Ana sayfa 132. Sayı Kitapçı Rafı – 132

Kitapçı Rafı – 132

198
PAYLAŞ

Farklı Bir Evren
– Fiziği En Baştan İcat Etmek, Robert B. Laughlin, Çev. Ulaş Apak, Alfa Yayıncılık, 2015, 258 s.

Süper sicim teorileri ve Büyük Patlama evrenbilimi çağında, bilinmeyeni günlük hayatlarımızdan inanılmayacak kadar uzakmış gibi düşünmeye alışkınız. Ama Farklı Bir Evren’de, Nobel ödüllü Robert Laughlin bilimsel sınırın burnumuzun dibinde olduğunu ileri sürüyor; nihai kuramlar aramak yerine, bir kristalin çok sayıda atomun düzenlenmesi sonucu oluşan sertliği ve şekli gibi beliren özellikler dünyasını göz önünde bulunduruyor ve bize fiziğin en temel kanunlarının da aslında nasıl belirdiğini gösteriyor. Farklı Bir Evren bize niçin temel fizik kanunları hakkındaki bütün düşüncelerimizin değişmesi gerektiğini gösteren, gerçek anlamda hayret uyandırıcı bir kitap.

Mantıksal Atomculuk Felsefesi
– Bertrand Russell, Çev. D. A. Çil, K. Gülenç, Ö. Kulak, C. Özdağ, Alfa Yayıncılık, 2015, 192 s.

Russell kitabını şu sözlerle tanıtır: “Aşağıdaki [metin] 1918 yılının ilk aylarında Londra’da verdiğim, büyük çoğunluğunu arkadaşım ve eski öğrencim Ludwig Wittgenstein’dan öğrendiğim, belli fikirlerin açıklanmasıyla ilgili olan sekiz derslik bir kursun metnidir. 1914 Ağustosundan beri onun görüşlerini bilme fırsatına sahip değilim ve şu an yaşıyor olup olmadığını bile bilmiyorum. Bu yüzden, derslerde içerilen kuramların çoğuna önceden orijinal bir katkıda bulunmasının ötesinde, kendisinin bu derslerde söylenenlerde sorumluluğu yoktur.”

Russell’a göre mantık felsefedeki en temel alandır ve bütün felsefe okulları metafizikten çok mantıkla sınıflandırılmalıdır. Kendi mantığına atomcu diyen Russell, bundan dolayı kendi felsefesini, en başa eklenecek kimi sıfatlar olsun ya da olmasın, “gerçekçilik” yerine “mantıksal atomculuk” olarak nitelemeyi tercih eder. Russell’ın atomcu mantığı, günümüzün “memetik” zihin felsefesiyle birçok alanda birleştiği için güncelliğini korumaktadır.

Evrenin Doğuşu?
– Chris Impey, Çev. Orhan Düz, Say Yayınları, 2014, 472 s.

“Bir ışık yılı küpe kaç küp şeker sığar?”, “Yeterince uzağa bakarsak büyük patlamayı görebilir miyiz?”, “Evrende ışıktan daha hızlı hareket eden nedir?” gibi ilginç sorular soran ve bunları yanıtlayan Chris Impey bizi evrenin geçmişine doğru ufuk açıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Güneş sistemimizin tanıdık yörelerinden başlayıp en yakın yıldızlara, en yakın komşu galaksiye uzanan ve büyük patlamaya varan bir yolculuk bu. Olabildiğince uzağa, dolayısıyla geçmişe gidiyoruz. Bu yolculuk sırasında kara madde, kara enerji, paralel evrenler, görünmez boyutlar, dünyadışı yaşam gibi modern kozmolojinin kolektif aklını meşgul eden konular hakkında bilgi ediniyoruz.

Sonsuz Evren
– Paul J. Steinhard, Neil Turok, Çev. Murat Metehan Türkoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2014, 299 s.

Modern evren kuramıyla ilgili en çok sorulan soru şudur: Büyük Patlamadan önce ne vardı? Günümüzde fizikçiler bu soruya cevaplar aramaya başladılar. Evrenin kökeni, evrimi ve geleceğiyle ilgili çalışmalarıyla tüm dünyaya kendilerini kabul ettirmiş iki ünlü fizikçinin, Paul J. Steinhardt ve Neil Turok’un bu soruya bir cevapları var: Büyük Patlama hiçbir şeyin başlangıcı değil, sadece bir geçiş dönemi. Çarpışan çok boyutlu zarların sonucu olan Büyük Patlama, aslında sonsuz olan evrenimizin döngüsel bir biçimde şişmeye başladığı an. Katrilyonlarca yıl sonra evrenimiz tekrar büzüşecek ve daha sonra yine bir Büyük Patlamayla genişlemeye başlayacak. Steinhardt ve Turok’a göre bu döngüler sonsuza kadar devam etmekte; dolayısıyla bir başlangıç sorunu bulunmamakta. Şüphesiz bu henüz kanıtlanmamış bir kuram. Ancak bütün diğer kanıtlanmış kuramlarla ve gözlemlerle uyum içinde. Çarpışan zarlar kuramının köken aldığı kuramlar sicim modelleri ve şüphesiz Einstein’ın kütleçekim kuramı.

Cehalet
– Bilimi İleri Taşıyan Güç, Stuart Firestein, Çev. M. Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2014, 152 s.

