Ana sayfa Bilim Gündemi Amigdala: “Üç vakte kadar depresyon ya da anksiyete yaşayacaksın!”

Amigdala: “Üç vakte kadar depresyon ya da anksiyete yaşayacaksın!”

89
PAYLAŞ

admin

Trafik kazası, bir yakınını kaybetmek, maddi sıkıntılar gibi olaylar, insanların hayatında karşılaşabileceği stresi doğuran pek çok durumdan yalnızca birkaçı. Kimi insanlar bu sorunları kendi içinde aşabilirken, kimisinde anksiyete ve depresyonla sonuçlanabiliyor. Bir insan hayatında olan sorunları nasıl karşılayacağını nasıl bilebilir?
Duke Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, bu sorunun cevabı beyindeki amigdala adlı, badem şeklindeki yapıda saklı. Tehlikeyi tespit eden ve ona yanıt veren kritik önemdeki bu bölgenin aktivitesi ölçülerek, stresli olaylarla karşılaşıldığında, kimde tepki olarak depresyon ya da anksiyete gelişebileceği, gelecek dört yılı kapsayan bir süre için söylenebilecek.
Neuron dergisinde 4 Şubat 2015’te yayımlanan makaleye göre, bu incelemeler doğrultusunda depresyon ve anksiyete tedavisinde yeni stratejiler geliştirilebilecek ve hatta bu rahatsızlıklar ortaya çıkmadan engellenebilecek.
Duke Üniversitesi’ndeki araştırmacıların belirttiği üzere; insanlar genellikle depresyonları ya da anksiyeteleri kronikleşip, günlük yaşamlarını zorlaştıracak hale geldiğinde bir kliniğe gidiyor; ancak bu beyin imleciyle insanlara önceden tedaviye başvurmaları konusunda yardımcı olunabilecek, böylece rahatsızlıklar kişilerin hayatlarını tehdit edicek seviyeye gelmeden kontrol altına alınabilecek.
Travma sonrası stres rahatsızlığı riski taşıyan bireyler, örneğin harp alanında görevlendirilmiş bir asker üzerinde yapılan küçük bir çalışma, beyin aktivitesi ve stresli olaylarla baş etme arasındaki farkları inceleme çalışmalarına ipucu oldu. Bu çalışmalarda amigdala üzerine yoğunlaşılmış ve oldukça travmatik olayları atlatabilmiş bireyler üzerinde çalışmalar yapılmış. Ancak toplumda insanlar genellikle bu araştırmadakilere kıyasla daha az stresli olaylarla mücalede ediyor; işsizlik, boşanma, ailede ölüm gibi.
Yapılan yeni çalışmada, sağlıklı üniversite öğrencilerinin kızgın ve korkulu bakış anlarındaki beyin görüntüleri tarandı. Çevreye tehlike sinyali veren bu ifadelerin görüntüleri normalde amigdala aktivitesini arttırdığından, araştırmacılar da bu aktivitenin yoğunluğunu ölçmek için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme cihazı kullandılar, bu sayede dolaylı yoldan beyin aktivitesi ölçülmüş oldu.
Her üç ayda bir taraması yapılan katılımcılar, sonrasında internet üzerinden stresli olaylar ve etkileriyle ilgili, buna ek olarak da depresyon ve anksiyete belirtileriyle ilgili anketler tamamladılar.
Anketleri tamamlayan 753 katılımcıdan taramalardan sonra 2 ile 4 yılı kapsayan sonuçlar elde edildi. Bu bireylerde, çalışmanın başında ölçülen amigdala reaktifliğin fazla oluşuna bağlı olarak, stresli durumlara karşı anksiyete ve depresyon semptomları gösterme durumlarının tarama sonrası incelendiğinde kuvvetli olduğu gözlemlendi. Taramalarında fazla miktarda amigdala aktifliği gözlemlendiği halde, hayatlarında yakın zamanda stres yaşamamış olan bireylerin semptomlarındaysa bu artışlar gözlenmemiş.
Duke Enstitüsü Beyin Bilimleri Bölümü Üyesi, Sinirbilim ve Psikoloji Profesörü Hariri; beynin tek bir ölçümüyle bir bireyin strese karşı dört yıla kadar olan bir süre kapsamındaki psikolojik hassaslığının gösterilebileceğini bulmanın ne kadar önemli olduğunu belirtti.
Bu yeni araştırma Duke Üniversitesi sinir-genetiği çalışmalarının bir parçası. Uzun süredir yapılan bu çalışmada, gen verileri toplanıyor, beyin aktiviteleri ölçülüyor, çevresel faktörler ve psikiyatrik rahatsızlıklarla alakalı semptomlar inceleniyor. Bu çalışmanın temel prensibi, neden bazı insanların depresyon, anksiyete gibi zihinsel sağlık problemleri yaşamaya daha yatkın olduğunu bulmak.
Hariri ve takımı, araştırmalarındaki katılımcıları takip etmeye devam ediyor. Bir bireyin beyniyle ilgili bu bilginin o bireyin geleceğinin ne kadarına dair bilgi verebileceğini ve böylece olası riskleri anlamayı amaçlıyorlar. Çalışmayı daha geniş kapsamlı tutarak, amigdala aktiviteleri arasındaki farklılıkları ve bunun beraberinde anksiyete ve depresyon riskini anlamak amacıyla katılımcıların genlerini incelemek gibi araştırmalar da yapıyorlar.

Çeviren: Selen Özkan
İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Blm

Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases/2015/02/150204125756.htm
Orijinal kaynak: “A Neural Biomarker of Psychological Vulnerability to Future Life Stress”, Neuron, 2015; 85 (3): 505 DOI: 10.1016/j.neuron.2014.12.055