Ana sayfa 146. Sayı İnsan embriyonuna genetik müdahale ve etik tartışmalar: GENETİK RİSK!

İnsan embriyonuna genetik müdahale ve etik tartışmalar: GENETİK RİSK!

327
PAYLAŞ

Genetik mühendisliğinde yeni bir aşamaya karşılık gelen her gelişmede, yeniden açılan bir tartışma sandığı var: Canlı/cansız organizmaların genlerine müdahale edebilecek, genomlarını istenilen yönde düzenleyebilecek olmanın insanlığa sunduğu olanakları ve riskleri, yaratacağı etik, yasal, toplumsal ve bireysel sorun başlıklarını içeriyor. Tartışmaların uçlarında ise, teknolojinin karanlığını koyulttuğu bir geleceğe dair kaygılar beliriyor: Soyu tükenmiş canlıların yeniden dünyaya getirilerek içinde cirit atacakları Jurassic Park’lardan farklı canlıların karışımından oluşacak yaratıklara; biyolojik silahlardan canlı organ depolarına,  insan ırkının ıslahı çalışmalarıyla yaratılacak bir öjeni  toplumundan sınıfsal farklılıklara “biyolojik” boyutlar katacak “mükemmel insan” arayışlarına kadar, kapkaranlık bir gelecek…

Bir yıl kadar önce, Çinli biliminsanları CRISPR-Cas9  gen düzenleme yöntemini kullanarak, insan embriyo genomunu değiştirdiklerini bildirdiklerinde, tartışma sandığı açılmadı, adeta patladı. Genetiği değiştirilmiş bebekler, yolda mıydı? Science, Nature gibi bilim dergilerinde gen düzenleme araştırmalarına yasal düzenlemeler getirilmesini, teknoloji zayıf yanları giderilene dek embriyolardaki çalışmaların ertelenmesini isteyen yazılar yer aldı.

Aynı zamanlarda bir patent kapışması da koptu: Jennifer Doudna ve Feng Zhang, 2014’de kısa aralarla CRISPR-Cas9 teknolojisinin patentini almak için başvurmuşlardı. Henüz sonuçlanmayan patent davası, teknolojiden kimin kâr elde edeceğini belirleyecek… İnsanlığın ve dünyanın kaderini belirleyecek böyle bir buluşun, “toplumun malı” kabul edilmesi görüşü ise, biyoteknolojinin yükselen sektörlerden olduğu neoliberal ekonomik sistemde elbette bir yankı yaratmıyor.

CRISPR-Cas9 teknolojisi son olarak ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper’ın ABD Senatosuna sunduğu yıllık değerlendirme raporunda, tehdit listesinde yer aldı: Potansiyel biyolojik silah olarak! “Batı ülkelerinden etik standartlar ve düzenlemeler açısından farklılıklar içeren” ülkelerde, genom düzenleme araştırmaları, “zararlı biyolojik ajanlar ve ürünlerin potansiyel yaratımı açısından” risk oluşturuyordu. (“CRISPR everywhere”, Nature, Vol: 531-155, 10 Mart 2016)

Nedir bu CRISPR-Cas9?

Peki, ABD Ulusal İstihbarat raporuna girecek, biliminsanlarını alarma geçirecek, tartışma sandığını patlatacak kadar yeni ne var bu teknolojide? Genetik müdahale yeni değil ki!

CRISPR, bakterileri virüs saldırılarına karşı koruyan bir enzim; bakteri hücresinin içine giren virüsün DNA’sını keserek çalışıyor. Bu enzimin moleküler makas olması özelliğinden yararlanan CRISPR-Cas9 teknolojisinde ise, enzim DNA üzerinde hedeflenen noktayı tanıyacak ve oraya giderek istenilen değişikliği yapacak şekilde programlanabiliyor. CRISPR-Cas9 teknolojisi geliştirilmeden önce ve halihazırda da moleküler makas olarak kullanılan başka enzimler var:  Çinko parmak nükleazlar ve TALEN’ler. Ama CRISPR-Cas9’un diğerleri gibi protein temelli değil, RNA temelli bir DNA dizisi tanıma sistemi var. Bu da onun çok daha kolay programlanmasını, çok daha hızlı ve daha hedefli çalışmasını sağlıyor. Yeni geliştirilmiş olmasına rağmen, daha önce uygulanan gen düzenleme tekniklerini sollayarak, dünya çapında bir yaygınlık kazanmış durumda. Genom çalışmalarına yasal bir düzenleme getirmeyen ülkelerde, araştırmaların henüz teknoloji olgunlaştırılmadan alıp başını yürüyeceğinden kaygılanılıyor: Batılı bilimsel kamuoyunu da, ABD Ulusal İstihbaratını da telaşlandıran, tam da bu durum.

Biliminsanları CRISPR-Cas9 araştırmalarının, genetiği değiştirilmiş bebeklerin doğmasına yol açacak gelişmelerden şimdilik uzak olduğunu; insanda, değişikliği sonraki kuşaklara aktaracak eşey hücrelerinde değil, somatik (üreme hücresi olmayan) hücrelerde çalışıldığını; genlerin fonksiyonlarını anlamak için bakteriler, virüsler ve hayvanlar üzerinde denendiğini belirtiyorlar. “Asıl CRISPR devrimi kliniklerde değil, laboratuvarlarda; genomu tam olarak çözmemizi sağlayacak araştırmalarda gerçekleşiyor” diyorlar. Öte yandan, araştırmaların şeffaflaşması için dünya çapında çağrılar yapılıyor.

Gen mühendisliğinin şafağına damgasını vuracağı anlaşılan CRISPR-Cas9 yöntemini ele alan dosyamızın iki unsuru var: İlki CRISPR-Cas9 tekniğinin ne olduğu, nasıl geliştirildiği ve potansiyel kullanımlarının neler olabileceği hakkında bilgi veren bir Bilim Kazanı söyleşisi. İkinci bölümde ise, farklı ülkelerden  ve farklı alanlardan biliminsanları, CRISPR-Cas9 ve genel olarak kalıtımsal sonuçları olacak gen düzenlemelerinin olası bireysel ve toplumsal faydalarını, risklerini, yaratacağı etik sorunları, yasal boyutlarını ve sınırlandırılması gereğini tartışıyorlar.