Aslında hepimiz bilimciyiz. Çevremizi anlamaya, çoğu kere eksik ya da mantıksız görünen verilerden anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Sınırlı duyu organlarımızla topladığımız bilgiler sayesinde, bu karmaşık dünyanın şifresini çözmek için çabalıyoruz. Ara sıra “deneyler” yapıyor, dünyaya dair kuramımıza uyup uymadığına bakıyoruz. Fakat şunu kabul etmeliyiz: Çoğunlukla karanlıkta tökezleyerek ilerliyoruz. Gerçekliğe şurasından burasından göz attıkça, içinde yaşadığımız karanlığın derinliğini, cehaletimizin büyüklüğünü daha iyi anlıyoruz. Ama bu durumdan niye keyif almayalım ki, diye soruyor Stuart Firestein; zira bilim, olgular ve odalarda siyah kediler aramaktır. Bilim cehaletten itici güç olarak faydalanır; bize sorularla düşünmeyi, cehaleti yönetmeyi öğretir.

Avrupa Ne İstiyor?
– Srecko Horvat, Slavoj Zizek, Çev. Bora Vergili, Can Yayınları, 2015, 207 s.

“Avrupa nedir?” sorusu, Eski Kıta’nın coğrafi olduğu kadar iktisadi, siyasal ve sosyokültürel sınırları, Avrupa Birliği, Avrupalılık-Avrupa vatandaşlığı gibi temalar hayli uzun zamandır tartışılıyor; bu tartışma özellikle 2000’li yılların henüz başında yaşanan ekonomik kriz dolayısıyla daha da yoğunlaştı. Slavoj Zizek, yanına Hırvatistan’ın genç kuşak entelektüellerinden Srecko Horvat’la Yunanistan’daki radikal sol muhalefet hareketi SYRIZA’nın lideri Aleksis Tsipras’ı alarak tartışmaya katılıyor, gündemdeki bu konulara hep beraber Avrupa’nın doğusundan bir perspektif sunuyorlar.
İlk bakışta, kitabın ana ekseni Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz ve buna bir tepki olarak doğan SYRIZA gibi gözüküyor; ancak Zizek, Horvat ve Tsipras bu çerçevenin ötesine geçiyor ve buradan hareketle yeni bir muhalefet biçiminin, yeni bir solun, hatta yeni bir Avrupa’nın mümkün olup olmadığını sorguluyorlar.

Akıllı Mikrop
– Jean – Claude Pechère, Çev. Ed. Özdem Anğ, Çev. Mine Anğ Küçüker, Zeki Yumuk, Nobel Tıp Kitabevi, 2015, 240 s.

Bu bilimsel heyecan kitabı, devrimci bir fikir ileri sürüyor: mikroplar, zekidir(akıllıdır). Mikroplar çok gelişmiş topluluklar halinde yaşarlar ve yenilenme, öngörü ve öğrenme yetenekleri vardır. Beraberce, gezegenin orijinal Dünya Çapında Web’ini oluşturmuşlardır – bazen fedakarca işbirliği yaparak, bazen öfke içinde rekabet ederek ve hatta özel durumlarda duygularla tepki vererek. Görünmeyen, yine de sayıca güçlü, semalarımızdaki bulutları boyarlar ve tekerleğin, güneş pillerinin, seksin, genlerin ve kalıtımın icadından sorumludurlar. Soluduğumuz oksijenin çoğunu ve tükettiğimiz enerjinin tümünü mikroplar sağlar. Onlar olmaksızın, gezegenimiz soğuk, kasvetli ve yaşamsız olacaktı. Mikroplar, aynı zamanda, kitapta bulunan rengarenk şekillerde görüldüğü gibi, güzeldirler. Okuyucu, esrarlı bir ayna etkisi sayesinde, mikroplar dünyasını öğrenmekle kendisinin insanlığa dair bakış açısının yenileneceğini ve zenginleşeceğini görecektir. Tüm canlı varlıklar – en basitinden en karmaşığına, evrenin oluşmasından modern teknolojik toplumlara kadar -, sıklıkla kaybolma tehlikesi altında, insanların sıkça kaçmayı denedikleri ortak bir ortam tarafından birarada tutulan sürekli bir yaşam zincirinin parçasıdırlar. Sonuç olarak, hepimiz, mikrobiyal bir gezegendeki mikrobiyal varlıklarız.

Ülkemizde Kurulacak Nükleer Santralların Radyasyon Güvenliğiyle İlgili Öneriler
– Yüksel Atakan, TMMOB Fizik Mühendisleri Odası, 2015, 47 s.

Fizik Mühendisleri Odası, karar verici konumda olanlar, fizik mühendisleri ve kamuoyu ile paylaşılmasının yararlı olacağını değerlendirerek, Almanya’da uzun yıllar nükleer güç santralı (NGS) projelerinde çalışmış ve ABD’deki NGS’larında bakım ve onarım çalışmalarında radyasyon dozlarının azaltılmasıyla ilgili olarak araştırmalar yapmış ve 80’li yılların ilk Akkuyu projesinde UAEA uzmanı olarak görev alıp katkıda bulunmuş olan Fizik Yüksek Mühendisi Dr. Yüksel Atakan’ın ülkemizde kurulması planlanan nükleer santralların radyasyon güvenliği ile ilgili, proje ve yapım aşamasında alınabilecek önlemleri özetleyen raporunu yayımlamış bulunuyor.

Radyasyon Fizikçisi Dr.Yüksel Atakan’ın kitabı FMO’nın aşağıdaki duyurusuyla verilen web sayfasından PDF olarak indirilebilir ya da kağıt baskı olarak fmo@fmo.org.tr epostasına adres yollanarak (ücretsiz) istenebilir.