Ana sayfa 138. Sayı Kitapçı Rafı – 138

Kitapçı Rafı – 138

341
PAYLAŞ

Rölativite’den Kuantum’a Evrenin Gerçekliği

– Vural Arı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2015, 441 s.

20. yüzyıl, fiziksel evrenin gerçekliği anlayışımızda iki büyük devrimi beraberinde getirdi. Rölativite ve kuantum teorisi olarak bilinen bu devrimler, fiziksel gerçekliğin temeline inerek zaman, mekân ve neden-sonuç ilişkisi gibi kabul görmüş kavramları tamamen değiştirdi. Artık gelinen noktada bilim, evrenin gerçekliğini bu iki büyük teorinin ışığında açıklamaktadır. ABD’de Massachusetts’te GE (General Electric) Aviation jet mühendisliği merkezinde uzman olarak görev yapan Vural Arı bu kitapta, fiziksel dünyayla ilgili kabul ve felsefi düşüncelerimizde radikal değişikliklere sebep olan bu teorileri anlaşılır bir dille açıklığa kavuşturmayı amaçlıyor. Uzmanlık bilgisi olmadan da teorilerin altında yatan temel fikirlere erişilebileceğini gösteriyor.

Nikola Tesla Kendini Anlatıyor

– Nikola Tesla, Çev. İnci Yılmazlı, Geoturka, 2015, 72 s.

Gelmiş geçmiş en önemli biliminsanlarından Nikola Tesla bu kitabında hayatını anlatıyor; çocukluğu, öğrenim hayatı, icatları ve rakipleri kitapta bahsedilen konuları oluşturuyor. Tesla’nın hayatı, bizi sıra dışı bir dâhinin yaşadıklarına tanık olmaya davet ediyor. “Ben asıl işi yapmak için hiç acele etmem. Bir fikrim olduğunda önce onu hayalimde geliştirmeye başlarım. Konstrüksiyonu değiştiririm, geliştiririm ve cihazı ilk önce zihnimde çalıştırırım. Benim için, türbinimi aklımda ya da atölyemde çalıştırmak aynı şeydir. Eğer dengesizlik varsa notlarımı alırım. Arada hiçbir fark yoktur, sonuçlar aynıdır. Bu şekilde, bir fikri hiçbir şeye dokunmadan hızlıca geliştirebilir ve mükemmel bir hale getirebilirim. Eğer zihnimde icadımla ilgili düşünebildiğim her şeyi yaptıysam ve hiçbir yerde hata görmüyorsam, beynimin bu ürününü somutlaştırabilirim. Cihazım da çalışmasını düşündüğüm şekilde çalışır ve tüm deney süreci planladığım şekilde gerçekleşir. Yirmi yıl içinde bir kere bile aksama olmadı. Neden olsun ki?”

İdeoloji Olarak Biyoloji

– DNA Doktrini-, R. C. Lewontin, Çev. Cengiz Adanur, Kolektif Kitap, 2015, 112 s.

Kökleri 19. yüzyıldaki sosyal Darwinizme uzanan sosyobiyoloji toplumun özelliklerinin, üyelerinin bireysel özelliklerden kaynaklandığını ve bu özelliklerin de üyelerin genlerinde bulunduğunu kabul eder. Sosyobiyolojiyi odağına alan bu kitap, modern bilim ideolojisinin yönlendirmelerine eleştirel bir açıdan bakıyor. Bilimin sınırlarına dikkat çekiyor. Dünyanın önde gelen biliminsanlarından R. C. Lewontin bu kitabında, Stephen Jay Gould ve Peter Medawar’la aynı doğrultuda, “saf bilimin” toplumsal ve siyasi ihtiyaçlarla nasıl şekillendirilip yönlendirildiğini irdeliyor. “Biliminsanları, yaşama bilim insanları olarak değil, ailenin, devletin, üretken bir yapının içindeki toplumsal varlıklar olarak başlar ve doğaya toplumsal deneyimlerinin şekillendirdiği bir mercekten bakarlar… Bilim, kendinden önceki Kilise gibi, her tarihsel devirde toplumun baskın değerleriyle görüşlerini yansıtan ve perçinleyen bir toplumsal kurumdur.”

Günlük Hayatın Bilimsel Şifreleri

– Michel Raymond, Çev. Mine Akçaoğlu, Grifin Kitap, 2015, 152 s.

Montpellier Evrim Bilimleri Enstitüsü’nde evrimsel biyoloji araştırmacısı olan Michel Raymond hayatı ilgilendiren konuları eğlenceli bir tarzda açıklıyor. Sağlıklı beslenme konusunda uzmanların tutarsız önerilerini, modern tıbbın hastalıkları tedavi etme biçimindeki önemli eksikliğini, canlıların özellikle de insanlardaki üreme isteğinin gerçeklerini, kadınlar ve erkekler arasındaki gerçek farklılıkların kökenlerini, eşcinselliğe bilimin verdiği cevapları, ailenin insan hayatındaki gerçek yerini, şekeri neden bu kadar sevdiğimizi, miyop sayısının neden gittikçe arttığını, ergenlik krizi denilen “yeni icadı”, büyük kardeşin küçük kardeşten niçin daha avantajlı olduğunu yeni ve ilgi çekici bir bakış açısıyla sunuyor.

