Ana sayfa 142. Sayı Müziğin üzerimizdeki “duygusal” etkisi gözbebeklerimizden okunuyor!

Müziğin üzerimizdeki “duygusal” etkisi gözbebeklerimizden okunuyor!

94
PAYLAŞ

Çeviren: Ebru Oktay

İnsanlar müzik dinlediklerinde duygu dünyalarında meydana gelen değişiklikler, gözbebeklerinin (pupil) boyutunda değişiklik olarak izlenebiliyor. Avusturya Viyana ve Innsbruck Üniversiteleri’nde yapılan son araştırmada ilk kez müziğin yarattığı “duygusal” içerik ve buna dinleyicinin verdiği “gözbebeği genişleme”si yanıtı, bilimsel olarak gösterildi. Frontiers in Human Neuroscience dergisinde yayımlanan çalışmada, katılımcıların müzik dinlerken gözbebeği boyutlarının nasıl değiştiği ölçülerek gösterildi.

Gözbebeği normalde ortamdaki ışığa uyum sağlayacak şekilde, parlak ışıkta küçülerek, gece karanlığında ise genişleyerek boyutunu değiştirir. Bununla birlikte düşünceler, duygular ve zihinsel çabalarda da gözbebeği boyutunu değiştirir. Örneğin belirgin seksüel imajlara bakarken veya zorlu bir problemi çözmeye çalışırken genişleyerek yanıt verir.

Sesler de duygusal içeriğine bağlı olarak gözbebeği genişlemesi yaratabilir. Tedirginlik yaratıcı sesler, örneğin bir çiftin tartışma sesleri, günlük hayatta örneğin çalıştığımız ofise yayılan rutin gürültüden çok daha fazla gözbebeği genişlemesi yaratır. Müziğin de güçlü duygusal etkiler yarattığı bilinmekle birlikte, bunun gözbebeği genişlemesi ile sonlanan yanıtı bugüne kadar sistematik olarak araştırılmamıştı.

Innsbruck Üniversitesi’nden Bruno Gingras’ın önderlik ettiği araştırmada, gönüllü katılımcılara, duygusal yoğunluğu ile ünlenmiş romantik döneme ait bir dizi seçme parça dinletildi. Gerçekten de dinleyicilerin gözbebeklerinde belirgin genişleme olduğu kaydedildi. Yükseltici müziklerin, sakinleştirici veya gevşetici tonlara göre çok daha geniş gözbebeği ortaya çıkardığı izlendi.

Gingras, çalışmasını Viyana Üniversitesi’nden Manuela Marin ve Estela Puig-Waldmüller’in işbirliği ile Tecumseh Fitch Laboratuarları’nda yaptı. Burada 30 gönüllü katılımcıdan, 80 seçilmiş piyano parçasını duygusallık içeriğine göre oranlandırması istendi. Diğer 30 gönüllü katılımcının ise deneyin amacı hakkında bilgileri yoktu ve onlara da hayatlarında müzikle nasıl bir ilişkileri olduğunu sorgulayan kısa soruları yanıtlamaları istenirken, bir yandan da fonda dinletilen aynı piyano parçalarına verdikleri gözbebeği yanıtı bir “göz izleyicisi” aracılığıyla ölçülüyordu.

Manuela Marin bir “göz izleyicisi” ile kendi sağ gözbebeği refleksini ekranda izliyor.

Manuela Martin’e göre, müzikal içerikle dinleyicileri arasında karmaşık bir karşılıklı ilişki söz konusudur. Dinleyicilerin bireysel karakteristik özellikleri, müziğe verdikleri gözbebeği yanıtını etkilemektedir. Bu etkilenmenin, duygusal yanıtlarını da kapsadığı düşünülmektedir. Sonraki çalışmalarda, daha çeşitli, farklı müzik türleri seçilerek, daha derinlikli sonuçlar elde edilebilecektir. Yine de bu araştırma, müziğe verilen duygusal tepkinin bilimsel ölçümü adına bir ilk adımdır. Zira, gözbebeği genişlemesi istemsiz bir yanıttır ve bu anlamda bilimsel objektiviteye sahiptir. Yani adeta dinleyicinin müziğe gösterdiği “önbilinç”  sürecini izleyebilmemizi sağlar.