Ana sayfa 149. Sayı Tatillik mi emin değiliz ama, konumuz ‘oyun’

Tatillik mi emin değiliz ama, konumuz ‘oyun’

210
PAYLAŞ

Sıcak yaz aylarında genel olarak okuma oranı düşer. İnsanlar biraz gevşerler, yorucu bir sezonun ardından dinlenmek, yeniden güç toplamak isterler. Tatil yapma, izin alıp memlekete gitme zamanı gelmiştir. Aslına bakarsanız, çalışan insanların boş vakit veya kendilerine ayırabilecekleri bir vakit yaratma olanağı buldukları yaz aylarında okumaya daha fazla zaman ayırabilecekleri düşünülebilir, ama ülkemizde böyle olmuyor. Özellikle okuması ekstra emek vermeyi gerektiren bizimki gibi dergiler için. Bu nedenle dergiler daha rahat okunabilen, daha neşeli konulara yönelirler bu aylarda.

Biz de öyle yapmak istedik, ama becerebildik mi, orası şüpheli… Kapak dosyamız: Oyun. Konu neşeli, yaz aylarına uygun. Ama huylu huyundan vazgeçmez derler ya, biz yine çeşitli boyutlarıyla ve derinlemesine işledik konuyu. Yani hamakta sallanırken veya kumsalda güneşlenirken okuyabileceğiniz bir dergi çıkarmayı beceremedik yine. Yine altını çize çize okumanız, düşünmeniz, tartışmanız, hatta yan okumalar yapmanız gerekecek galiba.

Elinizdeki derginin kapak dosyası aylar öncesi başlayan bir çalışmanın sonucu. 23-26 Nisan tarihleri arasında Şirince’deki Matematik Köyü’nde düzenlenen Logos Seminerine dayanıyor. O seminerin konusu da “Oyun”du. Bilim ve Gelecek’in kapak dosyası bu seminerde yapılan bazı sunuşların dergimiz için hazırlanmış versiyonlarından oluşuyor. Dosyayı kotaran arkadaşımız Yusuf Can Semerci, aynı zamanda Logos seminerinin de düzenleyicilerinden.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Elif Kanca, konuya antropolojik açıdan yaklaşıyor, oyun kavramını tarihsel örnekler üzerinden tartışıyor. TOBB ETÜ Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Münire Özlem Çevik daha da gerilere gidiyor ve “hangi hayvanlar oyun oynar?” sorusundan hareketle oyun-beyin gelişimi ilişkisine giriyor. Konunun sinirbilimsel boyutuna yoğunlaşan Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Barış Korkmaz, oyun-beyin ilişkisine yoğunlaşarak oyunun neden vazgeçilmez olduğunu açıklıyor. Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Emin Erkan Korkmaz ise oyun oynayan yapay zeka sistemlerinden söz ederek “Yapay zekâ nasıl oyun oynuyor, insanı nasıl yeniyor?” sorusunu yanıtlıyor. İÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Serap Yüzgüller Arsal, Yaşlı Pieter Bruegel’in ünlü “Çocuk Oyunları” tablosunun analizini yaparak oyun kavramını irdeliyor.

Görüldüğü gibi konumuz insan, hayvan ve makinenin neden ve nasıl oyun oynadığı. Bizce çok ilginç, oldukça neşeli, ama aynı zamanda ağır bir konu. Ne diyelim, iyi tatiller, iyi dinlenmeler ve iyi okumalar…

***

Bu sayının diğer yazılarını da ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz. Utku Perktaş’ın kuşların evrimini ele alan makalesi dinozorların tamamen yok olmadığını kanıtlıyor. Hakan Sert, son dönemin moda konusu karanlık maddenin aydınlık ve karanlık yönlerini yazmış. Arkeolog Heval Bozbay ise Göbekli Tepe’yi kim, nerede, ne zaman, nasıl ve neden yaptı sorularına yanıt arıyor.

Geçtiğimiz Haziran ayını şenlendiren liseli kardeşlerimizin güzelim isyanına değinmeden olmazdı. Hasan Selçuk Turan, sırtlarını karanlığa yüzlerini aydınlık geleceğe dönen liselileri yazıyor. Bir diğer ilgi çekici yazı da Volkan Ağır’ın “bizim mahallenin ilk 11’i”ni seçtiği makalesi. Futbol tutkunlarının Avrupa Futbol Şampiyonasını izlediği şu günlerde iyi gider diye düşündük.

Sonuç olarak okurlarımızın farklı ilgi alanlarını doyurabilecek zengin içerikli bir sayı çıkardığımızı sanıyoruz. Bizim “yaz sayımız” da böyle.

Dostlukla kalın…