir. Siyaset ve etik, toplum ve birey olarak bizlerin sosyal bakımdan bir amaca yönelik hale gelmemiz için kullanabileceğimiz araçlardır, ahlak yasaları ise eylem kurallarımız konusunda telkinde bulunur.