Ana sayfa 148. Sayı Akdeniz’den çıkarılan 1600 yıllık batık hazine

Akdeniz’den çıkarılan 1600 yıllık batık hazine

265
PAYLAŞ

Çeviren: Sevingül Bilgin

İsrail Antik Eserler Yetkililiği’nin (IAA) yaptığı açıklamaya göre, Akdeniz’in antik liman kentlerinden biri olan Caesarea’nın sularından bronz heykelcikler ve Roma imparatorlarının portrelerini taşıyan sikkelerin olduğu bir buluntu grubu çıkarıldı. Keşif, ülkede son 30 yılda deniz altından ortaya çıkarılan en büyük boyutlu eser topluluğu olarak kabul görüyor. İki dalgıcın tesadüf eseri rastladığı ticari geminin, Geç Roma Dönemi’nde battığı tahmin ediliyor.

Dalgıçların verdiği rapor üzerine harekete geçen IAA arkeologları, deniz yatağının büyük bir kısmını tarayarak; demir çapaları, sikkeleri ve bronz heykelcikleri gün ışığına çıkardı. IAA Sualtı Arkeolojisi Bölümünün yöneticisi Jacob Sharvit ve yardımcısı Dror Planer, “Kum sayesinde korunagelmişler. 1600 yıl önce değil de, dün dökülmüş kadar iyi durumda olan buluntular var” açıklamasını yapıyorlar.

Roma Güneş Tanrısı Sol’u betimleyen bronz kandil, Ay Tanrıçası Luna figürini, Afrikalı bir köle başı biçimindeki kandil, doğal büyüklükteki üç adet bronz heykele ait parçalar ve hayvan biçimli objeler eserlerden bazıları. Bunlara ek olarak mürettebatın içme sularını taşıdıkları geniş kaplara ait parçalar ile iki adet metal kitle bulunmuştur ki, kitleler aslında binlerce sikkeden oluşmaktadır ve taşındıkları kabın şeklini almışlardır.

Sharvit ve Planer’e göre, buluntular çok güzel olmalarının yanı sıra, tarihi önem de taşımaktadır. Sikkelerin üzerindeki portreler, Roma imparatorlarlarından Constantinus ile Licinius’u betimliyor olmalıdır. Licinius, Roma İmparatorluğu’nun doğusunu yönetirken, daha sonraları “Büyük” lakabını alıp (MS 324-337) Roma İmparatoru olan Constantinus ise erken yıllarında imparatorluğun batısını yönetiyordu (MS. 312-324). Roma İmparatorluğu içindeki Hıristiyanlara ibadet serbestisi sağlanması kararında Constantinus ile birlikte imzası olan Lucinius, rakibi olduğu Constantinus’a MS 324 yılında, günümüzün Üsküdar’ı olan Chrysopolis’te yenilmiştir.

Sharvit ve Planer, buluntuların deniz yatağında tespit edildiği noktalar ve dağılım şekline dayanarak, geminin geri dönüştürülecek metalleri taşıdığını düşünüyor. Heykellerin de gemiyle birlikte batmasının, geri dönüşüm işleminden kurtulmalarını sağladığını belirtiyorlar. Arkeologlara göre gemi, limanın girişindeyken bir fırtınaya yakalanmış ve kayalara çarpana dek sürüklenmiş olmalı. Geminin çapaları üzerinde daha önce yapılan bir araştırmaya göre, mürettebat sürüklenmeyi durdurmak için, kıyıya ulaşmadan önce çapaları atmış. Ancak kopmuş olmaları, geminin yakalandığı dalga ve rüzgârların gücünü kanıtlar nitelikte.

Geçen yıl yine Caesarea sularının derinliklerinde çok sayıda altın sikke ele geçirilmişti.

Yeni buluntular halen konservasyon işleminden geçerken, merak edenler altın sikkeleri Caesarea limanındaki “Zaman Yolculuğu” sergisinde görebilir