Ana sayfa 139. Sayı Kitapçı Rafı – 139

Kitapçı Rafı – 139

296
PAYLAŞ

Nikola Tesla

– Bir Dâhinin Biyografisi-, Marc J. Seifer, Çev. İnci Yılmazlı, Geoturka, 2015, 672 s.

Tesla’nın icatları arasında indüksiyon motoru, elektrik-gücü dağıtım sistemi, floresan ve neon ışıkları, telsiz iletişim, uzaktan kumanda ve robotbilim vardır. Bu kitapta Tesla’nın hayatı kronolojik bir biçimde sunuluyor. Bununla birlikte Tesla’nın hayatı hakkında merak uyandıran kimi sorulara yanıt veriliyor: Tesla yeni yüzyılın başında gazetelerin ilk sayfasında yer alırken, sonra neden unutuldu? Neden Nobel ödülü almaya hak kazanamadı? Dünya savaşları sırasında ne yapıyordu? Telsiz elektrik gücü iletimiyle ilgili planının uygulanabilirliği var mıydı? Kitap, yalnızca Tesla’yı başarılarıyla değil, yaşadığı olumsuzluklarla birlikte ele alıyor. Kitabı ayrıcalıklı kılan bir diğer özellik, mümkün olduğunca ilk elden belgelere dayanarak yazılmış olması. Kitap, Tesla’nın unutturulmasına, tarihten silinmesine karşı bir itiraz niteliğinde.

Gökteki Göz

– Philip K. Dick, Çev. Sönmez Güven, Alfa Yayıncılık, 2015, 302 s.

Amerikalı bilimkurgu yazarı Philip K. Dick’in hikâyelerinin çıkış noktasını döneminin siyasi iklimi ve kendi deyimiyle otoriteye dair paranoyası oluşturur. İlk romanı Solar Lottery 1954’te yayımlanmıştır. Birçok hikâyesi sinemaya uyarlanmıştır. Gökteki Göz’de, sıradan bir laboratuvar gezisi sırasında gerçekleşen bir kaza sonrasında bir grup ziyaretçi kendilerini garip ve bir o kadar beklenmedik bir deneyimin içinde bulur. Onları kurtarma çalışmaları devam ederken bu sıradan insanlar birbirlerinin zihinlerinin yarattığı bir dizi evrenin içinde hapsolduklarını fark ederler. Ama en derin arzuları ve korkularının yarattığı bu evrenlerin içinde yollarını bulup “gerçek dünyaya” varmaları pek de kolay olmayacaktır çünkü Philip K. Dick’in dünyalarında dualar karın doyurabilir, cennet ve cehennem bir adım uzakta olabilir.

Yeraltındaki Tohum

– Filizlenen Gıda Devrimi-, Janisse Ray, Çev. A. Müge Karan, Modus Kitap, 2015, 303 s.

20. yüzyıla girerken tohum çeşitlerimizin yüzde 94’ünü sonsuza dek yitirdik. Geri kalanlar da tehdit altında. Üstelik tohumlarla birlikte kültür ve tarih de yok oluyor. Bu kitap, modern kentlerdeki market raflarının yarattığı illüzyonu ortadan kaldırıp bizi yeniden besinlerimizin kaynağıyla; toprakla tanıştırmayı amaçlıyor. Janisse Ray, soy tükenmesinin olay değil, süreç olduğunun altını çizerek bu sürecin durdurulması için yerel besinler, yerel çiftçilik ve yerel mutfak sanatları alanlarında bir devrimin filizlendiğine işaret ediyor. Ray, şiirsel üslubuyla bizi Amerika’nın tarla ve bahçelerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculukta çeşitli sebze ve meyvelere, adı hiç duyulmamış bitki türlerine, doğadaki genetik çeşitliliği korumak adına uğraş veren bir avuç cesur çiftçinin ve bahçıvanın hikâyelerine yer veriyor. Doğabilimci ve aktivist Janisse Ray, bir tohum saklayıcısı ve 25 yıldır bahçıvanlık yapıyor.

Âdem ve Havva Her Yerde

– Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet’te İlk İnsan-, Mineke Schipper, Çev. Arlet İncidüzen, Ayrıntı Yayınları, Temmuz 2015, 320 s. 

Hollandalı yazar Mineke Schipper, kurgu dışı kadın edebiyatı çalışmalarıyla tanınır. Bu kitabında, Adem ve Havva inancının Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet’teki yerini ve anlatım biçimini gözler önüne sererken, görsel kaynaklarla zengin bir bakış olanağı veriyor. Lillith’ten Havva’ya, Tanrı’dan Şeytan’a ve yılana kadar insanlık tarihinin zengin kültür parçalarını bir arada ve çok boyutlu bir bakış açısıyla sunuyor. Her Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman, Adem ve Havva hikâyesini aktarıp genişletmiştir. 20. yüzyılda farklı kültürlerden buna her gün yeni hikâyeler ve resimler de eklenir. Farklılıklar birbirinden uzaklaşan dini fikirlerden dolayı değil, aynı zamanda hikâyecilerin ve sanatçıların şahsi yaratıcılıklarından da kaynaklanmaktadır.

