Ana sayfa 135. Sayı Fazla hatırlamak unutkanlık yapıyor

Fazla hatırlamak unutkanlık yapıyor

107
PAYLAŞ

Çeviren: Ceyhun Ceyhan

Birmingham Üniversitesi ve Cambridge’deki MRC Bilişsellik ve Zihin Bilimi Birimi tarafından yapılan yeni bir çalışma, kasıtlı hatırlamanın hafızayı uyandırmanın ötesinde, hatırlanmayla gelen diğer rakip anıları unutmamıza sebep olduğunu gösterdi. Basitçe söylersek, hatırlamak için girdiğimiz çaba, unutmalarımızın başlıca sebebi olabilir.
Nature Neuroscience’da yayımlanan araştırma, insan beynindeki uyumsal unutma mekanizmasının ayrı tutulduğu ilk çalışma. Beyin görüntüleme çalışmalarına göre bu mekanizmanın kendisi, rakip hafızaların asıl nedeni olan özgün kortikal desenin bastırılmasını sağlıyor. Bu mekanizma yoluyla, geçmişimizden kalanların hangi yönlerini anımsayacağımız, dinamik olarak değiştiriliyor.

Birmingham Üniversitesi’nden Dr. Maria Wimber açıklamasında, “Akademik çevrede beynin bu engelleyici mekanizmasına olan inanç artmasına rağmen, birçok insan, mekanizmanın anıları hatırlamanın diğer anıları bastırdığı bu karanlık tarafına karşı şaşkınlık yaşıyor” dedi. Araştırmaya katılanlardan görüntülere dayalı kişisel anılarını hatırlamaları istendi ve beyin etkinliklerinin desenleri MRI taramalarıyla görüntülendi.

Cambridge’deki MRC Bilişsellik ve Zihin Bilimi Birimi’nden Dr. Michael Anderson’un eş yürütücülüğünü yaptığı ekip çalışması, kişisel anılar tarafından uyarılan beyin etkinliklerinin izini sürdü ve bu uyarılmanın diğer anıları nasıl bastırdığını beyni 3 boyutlu küçük birimlere (voksellere) bölerek gösterdi. Araştırmacılar, bu voksellerin ince taneli etkilenim desenlerine dayanarak, kişisel anıların önce yeniden harekete geçtiğini, akabinde bastırıldığını fark ettiler.

Çalışma boyunca katılımcılardan alınan dört seçici bilgi, hedef anı olarak bulundu ve her ipucuyla hatırlama denemesinde daha da canlandılar. Rakip anılar her denemede daha az harekete geçtiler ve gerçekten de hafızanın etkin bastırma yaptığı fikrini destekler bir şekilde, hafıza için beklenilen taban çizgisinin altına itildiler.

Dr. Anderson bununla ilgili olarak “İnsanlar edilgen (pasif) şeylerin unutulduğunu düşünüyordu. Çalışmamız gösterdi ki, insanlar hayatlarıyla ilgili anıları şekillendirmekle daha çok meşgul oluyor. Hatırlama üzerindeki yoğun edimlerin unutmaya sebep olduğu fikri çok şaşırtıcı ve bize seçici hafıza ve kendi kendini aldatma konusunda bilgi veriyor” dedi.

Dr. Wimber ise konuya şöyle devam etti: “Unutmak genellikle olumsuz bir şey gibi görülür, ama tabii ki geçmişimizdeki kötü bir anının üstesinden gelmek için de çok etkili bir yoldur. Dolayısıyla insanlara gerçekten yardımcı olma konusunda birçok olanak ortaya çıktı.”

Ekip, özellikle adli süreçlerdeki birkaç durumda, beynin bastırılan rakip bilginin tanınması ihtiyacını nasıl ele aldığının şifrelerinin çözülebilmesine dikkat çekiyor. Dr. Wimber “Bu, hafızaya dayanan her şey için büyük bir önem arz ediyor; en iyi örnek olarak da görgü tanıklarının ifadelerini düşünebiliriz. Bir görgü tanığından olayla ilgili spesifik bir bilgi istendiğinde ve farklı zamanlarda sorguya çekildiklerinde, konuyla ilgili anıları zarar görebilir ve hatırladıklarının yarım yamalak olduğu izlenimi verebilir. Aslına bakarsak, tekrar edilen hatırlama eylemi, bu detayların unutulmasına sebep olmaktadır” dedi.
Bu çalışmanın bulguları belirli hafıza tipleriyle de sınırlı değil. Semantik (anlamsal) hafıza, epizodik (aralıklı) hafıza ve hatta yakın zamanda edinilen kısa-dönemli hafızalar da sıkça yapılan hatırlama eyleminin unutturucu etkisinden zarar görmektedir. İnsanlar genetik olarak farklılaşsa da, bütün beyinlerin bu tarz unutma mekanizmalarından farklı derecelerde etkilendiği düşünülmektedir.

Unutma eyleminin sinirsel temelinin beyin aktivitesinde araştırılması, uyaranların zihinde bıraktığı biricik sinirsel parmak izleri (engramlar) sebebiyle, oldukça zor olmuştur. Algı ve hafıza arasındaki ilişkiden yararlanılan bu araştırmada, kişisel anıların canlanmasıyla oluşan sinirsel etkinlik fark edildi. Ayrıca birçok rakip anının yinelenmesiyle tetiklenen görünmez nörobilişsel süreçlere dair özgün bir pencere de açtı.