Ana sayfa 146. Sayı “Gen Bencildir”den bugüne Richard Dawkins

“Gen Bencildir”den bugüne Richard Dawkins

495
PAYLAŞ

Benan Dinçtürk

Richard Dawkins yazdığı kitaplar kadar hazırladığı televizyon programlarıyla da, bilimin, bilimsel düşüncenin popülerleşmesine katkıda bulunan; akıllı tasarımcılara karşı tek başına da olsa evrimi savunan, alternatif tıp yöntemleri gibi bilimdışılıklarla mücadele eden bilimsel rasyonalist bir biliminsanı. Ama son dönemde kimi eleştiriler almaya başladı…

Bilimsel rasyonalizmin kavgacı çocuğu Richard Dawkins, bu aralar zor günler geçiriyor. Zoolog olarak başladığı kariyerine evrimsel biyolog olarak devam eden ve kariyerinin önemli bir kısmını bilimin toplum tarafından anlaşılması üzerine kuran Dawkins’in kitapları, yalnız biyoloji bölümlerinde değil, İngiliz dili ve edebiyatı bölümlerinde de okutuluyor.

Dawkins’in 1976’da yayımlanan ilk kitabı Gen Bencildir’i (The Selfish Gene) 1980’li yıllarda biyoloji bölümünde öğrenciyken İngiliz Kültür Kütüphanesi’nden ödünç alıp okumuştum. Daha sonra Türkçeye de çevrildi. Biyolojinin popülerleşmesine büyük katkıları olan kitap, DNA’nın yapısının belirlenmesinden yaklaşık 20 yıl sonra, gen klonlamanın başlangıç yıllarında ve klonlanmış genlerden protein eldesine yaklaşırken yazılmıştı. Pek çok biliminsanı kitabı fazla deterministik ve indirgemeci buldu. Çevresel faktörleri tam olarak göz önünde bulundurmadığı, geni organizmadan tamamen bağımsız bir birimmişçesine ele aldığı yönünde eleştirilere maruz kaldı. Genin bencil olması bir metafordu elbette, ama çok yakın örneklerle de destekleniyordu. Canlı sistemler incelendiğinde hareketli genetik elementler olan transpozonlar ve retrovirüsler bencil genin en iyi örnekleriydi.

“Aklın Düşmanları”nın karşısında

İyi bir yazar olmasının yanı sıra iyi bir hatip de olan Dawkins, son yılların akıllı tasarım tartışmalarının ön sıralarında yer aldı. Hiçbir temelleri olmayan, tek amaçları evrim gerçeğini reddetmek üzerine kurulu olan akıllı tasarımcılarla yaptığı münazaralarda tek başına dayanırken, her zaman evrimsel biyoloji birikiminden köken alan kuvvetli argümanlarıyla onları alt etmeyi başardı.

Yazdığı pek çok kitabın yanı sıra, BBC için de pek çok program hazırladı. Aklın Düşmanları (Enemies of Reason) adlı programda, son yüzyılda çevremizi saran, homeopatiden refleksolojiye kadar sözde alternatif tıp yöntemlerinden, tarot kartlarına ve medyumluğa kadar giden şarlatanlıkları sorguladı. Dawkins’e göre dünyaya bakmanın iki şekli vardı: Biri din ve batıl inançlar üzerinden, diğeri ise gözlem, deney, nedensellik ve akılla. Program son derece ilginç ve etkileyici. Dawkins sakin bir biçimde, bu bilimdışı uygulamaları yürüten kişilere insani saygı çerçevesinde sorular yönelterek, onları mahcup etmeden konuşuyor, sorular soruyor ve kontrollü deneylerle yaptıklarının test edilmesi gerektiğini söylüyor. Sanılanın aksine bu faaliyetleri yürüten insanların hepsi, “yan cebime koy” diyerek insanları kandırmayı hedeflemiyor. Birçoğu kendi problemlerini çözmeye çalışan zavallı insanlar. Homeopatide olduğu gibi bir kısmı da (tıp) eğitimli, iyi niyetli, bu bilimdışı yöntemlerin işlediğine inanan, ancak nasıl işlediğine kendileri de şaşıran kişiler. Bu karmaşık ve zavallı durumu çözecek tek şey, elbette tek yol gösterici olan bilimin eleştirel yaklaşımıyla kontrollü deneylere açık olabilmeleri.

