Ana sayfa 149. Sayı Kitapçı Rafı – 149

Kitapçı Rafı – 149

268
PAYLAŞ

Zihnin Gölgeleri

– Roger Penrose, 1994, İng. Çev. Barış Gönülşen, Alfa Yayınları, 2016, 588 s.

Penrose Zihnin Gölgeleri’nde yapay zekâya yönelik çok güçlü bir taarruz düzenliyor. Çalışmasında beynin bilinçli faaliyetinde hesaplamanın ötesinde bir şeyin olduğu ve bunun günümüz bilimiyle açıklanamayacağını savunan Penrose, bu tezini destekleyen olguları sunuyor ve tartışıyor. Modern bilim alanında derin bir yarık açmaktan çekinmiyor, Gödel’in teoreminin işaret ettiği sonuçlardan beynin mikrobiyolojisine dek birçok alanı inceleyerek bilinçli düşünmenin salt hesaplamayla yeteri kadar simüle edilemeyecek olan bileşenleri içermek zorunda olduğu fikrini temellendirmeye çalışıyor.

Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü ,

– Orhan Bursalı, Kırmızı Kedi Yayınları, 2016, 212 s.

Orhan Bursalı, 2015 Nobel Kimya Ödülü’ne değer görülen Aziz Sancar’ın Mardin’in Savur ilçesinden Stockholm’deki Nobel törenine uzanan yaşamını ve çalışmalarını anlatıyor. Kitapta laboratuvarlarda geçen bir ömrün ve bilimsel keşiflerin yanı sıra Aziz Sancar’ın kendi dünyasına da yakından bakılıyor, bu büyük bilim insanının tutkularına tanıklık ediliyor. “Nobel almak güzel ama ondan da güzel şey Nobel’i almaya giden yol ve yapılan keşiflerdir,” diyen Sancar’ın, futbol tutkusundan kanser tedavisinde açtığı yeni kapılara, altı şişe birayla eve kapanmasından en çok etkilendiği Nobel tebrikine, ailesinden çalışma arkadaşlarına kadar, Nobelli bir bilim insanı olarak portresi sunuluyor.

İnsan Beyninin Gizemi

– Sam Kean, 2014, İng. Çev. Berna Kılınçer, Kolektif Kitap, 2016, 392 s.

Bilim yazarı Sam Kean, vaka raporları ve bilimsel çalışmalar ışığında sürükleyici bir beyin araştırmaları tarihi sunuyor. Sinirbilimin son dört yüzyıldaki gelişimini, insan beyninin gizemli ve tuhaf hastalıkları üzerinden aktarırken beyin ve sinir sistemine dair bilinmeyenleri gözler önüne seriyor. Bu kitapta, kokuların gürültü çıkarıp dokuların renkler saçtığı ilginç hikayeler var. Hafızalarını kaybettikleri için sevdiklerini bile tanıyamayan insanların, farkında olmadan aslında nasıl “hatırlayabildikleri” gösteriliyor.

Türkiye’nin Anayasa Gündemi

– 27 Uzman 66 Soru-Yanıt, Der. İbrahim Ö. Kaboğlu, İletişim Yayınları, 2016, 296 s.

TBMM’deki farklı siyasal çoğunlukların sürekli değiştirdiği ve gözden geçirdiği 1982 Anayasası, yürürlükte kaldığı sürece herkes için “bağlayıcı ve üstün” hukuk normu. Ne var ki, özellikle Ağustos 2014’te cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte “fiili durum” kavramı sıkça kullanılmaya başladı. Oysa bir hukuk devletinde sadece hukuki durum (de jure), anayasal düzen ile örtüşür; anayasa dışı uygulamalar (de facto) kabul edilemez. Bu ortak yapıt, de jure ve de facto ayrımı çerçevesinde yayılan bilgi kirliliği eşliğinde, siyasal rejimler üzerine toplumda yaratılmak istenen algı operasyonu karşısında uzmanların, “anayasa kamuoyu”nu doğru ve gerçek bilgiye yönlendirme çabası…

Başka Bir Özgürlük

– Bir Fikrin Alternatif Tarihi, Svetlana Boym, 2012, İng. Çev. Cemal Yardımcı, Metis Kitap, 2016, 435 s.

Svetlana Boym, kullanıla kullanıla içi boşalmış, klişeleşmiş bir kelime olma tehlikesiyle karşı karşıya olan özgürlük kavramına yeni bir içerik kazandırmayı amaçlıyor Başka Bir Özgürlük’te. Adını Puşkin’in bir şiirinden alan kitap, Aiskhylos ve Euripides, Tocqueville ve Dostoyevski, Berlin ve Ahmatova, Kafka ve Kierkegaard, Heidegger ve Arendt dahil birçok yazar ve düşünürün özgürlük hakkındaki görüş ve tavırlarını özgün bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Özgürlüğün kutsallıkla ilişkisi, özgürlük ile özgürleşme arasındaki fark, totaliter rejimlerde baskı ve sansür, “kötülüğün sıradanlığı”, özgürlüğün vatansızlığı, aşkta özgürlük, en katı hapis koşullarında bireysel muhakeme ve hayal gücü gibi konuların ele alındığı kapsamlı bir eser.

Uygarlığı Yeniden Nasıl Kurarız?

