Ana sayfa 138. Sayı Mühendisler için ‘Amerika dersleri’

Mühendisler için ‘Amerika dersleri’

307
PAYLAŞ

Sedat Ölçer

Calvino, beş konuşma içeren denemelerinde edebiyat sanatı icra edilirken sahip olunması gereken nitelikleri işledi. Calvino’nun önerilerinin, mühendislik bakış açısı izlendiğinde, mühendislerin de gelecekte benimsemeleri gereken bir değerler sisteminin temelini oluşturduğunu ileri sürebiliriz. Nedir bu değerler?

Mühendislik biliminin, bilim ve sanatın o büyük çatısı altında yer alıyor olması, bu meslek dalı ile sanat arasındaki sıkı ilişkilere işaret eder. Zaten Leonardo ve onun çalışmalarından bu yana gitgide yaygınlaşan ‘mühendislik sanatı’ deyimi, artık pek çok dilde benimsenmiş, kültürel havuzlarda yerini almış bir kavram değil midir?

Her mesleğin, şüphesiz, kendi yöneliş ve yöntemleri, düşünme örgü ve örüntüleri, yapma tarzı vardır; kendi değerler manzumesi de. Bu değerlerin, tarihsel gelişim süreçlerinin izi sürülerek ayrı ayrı her meslek dalı için ortaya çıkartılıp sıralanmasının hem faydalı hem de aydınlatıcı olacağı şüphesiz. Ancak bir parça nostalji de içeren bu işe koyulmaktansa, tam aksine, bu değerleri geleceğe yönelik ifade etmeye çalışabiliriz: Sanırız, eğer böyle yaparsak, bu yazıda ele aldığımız mühendislik biliminin gelecek yüzyılda ne gibi vasıflara sahip olması gerektiği sorusuna faydalı yanıtlar getirme şansını yakalayabiliriz.

Mühendislik bilimi ile sanatsal uğraşın birbiriyle benzeşiyor olmasına dikkat çekerek başladık. O vakit, mühendislik biliminin gelecekte ne gibi değerler benimsemesi ve bu mesleği icra edenlerin ne gibi niteliklere sahip olmaları gerektiği sorusuna yanıt ararken, sanat, bizler için bir ilham kaynağı olabilir mi? Çünkü sanatçıya özgü pek çok vasfın, mühendislik bilimi icra edilirken de ortaya konulması, doğal olduğu kadar yol gösterici bir rol de oynayabilir.

Bu bağlamda, İtalyan gazeteci ve yazar Italo Calvino’nun 1985 yılında Harvard Üniversitesi’nde bir dizi konferansta okumak üzere hazırladığı ve, ölümünden sonra, Amerika Dersleri (1) başlığı altında toplanarak 1988 yılında yayımlanan konuşmaları, mühendislik mesleği için de bir ibret kaynağı olabileceği fikrine varabiliriz.

Calvino, beş konuşma içeren bu denemesinin her birinde, edebiyat sanatı icra edilirken sahip olunması gereken belli bir niteliği işledi. (Calvino’nun ömrü, Harvard’daki konuşmalarını gerçekleştirmeye vefa etmedi. O yüzden, altıncı ve son konuşmasının metni mevcut değil. Buna rağmen kitabın alt başlığı Gelecek Binyıl İçin Altı Öneri şeklindedir.) Calvino’nun önerilerinin, mühendislik bakış açısı izlendiğinde, mühendislerin de gelecekte benimsemeleri gereken bir değerler sisteminin temelini oluşturduğunu ileri sürebiliriz. Nedir bu değerler?

Hafiflik

Calvino, eserlerini kaleme alırken, çalışma yönteminin hep ağırlığı azaltmak yönünde olmuş olduğunu söyler. Hafifliğe özenmek, mühendislik bilimini icra edenlerin de benimsemesi gereken temel ilkelerinden biri olmalı.

Uçak gövdesini mukavemetten ödün vermeksizin hafifletmek, köprü yapısını hantallıktan arındırmak, estetik güzelliğin hamisi olan hafifliği gökdelenin hatlarında aramak. Genel olarak, tasarımda aşırılıktan kaçınmak. Elektronik devreden beklenen işlevi, asgari sayıda bileşen kullanarak gerçekleştirmek ya da, benzer şekilde, sistemler teorisi hatırlanacak olursa, ‘durum uzayı’nda asgari gerçekleşimi gütmek. Yazılımda, komut ve değişken sayısını asgariye indirmek.