Frankfurt Okulu

– Eleştiri, Toplum ve Bilim-, Kurtul Gülenç, Ayrıntı Yayınları, 2015, 288 s.

İnsan içerisinde yaşadığı doğayı onun parçası olarak ya da içinde yer aldığı bir bütün olarak kavramaya çalışmaktaydı. Modern bilim bu ilişkiyi tersine çevirmiştir. Akıl ratio’yu sayıya, ölçüye ve mantıksal ilişkiye indirgeyerek, doğayı dışarıdan kendisine baktığı, kendi dışında, kendisinden başka bir nesne haline getirmiştir: Bir bilgi ve bilme nesnesi. Bu dışarıdan bakış, sadece doğaya yönelik değildir, insana ve topluma bakışı da belirler. Toplum akıl aracılığıyla kurulur ve düzenlenir. İyi yaşamın ne olduğunu bilen onu yapma, kurma, gerçekleştirme hakkına da sahiptir. Bu kitap işte böyle bir bilim ve toplum anlayışına yöneltilmiş en köklü eleştirilerden birini ele alıyor. Frankfurt Okulu’nun “eleştirel kuramının” daha çok Max Horkheimer’ın yazıları üzerinden değerlendirildiği bu kitap, çevrenin görüşlerini ana hatlarıyla gösterirken çağdaş sosyal bilimler felsefesinin problemlerine ilişkin metodolojik, felsefi ve politik düzlemlerde yeni öneriler de sunuyor.

Dünyadan Türkiye’ye, İktisattan Siyasete

– Korkut Boratav, Yordam Kitap, 2015, 368 s.

Marksist iktisatçı Korkut Boratav bu kitabında, son yıllarda yazdığı makalelerd, sunduğu bildiriler ve verdiği röportajlardan bir bölümünü bir araya getiriyor. Kitapta “Memleketin Haline Bakarken”, “Türkiye Ekonomisi”, “Dünyanın Hali”, “Marksist İktisat” başlıklı dört ana kısım bulunuyor. Türkiye ve dünyanın durumunu anlatan söyleşi, yazı ve konuşmalarla başlayan kitap Türkiye ekonomisiyle devam ediyor. “Samir Amin, Giovanni Arrighi, Perry Anderson ve Çin’de Sosyalizm” başlıklı yazı ise Sovyet sosyalizminin çözülüşü ve “reel sosyalizm” tartışmalarına Çin deneyimini inceleyerek katkı sağlıyor. Kitabın son bölümünde Marksist öğretiyi doğrudan doğruya tartışıp yorumlayan dört yazı yer alıyor. “Toplumsal Sınıflar” ve “Lenin’den Yüz Yıl Sonra Emperyalizm” başlıklı yazılar, Marksizmin temel bir kavramıyla (toplumsal sınıflar) çağımızı kavramada belirleyici önem taşıyan bir uzantısını (emperyalizmi) açıklamayı hedefliyor. Diğerleri, Thomas Piketty ile Nail Satlıgan’ın katkılarını Marksist politik iktisadın merceğinden tartışıyor.

Floransa ve Bağdat

– Doğu’da ve Batı’da Bakışın Tarihi, Hans Belting, Almancadan Çev. Zehra Aksu Yılmazer, 2015, 319 s.

Perspektifin kullanımı, Rönesans resminde bir devrim yaratmış ve sanatçıya izleyicinin görüş açısını resmetme fırsatı vermiştir. Oysa perspektifin teorisi Bağdat’ta, matematikçi İbnü’l-Heysem tarafından 11.  yüzyılda oluşturulmuştur.

Ünlü tarihçi ve sanat kuramcısı Hans Belting, Floransa ve Bağdat’ta bakış metaforunu kullanarak Arabistan Bağdat’ı ile Rönesans Floransa’sı arasındaki tarihi karşılaşmayı anlatıyor. Perspektifin, geometrik soyutlamaya dayanan görsel teori (Ortadoğu) ve resim teorisi (Avrupa) olarak kullanıldığı ikili tarihini inceliyor. Ortaçağda Arap matematiğinin perspektif teorisini doğurduğunu, daha sonra bu teorinin Batı’da sanata dönüştürüldüğünü anlatan Belting, estetiğin ve matematiğin sınırlarını aşan bir soru soruyor: Müslümanlar ile Hıristiyanlar birbirlerine baktığında, kendi dünya görüşlerinin dönüştürülmüş bir versiyonunu görürlerse ne olur?