– Lewis Dartnell, 2014, Çev. Özgür Bircan, Koç Üniveristesi Yayınları, 2016, 274 s.

Gelişmiş teknolojik bir uygarlığı sıfırdan yeniden kurmanız gerekse ne yapardınız? Uygarlık yarın çökse, örneğin korkunç bir hızla yayılan salgın bir hastalık ya da bir meteor çarpması veya nükleer savaş sonrasında bildiğiniz dünyanın sonu gelse… Kıyamet sonrası bir dünyayı anlatan sayısız roman ve film, kıt kaynaklar için verilen şiddetli bir savaş ortamı resmeder genelde. University of Kent’te astrobiyoloji ve Mars’ta mikrobiyal yaşam üzerine çalışmalar yapan Lewis Dartnell daha iyimser bir yaklaşımla farklı bir kıyamet sonrası dünya senaryosuna odaklanıyor: Hayatta kalan grupların derhal kendilerine yetmek zorunda kalmayacağı, el altındaki kaynakların ilk anda sınırsız gibi göründüğü ancak bir noktada her şeye yeniden başlamanın kaçınılmaz olduğu bir dünyada hayatta kalanların karşılaşacağı en temel sorunu, yani bilginin insanlığın geneline dağılmış olmasını, temel alarak bir yeniden başlama kılavuzu öneriyor. Olmazsa olmaz pratik bilgilerinden başlayarak barınak, yiyecek, tarım, yakıt, ilaç, enerji, kimya, tıp, ulaşım, iletişim, sanayi, zaman ve yer tayini gibi hayati önemde pek çok alana ait temel bilgileri tek bir kitapta topluyor.

Bolşevikler İktidarda

– Petrograd’ da Sovyet Yönetiminin İlk Yılı, Der. Alexander Rabinowitch, 2007, İng. Çev. Can Saday, Hakkı Başgüney, Nihan Elmas, Yordam Kitap, 2016, 464 s.

Bolşevikler İktidarda, Alexander Rabinowitch’in kapsamlı ve başarılı bir 1917 Sovyet Devrimi incelemesi olarak görülen üçlemesinin son kitabı. Rabinowitch, bu kez, 1991 sonrası erişime açılan yeni arşivlerden de faydalanarak, Sovyet iktidarının ilk yılına odaklanıyor. Kitapta, muzaffer bir devrimin muktedir bir devlete, “isyancıların yöneticilere” dönüşme sürecine; geri adım ve ileri hamleleri, zafer duyguları ve yenilgi kaygıları, ittifakları ve ayrışmaları, kısacası tüm coşku ve gerilimleriyle tanıklık ediliyor. Sosyalist iktidarın Birinci Dünya Savaşı, açlık, işsizlik, karşı-devrimci komplolar tarafından kuşatılmışlık duygusu içinde hayatta kalma çabasını anlatan kitap, “devrimin çocukları” arasındaki ayrışmalara da yakından bakıyor.

Kriptografiye Giriş

– Şifreleme Teorisi, Erkan Afacan, Epos Yayınları, 2016, 112 s.

Bu kitabın amacı kriptografinin yani şifreleme biliminin akademi koridorlarındaki ciddiyetinden bir şey kaybetmeden akademi dışındaki ilgili kitleye de ulaşmasına katkıda bulunmak. Kitap aynı zamanda ortalamanın üstünde matematik bilen okura şifreleme biliminin sırlarını açma niyetinde, çünkü yazara göre “modern dünyada kriptografinin sırları hayatın sırlarıdır”. Erkan Afacan kriptografi konusunun belirli üniversitelere, belirli enstitü ya da fakültelere, belirli bölümlere, belirli meslek gruplarına tahsis edilemeyecek kadar önemli ve tüm toplum kesimlerine mal edilmesi gerektiğini düşünüyor ve kitabıyla da bu doğrultuda bir girişimde bulunmayı amaçlıyor.

Bilginin Dinselleştirilmesi

– Yeni Ümit Dergisi Örneği, Deniz Ali Gür, NotaBene Yayınları, 2016, 216 s. 

Neoliberalizmin İslâmcı ve muhafazakâr ideolojilerle uyumu, AKP’nin iktidara geldiği 2000’li yıllardan itibaren gerek akademik gerekse siyasal platformlarda sıklıkla tartışılan bir konu oldu. Bu eserde ise konunun görece az tartışılan bir boyutu olarak İslâmcılığın bilgi ve bilim anlayışı, Gülen cemaati tarafından çıkarılan Yeni Ümit dergisi üzerinden ele alınıyor. Deniz Ali Gür, İslâmcıların arasındaki ideolojik tartışmalarla yetinmeyip dünya ve Türkiye ölçeğindeki ekonomik, sosyal ve siyasal süreçleri ve İslâmcılığın etkileşime girdiği neoliberal ve postmodern yaklaşımları da ele alıyor ve günümüz İslâmcılığının bunlarla uyumunun konjonktürel değil yapısal olduğunu savunuyor. “Seçmeci-uyarlamacı yaklaşım”a dayanan ve postmodern bir proje olan Bilginin İslâmîleştirilmesi’nin yanı sıra “muhafazakâr yaklaşım”a dayanan İslâmcı yorumları da hesaba katıyor.