Yani hafiflik, yalınlıktır aynı zamanda mühendislik için. Bu bağlamda Einstein’ın “Her şey olabildiğince basit olmalıdır, ama daha basit değil” şeklindeki özdeyişi, ya da daha eski zamanlardan, 16. yüzyıldan günümüze intikal eden Ockham’ın Usturası adındaki yalınlık ilkesi yol göstericidir. Hafiflik-yalınlık-estetik, daha genel anlamda, bilimde de el ele vererek ortaya çıkması gereken kavramlardır.

Hızlılık

Hız, sıkça, teknolojinin odağında yer almıştır: Buharlı makine, tren ve otomobilin icadı hız arayışlarının tipik ürünleridir. Günümüzde de pek çok örnekten söz etmek mümkün: Ses hızına yaklaşan veya onu aşan uçaklar, uçak hızıyla rekabet edebilen raylı ve manyetik toplu taşıma sistemleri, fiber optik altyapısının sağladığı inanılmaz veri iletimi hızları, mobil komünikasyonda 3G’den 4G’ye, ve 4G’den 5G’ye geçiş, mikroişlemcilerin baş döndüren hızı…

Hızın sadece fiziksel değil zihinsel olmasından da söz eder Calvino. Biz de bu çerçevede bakalım.

Rekabetçi ekonomilerin sağlığı, büyük ölçüde, mühendislerin ne kadar hızlı tasarlayabildiklerine, tasarımlarını ne kadar hızlı prototip haline dönüştürebildiklerine ve üretim sürelerini ne kadar kısaltabildiklerine bağlıdır. Bu doğrultuda belki de en büyük destek, bilgisayar teknolojilerinden alınmaktadır. Ancak, ürün ve üretim döngülerinde olduğu gibi, hissedarların tahammülü de çok kısa sürelerle ölçülüyor artık. Tasarım araçlarının gitgide daha etkin hale gelmesiyle, gelecek zamanların mühendisleri için, fikirden ürüne geçme sürelerinin daha da kısalabileceğini düşünebiliriz.

Öte yandan, hız faktörünün, akademik dünyanın araştırma-geliştirme ortamına da sirayet etmesi gerektiğini görürüz. Araştırmaları en kısa zamanda sonuçlandırabilmek, diğer araştırma gruplarından önce yayımlamak, öncelik kapmak, bir an evvel patent korumasına sığınıp fikri mülkiyet yaratmak günümüzde akademik yarışın bir parçası olmuştur bile.

Ancak hızlılıktan bir erdem olarak söz ederken, ağırlığın faydasını da göz ardı etmemeliyiz. Hafiflik ve ağırlık, dengeli bir terazinin kefeleri gibi düşünülmeli: ikisi de aynı ‘ağırlıkta’. Bu bağlamda, şu kısa Çin öyküsünü dile getirelim:

“Chuang-Tzu’nun birçok erdemi arasında resim çizme yeteneği varmış. Kral, Chuang-Tzu’dan bir yengeç çizmesini istemiş. Chuang-Tzu, beş yıla ve on iki hizmetkârlı bir villaya ihtiyacı olduğunu söylemiş. Beş yıl sonra çizimden bir iz yokmuş hâlâ. ‘Beş yıla daha ihtiyacım var’ demiş Chuang-Tzu. Kral ikinci beş yılı da vermiş ona. Chuang-Tzu, on yılın sonunda, fırçayı eline almış ve bir anda, bir fırça darbesiyle, bir yengeç çizmiş, o güne dek görülmüş en kusursuz yengeci.” (1)

Kesinlik

Mühendislik biliminin en değerli vasfı olsa gerek. Bu vasıf, mühendisliği, örneğin sosyal ve beşeri bilimler gibi diğer uygulamalı bilimlerden ayırt eden başlıca unsurdur. Kesinlik bazen nanometrik, bazen femtosaniyelik bir hassasiyetle yapılan bir ölçümdür. Kimi zaman ise, örneğin bazı sayısal sistemlerin performansı ölçülürken, ‘1 trilyonda 1’ hata payı demektir. Rasgele olayların gerçekleşmesi hakkında dahi bir güvenirlik derecesi öne sürebilirler mühendisler.

