Ana sayfa 132. Sayı Bilim ve Gelecek Büyükçekmece Temsilciliğinde seminer Dil-iletişim ve aydın kalabilmek

Bilim ve Gelecek Büyükçekmece Temsilciliğinde seminer Dil-iletişim ve aydın kalabilmek

188
PAYLAŞ

Emel Seçen

Bilim ve Gelecek Büyükçekmece Temsilciliği 2015 yılının ilk söyleşisini 24 Ocak 2015 Cumartesi günü gerçekleştirdi. Söyleşinin konuşmacısı, 1962 yılından itibaren Türk Dili üzerine çalışmalarını sürdüren yetkin dil bilimci Prof. Dr. Ömer Demircan’dı.

“Dil ve İletişim” konulu söyleşi, Şube Temsilcisi Ahmet Doğan’ın Aydın Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu’yu anmak ve “Aydın kalabilmek” üzerine hazırlamış olduğu sunum ile başladı. Doğan, çeşitli dönemleri kapsayan aydın katliamlarının yakın tarihte iki dönemde yoğunlaştığını vurguladı. Birinci dönem 1978-1980 yılları. Bu yıllarda Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Bedri Karafakioğlu, Necdet Bulut, Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Kemal Türkler, İlhan Erdost gibi aydınların katledildiğini ve ardından 12 Eylül faşist diktatörlüğünün tezgahlandığını söyledi. 90’lı yılları kapsayan ikinci dönemde ise Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Vedat Aydın, Musa Anter, Halit Güngen, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Cem Ersever, Sivas Katliamı (Asım Bezirci, Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, Hasret Gültekin, Metin Altıok…) gibi cinayet ve katliamların yaşandığını vurguladı. Ardından da Cumhuriyet, İslamcılık, laiklik, etnik, mezhep… gibi tartışmaların gündemi kapladığını bu tartışmalarla günümüze gelindiğini belirtti. Devamında da katliamların; Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink’le sürdüğünü söyledi. Slaytlar izlenirken oldukça duygulu anlar yaşandı. İlginin yoğun olduğu seminere, Büyükçekmeceliler dışında Beşiktaş Çarşı Grubu’ndan da gelen konuklar vardı. Aydınlık yazarı Melih Baş da katılımcılar arasındaydı.

Prof. Dr. Ömer Demircan, bugün dahi Türkçe dilinin gerçek anlam ve nitelikte kullanılamadığı gerçeğini vurguladı. Yabancı dille yapılan öğretimin hedeflerine ulaşmadığı, ne yazık ki sistemin para kazanma araçlarından birine dönüştüğünü söyledi. Sayın Demircan, gerek Türkçe’nin öğrenilmesindeki, gerekse yabancı dille yapıldığı söylenen eğitim uygulamasındaki çarpıklıklarının, 1946’lardan bu yana dayatılan politikaların sonucu olduğunu belirtti. Toplantı katılımcıların soruları üzerine yapılan söyleşiyle sona erdi.