Ana sayfa 143. Sayı  “Sokak hareketi kendi  medyasını yaratarak varolur”

 “Sokak hareketi kendi  medyasını yaratarak varolur”

247
PAYLAŞ

Bora Ataman ve Barış Çoban’la Kafka Kitap’ın “Alternatif Medya ve Toplumsal Hareketler” dizisi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

– Kafka Kitap’ın yayımladığı “Alternatif Medya ve Toplumsal Hareketler” başlıklı dizinin editörlüğünü üstlendiniz. Dizinin yayın fikri nasıl oluştu?

– Dizimiz son yılların isyan, direniş ve meydan işgallerinin bizde yarattığı, geleceğe umutla bakan bir heyecanın ürünü. Alternatif medya, toplumsal hareketlerin ortaya çıkışında, kurgulanmasında, anlatılmasında, arşivlenmesinde vazgeçilmez bir role sahip. Yani, alternatif medyanın olmadığı bir direniş çağından söz etmek mümkün değil. Dolayısıyla bu iddianın ülkemizde de kavramsal olarak ete kemiğe büründürülmesi gerektiğini düşündük. Kafka Kitap da bu isyankâr akademik girişimimizi destekledi.

– “Alternatif Medya ve Toplumsal Hareketler” dizisini Gezi öncesi bir proje olarak tanımlarken Gezi’nin etkisini sarsıcı olarak niteliyorsunuz…

– Evet, örneğin dizimizin ilk kitabı olan, bizim derlediğimiz, Direniş Çağında Türkiye’de Alternatif Medya’nın“Gezi Medyası” bölümü, aslında sokak ve medya meselesini farklı açılardan tartışıyor. Buna bağlı olarak da Occupy hareketleri ile birlikte sokak ve medya ilişkisinin dönüşümünün anlaşılmasını da mümkün kılıyor. Gezi Direnişi Türkiye’deki geleneksel sokak ve medya ilişkisini altüst etti, sokağın merkezde olduğu bir medya pratiği yaratıldı. Geleneksel sokak medyasının etkin kullanımı yanında, sosyal medya temelli yeni bir sokak medyası ortaya çıktı. Sokağın dili tüm medyayı etkiledi.

Aslında sokak temelli hareketler zaten her tarihsel dönemde koşullara göre kendi özgün medyalarını yaratmıştır. Bu anlamda sokakta bir hareket varsa, zaten kendi medyasını yaratarak var olabilmiştir.

– Bugün hem ana akım hem alternatif medyada, Gezi’nin sarsıcı etkisini sürdürdüğünü söyleyebilir miyiz?

– Günümüzde geleneksel medyaya sosyal medyanın sağladığı olanaklar eklendi, böylelikle sokağın eski ve yeni medyası etkileşim içerisinde yeni bir biçim aldı. Ancak hareketlerin geri çekilmesiyle birlikte hareket medyasının da gücünü kaybettiğini görüyoruz.

– Dizide şimdiye kadar üç kitap yayımlandı. Bunlardan ve yayın programına aldığınız kitaplardan kısaca söz edebilir misiniz?

Bizim derlediğimiz Türkiye’de Alternatif Medya, Jaeho Kang’ın Benjamin ve Medya’sı, Olga Bailey, Bart Cammaerts ve Nico Carpentier’nın Alternatif Medyayı Anlamak yayımlandı. Yeni yılın ilk günlerinde Andrea Langlois ve Frédéric Dubois’nin derlediği “Otonom Medya”, ayrıca Joshua D. Atkinson’un “Alternatif Medya ve Direniş Siyaseti” adlı çalışmaları yayımlanmış olacak.

Yayın takvimimizde yer alan diğer kitaplar ise şunlar: “Kent Bizim”- B. Van der Steen, A. Katzeff ve van Hoogenhuijize (Der.); “Yurttaş Gazeteciliği”- Stuart Allan ve E. Thorsen (Ed.); “Alternatif ve Aktivist Medya”- Leah A. Lievrouw; “Ağ Toplumu”- Jan van Dijk; “Twitter ve Toplum”- Katrin Weller, A. Bruns, J. Burgess, M. Mahrt ve C. Puschmann (Der.); “Kendin Yap Yurttaşlık: Eleştirel Yapım ve Sosyal Medya”- Matt Ratto ve Megan Boler (Der); “Demokrasi Seferberliği”- Donatella della Porta; “Topluluk Medyası ve Alternatif Medya Rehberi”– Chris Atton (Der.).

2016 Ekim’inde ilk sayısı yayımlanacak olan “Alternatif Medya ve Toplumsal Hareketler” adlı bir hakemli akademik dergi de yayın planımız içerisinde. İlgilenenler, yayıncılıkla sınırlı kalmayan platform etkinliklerimizi, örneğin alternatif medya belgesellerimizi web (www.turkiyedealternatifmedya.com) ve facebook sayfalarından (facebook.com/alternatifmedyavetoplumsalhareketler) takip edebilir.

Politik perspektifler kavramsallaştırmayı etkiliyor 

– Medya araştırmalarının toplumsal hareketlerle kurduğu doğrudan ilişkinin çeşitli ön-eklerle anıldığını görüyoruz. Başta alternatif olmak üzere; muhalif, yurttaş, radikal, aktivist gibi… Bu kavramsal çeşitliliği nasıl açıklamak gerekiyor?

– Araştırmacıların ideolojik konumu ve metodolojik yaklaşımlarıyla… Liberal anlatı muhalife, anarşist-sosyalist gelenek daha çok radikale, yeni toplumsal hareketler perspektifi ise yurttaşa, aktiviste yöneliyor. Tabii bu kadar kaba değil ama, politik perspektifler kavramsallaştırmayı büyük ölçüde belirliyor diyebiliriz. Alternatif ise başından beri aslında bir çatı kavram… Örneğin otonomdaki anarşizan ruh, liberterde bağımsıza evriliyor gibi.

– Gezi sonrası yaşanan siyasi gelişmelere paralel düşünürsek, Türkiye özelinde alternatif medya tartışmalarının yönünü öngörmek mümkün mü?

– Toplumsal hareketlerin yükselme ve sönümlenmesi artık farklı koşullarda ortaya çıkabiliyor ve öngörülmesi çok da olanaklı değil. Arap Baharı ve Occupy hareketlerinin ortaya çıkışına dair önceden tahminler yürütülemediği gibi, uzun erimli sonuçlarına dair de net bir çıkarımda bulunmak halen zorlayıcı bir çaba. Ancak, toplumsal tarihe ilişkin belirlenimci yaklaşımların geçersizleştiğini söylemek mümkün.

Türkiye’deki deneyim için de durum benzer. Gezi bir anda patlak verdi ve sonuçları da henüz müphem. Buna rağmen Gezi Direnişi Türkiye’deki toplumsal muhalefetin geleceğine dair farklı tartışmaların açılmasına, farklı politik ağların oluşmasına sebebiyet verdi. En değerlisi de direnişinin yarattığı alternatif yaşam deneyimiydi.

Dizinin Türkiye’deki alternatif medya araştırmalarına yapacağı katkıya ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

– Direniş çağında sosyal bilimlerin “dar alanda kısa paslaşmalardan” kurtulmasına ve ağ toplumunun gereğince disiplinle arası geniş, hareketli ve aktüel bir perspektif kazanmasına katkı yapacağını umuyoruz. Amacımız, farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların buluşacağı medya ve direniş odaklı bir platform oluşturabilmek.