Dinsel hoşgörüsüzlüğün ve hurafelerin artışta ve aklın bir tarafa itilmekte olduğu bir dünyada, kesinlik değerini ayakta tutmak, mühendislerin üstleneceği bir toplumsal sorumluluk projesi olmalıdır. O zaman, rakamlar ile ifade etmeyi benimsemiş, matematiğin ve bilimin dilini konuşmaktan ürkmeyen toplumların, siyaset ve hurafelerin keyfiyetinden, yarı gerçeklerden ve muallak söylemlerden kurtulacağı günlere ümit ile bakabiliriz.

Görünürlük

Görünürlükten söz ederken Calvino, kişinin görünür olma durumundan söz etmez aslında. Onun betimlediği görünürlük kavramı, görsel imgelerle ve bu imgelerin içsel bilgiye ulaşmak amacıyla kullanılması ile ilgilidir. İmgelem üzerine yağmur gibi yağan vizyonlardan söz eder yazar, her birimizin kafasında hep çalışır durumda olan zihinsel bir sinemadan.

Calvino için bu tür görünürlük, bilimsel keşfi tetikleyen, bilimdışı olduğu halde bilimsel kavramların doğuşuna neden olan imgelemden farklıdır. Ancak biz mühendislerin, bu ikinci görünürlük anlamına ihtiyacı vardır. En soyut kavramları zihnimizde canlandırmalı ve sinemanın, gerçekte var olmayan hayali varlıklar yaratması gibi, soyutu, zihnimizin perdesine yansıtarak ‘görebilmeliyiz’. Daha sonra da soyutu, somuta çevirmeye gayretlenmeliyiz, bilim ve tekniği kullanarak. Üç boyuttan fazla boyuta sahip olan uzayları, düşünce deneylerini, bir kara deliğin içine girdiğimizde ne gibi bir dünya ile karşı karşıya kalabileceğimizi, işte tüm bunları, bu imgelemin perdesinde hayata geçiririz. Hayal gücüne sahip olmak, en önemli vasıflarından biri olsa gerek mühendis biliminsanlarının… Gizli bir kurgubilimci, bir sihirler araştırmacısı yatıyor olmalı onların içinde… Kuşlar gibi uçabilme, gezegenimizin yer çekiminden kurtulup uzaya açılabilme, uzaktan konuşabilme ya da görebilme hayalleri, uçağı, uzay aracını, telefon ve televizyonu yaratmış değil midir? Verimli bir ‘hayalperest’lik…

Çokluk

Calvino’nun kaleminde çokluk, bir bağlantılar ağıdır. Dünya, bir ‘sistemler sistemi’dir. Küreselliğin her gün önem kazandığı bir dünyada -klişeleşmiş bir formül kullanacak olursak- küresel bir köyde yaşadığımızı anlamaya başladığımız bir çağda, ürettiğimiz ürünlerin, artık sadece yerel değil, küresel etki ve sonuçlar da doğurduğunu anlaması gereken insanların başında belki de mühendisler gelir. Bir elektrik santralinin tasarımında sadece yerel ekosistem değil, geniş çaptaki etkiler düşünülmeli. Genetiği değiştirilmiş organizmanın etkilediği doğal ortam sadece gözle görünür tarla değil, besin zinciri ve akla gelen -ya da gelmeyen- her türlü doğal döngüler aracılığıyla,tüm gezegenimiz olabilir. Sistemler sisteminde, tüm bileşenler bir şekilde birbiriyle ilintilidir.

Yerel müdahalelerin küresel etkilerini anlayabilmek, çok disiplinli düşünme yeteneğine sahip olmayı gerektirir. Yeni nesilleri, uzmanlık ve ‘derinlik’ üzerine kurulmuş bir iş dünyasına hazırlarken,bu nesillere aynı zamanda ‘genişliğin’ ve çokluğun da erdemini anlatmak,üniversite eğitiminin önünde duran en zorlu görevlerden biri olsa gerek.

***

Calvino’nun elimizde metni olmayan altıncı önerisinin ismi ‘Tutarlılık’tır. Henüz yeni başlamış olan bu bin yılda, tutarlılık, biz mühendisler için ne anlama gelmeli acaba?

Dipnot

1) Italo Calvino, Amerika Dersleri, Gelecek Binyıl İçin Altı Öneri, Çeviren: Kemal Atakay, Yapı Kredi Yayınları, 3. Baskı, 2013.