Ana sayfa 142. Sayı Yerin 600 m altında metan metabolize eden organizmalar keşfedildi

Yerin 600 m altında metan metabolize eden organizmalar keşfedildi

99
PAYLAŞ

Çeviren: Semih İşbaş

Queensland Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen uluslararası proje kapsamında yapılan iki canlı organizmanın keşfiyle ilgili açıklama, ders kitaplarında yer alan, metan metabolize eden organizmalar hakkındaki müfredatı yeniden düzenlemek zorunda bırakabilir.

UQ Avustralya Ekogenomik Merkezi Yardımcı Müdürü olan, Moleküler Biyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Gen Tyson, bu yeni organizmaların sera gazının emisyonunda ve tüketiminde henüz bilinmeyen bir öneme sahip olabileceğini belirtti.

Tyson şöyle devam etti: “Queensland’da, Roma’nın yanında bulunan Surat Basin adlı bölgeden, yerin 600 m altındaki derin kömür yatakları yeraltı su kaynağından mikroorganizma örnekleri topladık. Bu organizmaların yeniden yapılandırılmış genomları metanı metabolize edebilir. Geleneksel olarak, bu tip metan metabolizma edebilen organizmalar tek bir küme veya grup halinde meydana gelen Arkea’ların üst şubesi olan Euryacahaeota olarak adlandırılır. Bu bizi, başka kaç tip metan metabolize eden  mikroorganizmaların bulunduğu konusunda heyecanlandırıyordu.”

Dr Tyson’ın grubu, bu sorunun peşindeyken, evrimsel olarak derin okyanuslar ve tatlı su çökeltileri dahil geniş alanda yayılış gösteren Bathyarchaeota olarak adlandırılan yeni bir metan metabolize eden grup da keşfetti.

“Benzetmek gerekirse bu iki grup, siyah, kahverengi ayılar ile pandalar gibi aynı temel karakteristik özelliklere sahipler, fakat birbirlerinden farklıları da var. Bu gelişmeler bizi, bilimin henüz keşfedemediği daha kaç yeni tür metan metabolize eden mikroorganizma olduğu konusunda meraklandırıyor.”

Araştırmanın önemi, dünyadaki yaşamın çeşitliliği hakkındaki bilgimizi genişletmesi ve karbon döngüsü ve metan üretimiyle ilişkili diğer organizmaları kaçırıyor olabileceğimizi gözler önüne sermesi.

Metan metabolize eden yeni mikrorganizmaların keşfi, geniş bir skalada DNA sekanslama tekniği kullanılarak yapıldı ve bu sekanslar genomları oluşturmak üzere yazılım araçlarıyla birleştirildi.