Ana sayfa 147. Sayı Çok yönlü bir bilim emekçisiydi

Çok yönlü bir bilim emekçisiydi

272
PAYLAŞ

Ergi Deniz Özsoy

Kenan’ın uzmanlık alanı dışındaki tüm üretimi, bilimin sosyal bir ürün olduğundan hareketle, bir yandan avam saf bilim algısını eleştiren, diğer yandan bilimin incelmiş diyalektiğini kullanarak bilgiyi uzman olmayan kesimlere ulaştıran çabalarının yansımalarıdır.

Bilim, laboratuvara kapanmış ya da saha gözlemlerinin insanı sağaltan, doğanın diğer varlıklarıyla iç içe geçmesine yarayan pratiğine kaptırmış çalışanlarının penceresinden bakıldığında, haklı olarak, gündelik hayatın bayağılığı ve hengamesinden uzakta ve aklın hükmünde bir eylem olarak gözükür. Ancak böylesi bir eylem olması, emekçileri bakımından bilimin çoğu kez saf, ilerlemeyi sağlayan ve toplumsal tarihsel çatışmaların dışında bir içerikle tanımlamasına ve bu tanımlamayı düstur bellemesine de yol açar. Böylece, atomun parçalanışını, atom bombası yapımını teşvik eden ve zorlayan tarihsel koşullardan bağımsız, yolu teknik bilinmezliklerle dolu bir projenin başarı öyküsü olarak kabul eden bir bilim anlayışı yaygınlaşmıştır. Melez mısırın oluşturulma öyküsü de atomun parçalanışına bakıştaki naifliğe benzeyen, uydurulmuş bir başarı öyküsü olarak karşımıza çıkar. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bununla birlikte, aksi örnekler, daha doğrusu aksi yönde çabalayan, bilimin de toplumsal ve tarihsel süreçlerden etkileneceği, onlardan etkilenip iktidar araçlarından biri olabileceği ve bu nedenlerden ötürü de saf bilimi yüceltmek yerine bilimsel yöntemi tüm beşeri açıklığıyla kavramanın esas olduğunu vurgulayan bir ters akım da uzun süredir var olmuştur.

İşte, ne yazık ki çok erken bir vakitte kaybettiğimiz sevgili Kenan Ateş de, bu ters akımın içinden gelen, genetik ve moleküler biyoloji donanımıyla, evrimsel biyolojinin devindirici gücünü de kullanan, hakiki bir bilim emekçisi idi. Kenan’ın uzmanlık alanı dışındaki tüm üretimi, bilimin sosyal bir ürün olduğundan hareketle, bir yandan avam saf bilim algısını eleştiren, diğer yandan bilimin incelmiş diyalektiğini kullanarak bilgiyi uzman olmayan kesimlere ulaştıran çabalarının yansımalarıdır.

Kenan ile ilk kez 2009’da Ankara’daki, sevgili Aykut Kence ile birlikte, Darwin yılı için ne tür etkinlikler yapabileceğimizi konuşmak üzere toplanmamız vesilesiyle karşılaşmıştık. Öncesinde, etkinlikler üzerine olan yoğun yazışmalarımız sonucunda bu buluşma gerçekleşmişti. Kenan’ın konuya olan samimi ve içeriği dolu ilgisi ile o yıl ve akabinde pek çok popüler bilim ve evrim etkinliğinde yer aldık.

Sevgili Kenan bilimin özgürleştirici yanına içtenlikle inanmakla birlikte, bilimin özellikle kendisinin ilgili bulunduğu genetik ve moleküler biyolojinin memleketimizde iyice ayyuka çıkmış indirgemeci bakışını bu yoldaki engellerden biri olarak da görüyordu ki bu noktada kendisiyle hemfikirdik. Aynı şekilde, evrimsel biyolojinin bağlamından çıkarılarak sosyal meselelere uygulanma kolaylığının baştan çıkarıcılığına karşı mücadele vermek de Kenan’ın özellikle altını çizdiği ve ortak olduğumuz bir başka yön idi. Nitekim Kenan’ın popüler yayıncılık tarihi de bu tür kolaycı yaklaşımların yarattığı sis perdesinin dağıtılmasına yardımcı olacak nitelikli eserlerin çevirisi ve basımıyla vakidir. Bilimin içini boşaltıp uydurukluk cenderesine taşımasıyla kişilik bulan “bilimsiliğin” hastalıklı ucu olan evrim karşıtlığına karşı mücadelesi de bu kapsam dahilindedir.

Bununla birlikte, sevgili Kenan’ın özellikle zikredilmesi gerektiğini düşündüğüm bir diğer akıl adamı olma özelliği, kendi mesleki eğitiminin içeriği ve sosyolojisinden kaynaklanan iki katlı bir engeli aşarak bulunduğu noktaya gelmiş olmasıdır: Kenan bir hekimdi aynı zamanda. Klasik hekimliğin insanı arıza çıkaran bir makine olarak tasavvur etmesi, hekimi de tanrısal müdahalenin aracı yahut çoğu durumda olduğu gibi bir tür ilah şeklinde mesleğin ortasına yerleştirmesinin yarattığı iki katlı bir akli engeli aşarak entelektüel var oluşunu gerçekleştirmek zorundaydı Kenan. Ve işinin aynası yaptıklarına baktığımızda, Kenan, hepimizin hemfikir olacağı gibi, bu var oluş noktasını çoktan geride bırakmış durumdaydı.

Mutedil ve muntazam kişisel özelliği ve tutkuyla bağlı olduğu sosyalizmin bir gün yaratacağı eşit ve mutlu ya da en azından kafası sükunetle dolu ve medeni insanların var olacağına olan inancı ile sevgili Kenan geride doldurulamaz bir boşluk bıraktı vakitsiz ayrılışıyla. İzi baki, tebessümü gözümüzün önünde olsun bu güzel insanın.