Akılcılık Toplantıları’nda “akla sığmayan” durumlar

Bir biliminsanı olarak nedensellik üzerine kurulu mantık sistemlerine alışık olan ve özellikle de biliminsanının lateral (yanal) düşünceyi kullanması gerektiği üzerinde duran Dawkins, son dönemde karşılaştığı mantığa sığmayacak düşünceler ve uygulamalar karşısında bunalmaya ve sabrını yitirmeye başladı. Tanrı Yanılgısı (The God Delusion) kitabıyla birlikte, bilimsel rasyonalizmi ateizmle birleştirince, tartışmalar çok sertleşmekle kalmayıp, Amerikalı bazı biliminsanlarının da katılımıyla Amerikan tarzı şovlarla popülerleştirilerek, adeta, evanjelist geleneğin retoriğini kullanan bir antiteze dönüştü.

Akılcılık Toplantıları’nın (Reason Rally) gerçek hedefi bu olmasa da, bana göre, bilimsel düşünceyi politize edip gruplara mal eden, adeta takım tutmaya yönelten bir eylem biçimi. Bu durumda bilimsel düşünce temelli savunmalar yerini kişilerle ve gruplarla mücadeleye bırakıyor. Politize olan her akım gibi, bu akımda da katılımda eşitlik sorunları çıkmaya başlıyor. Akılcılık Toplantıları, giderek Türk televizyonlarında sık rastlanan, her şeyi çok iyi bilen (!) erkek uzmanların tartışmalarına benzemeye başlıyor. Bildiğiniz gibi, bu programların yapısında elit erkeklerden muhafazakâr erkeklere giden 180 derecelik yelpazede cinsiyetçilik ve ayrımcılık açısından hiçbir fark yok.

Richard Dawkins’in twitter’da çok çeşitli konularda fazla düşünmeden yazdığı kısa yorumlar da pek çok demokrat grubu rahatsız etmeye başladı; İngiltere’de ve Amerika’da feminist gruplar artık Dawkins’i protesto ediyor. Sosyal içeriği olan önermelerin düz mantıkla karşılaştırılmasında veya lateral düşüncenin sosyal konulara uygulanmasında çeşitli sorunlar yaşanabiliyor. Yaşam bilimlerindeki düşünme şekli her zaman toplumsal konulara uygulanamıyor.

Burada biraz durup şunu düşünmek gerekiyor: Evrimi bazı çevreler ne kadar belli bir ideolojinin parçası olarak göstermeye çalışsa da, evrim kanıtlarıyla birlikte bilimsel bir gerçektir ve bu bilimsel temel üzerinden savunulur. Evrimi anlamadan biyolojiyi anlamanıza ve anlatmanıza olanak yoktur. Evrim gibi fiziğin, jeolojinin ve tüm bilimlerin tamamı mantık çerçevesinde savunulur. Bu çerçeve başlı başına bilimin kendi gücüdür. Bu güç gruplara, gösterilere gerek duymaz. Bilim herkes içindir, herkese ulaşmalıdır ve her biliminsanı kendi alanını doğru bir şekilde anlatabilmekle yükümlüdür.

Ben bilimsel rasyonalizmin yaygınlaştırılması yolunda, medyanın etkin olarak kullanılmasıyla gençlere ulaştırılabilecek programları, başarılı biliminsanlarının okullarda verecekleri seminerleri ve bilimin heyecan verici yönünün akılcı bir biçimde anlatılmasına yönelik barışçı ve kapsayıcı, aydınlanmacı yaklaşımları daha hedefe ulaşabilir görüyorum.

Richard Dawkins’in de BBC belgesellerinde olduğu gibi, insana saygılı ve sakin bir yaklaşımla, bazen çok güç olsa da sabrını korumayı başararak, daha çok kişiye ulaşabileceğini düşünüyorum. Dawkins’in kitapları genetiğin, evrimin ve doğa bilimlerinin harika örneklerle açıklandığı popüler bilim kitapları olarak kütüphanemdeki yerini her zaman korumaya devam edecek.