İnsanın Evrimi

– Beş Miyon Yıllık Macera-, Josef H. Reicholf, Çev. Nilüfer Epçeli, Say Yayınları, 2014, 352 s.

Bildiğimiz gibi, insan türleri Afrika’da ortaya çıktı. İnsanın evrim sürecinde meydana gelen tüm kritik gelişmelerin izlerine Doğu Afrika düzlüklerinde rastlıyoruz. Atalarımız burada dik yürümeye başladı; uzun yürüyüşleri mümkün kılan ayaklar ve diğer primatların ellerinden kat kat daha işlevsel olan eller burada gelişti. Buna rağmen, insanın evrimini konu alan en yeni araştırmaların sonuçlarını büyük bir resim oluşturacak şekilde birleştirdiğimizde, çözümden çok bir bulmaca ile karşı karşıya kaldığımızı görürüz. İnsan neden insan oldu? Hangi özel adaptasyonlar Homo sapiens’i meydana getirdi? İnsan Afrika cennetinden neden göç etti? Onu kuzeyin soğuk topraklarına, Avrupa’ya, Asya’ya ve buradan da Avustralya ile Amerika kıtasına göçmeye iten neydi? Biyolog Josef H. Reichholf bu kitabında insanın evrimini titizlikle inceliyor.

On Yedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu

– David Harvey, Çev. Esin Soğancılar, Sel Yayıncılık, 2015, 332 s.

Kapitalizm bir krizden ötekine tökezleyerek ilerlemeye devam mı edecek, yoksa yıkıcı dinamikler barındıran çelişkiler yüzünden sona mı erecek? Bu soru her geçen gün daha da yakıcı bir hal alıyor. Dünyanın adil, akılcı ve sürdürülebilir bir medeniyete dönüştürülmesini sağlamak için bizi klasik anlatıların ötesine taşıyacak analizlere ihtiyacımız var. David Harvey, kitabında işte bu ihtiyaca cevap veriyor. Harvey’e göre, içinde yaşadığımız sistem ne salt emek-sermaye çelişkisi üzerinden, ne de başlı başına ekonomik kriz veya büyüme üzerinden yeterince kavranabilir. Üstelik her çelişki kısa vadede kapitalizmin yıkımıyla sonuçlanmayacak. Harvey, “temel çelişkiler”, “hareketli çelişkiler” ve “tehlikeli çelişkiler” şeklinde üç ayrı kategori tanımlayarak, toplumsal mücadelenin ana eksenleri ve öncelikleri konusunda da önerilerde bulunuyor.

Hiçten Az -Hegel ve Diyalektik Materyalizmin Gölgesi-

– Slavoj Žižek, Encore Yayınları, Çev. Erkal Ünal, 2015, 1048 s.

Filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Žižek, 25 Temmuz Cumartesi günü, İstanbul Modern’in bahçesinde okurları ve dinleyicileriyle buluştu. Yeni kitabı Hiçten Az’ı odağına alarak ‘Günümüzde Radikal Siyaset: Hegel’den Dersler’ başlıklı bir konferans sundu.

İdeolojinin Yüce Nesnesi kitabıyla Žižek, düşünce dünyasında büyük bir etki yaratmıştı. O güne kadar neredeyse sorgulanmadan kabul edilen varsayımları sarstı ve dünyayı onu dönüştürme hedefini bir yana bırakmaksızın anlamaya çalışanlar için bir rehber oldu. 1990’ların başından bu yana yazdığı birçok kitapta bu çabasını ısrarla ve tutkuyla sürdürdü. Güncel meseleler hakkında ses getiren yazıları, dünyanın dört bir köşesinde verdiği konferanslar, hakkında çekilen belgeseller Žižek’i bir fenomen konumuna taşıdı.

Žižek, “belki de hayatımın esas eseri bu” dediği kitabında, Fichte ve Marx’tan Spinoza ve Badiou’ya, kuantum fiziği ve cinsel farktan bilişselcilik ve dine kadar bir dizi şahsiyeti ve meseleyi kılı kırk yararcasına irdeliyor. Bugünkü ideolojik felsefi alanı meydana getiren dört ana konumun kapsamlı eleştirisini sunuyor: Bir yanda demokratik materyalizm ve söylemsel tarihselcilik, öte yanda bunlara tepkileri oluşturan New Age ‘Batı Budizmi’ ve Heidegger’de doruğuna varan transandantal sonluluk düşüncesi. Bütün bunları kendi teorik çerçevesini de eleştirel bir süzgeçten geçirirek, bir nevi felsefi muhasebe defteri çıkararak yapıyor.