Ana sayfa Antropoloji Beynimizin büyüklüğünü yemek pişirmeyi keşfetmeye mi borçluyuz?

Beynimizin büyüklüğünü yemek pişirmeyi keşfetmeye mi borçluyuz?

99
PAYLAŞ

İnsanlarda olduğu gibi insan olmayan primatlardaki aynı miktarda benzer dolgular ve nöronlar, karmaşık planlama, karar verme ve soyut düşünme gibi yetileri aynı oranda düzenlemek için beynin prefrontal bölgesini belirleyici yapmaktadır.

Vanderbilt Üniversitesi’nde sinirbilimci olan Suzana Herculano-Houzel “İnsanların, insan beyninin olağanüstü olduğu fikrini bir kenara bırakması gerekir” diyor. “Beynimiz temelde bir primat beynidir. En büyük primat beyni olduğundan ayırt edici bir özelliğe sahiptir: Herhangi bir primatın sahip olabileceği en yüksek miktarda kortikal nörona sahiptir. Kıyaslandığında goriller ve orangutanlar 9 milyar, şempanzeler 6-7 milyar kortikal nörona sahipken insanlar 16 milyar kortikal nörona sahiptir. Oldukça dikkat çekici bir durum, fakat olağanüstü değil.”

Herculano-Houzel  The Human Advantage: A New Understanding of How Our Brain Became Remarkable (MIT Press: Mart 2016) isimli bilimsel kitabında, insan beyninin nasıl büyüdüğünü, daha sonra bizimkilerden daha büyük bedenlere sahip olan goril ve orangutan beyinlerden nasıl daha büyük olduğunu açıklamaktadır. Cevabı oldukça basit: Yemek pişirmeyi keşfetmeleri.

Herculano-Houzel, yemek pişirmenin diğer primatların beyin hacmini sınırlayan enerji engelini aşmada insana olanak sağladığını söylüyor. Son çalışmasında, her nasıl olduysa insan beyni daha çok büyüdüğünde bile primat beyinlerinin, prefrontal korteksin büyüklüğü de dahil olmak üzere, temel yapılarını koruduklarını keşfetti. Primat beyinlerindeki prefrontal bölgenin göreceli büyüklüğünün karşılaştırması, Herculano-Houzel ve doktora sonrası öğrencisi Mariana Gabi tarafından geçtiğimiz günlerde Proceedings of the National Academy of Sciences’ta çevrimiçi olarak yayımlanan “Primat ve İnsan Evriminde Prefrontal Nöronların Sayısının Bağıl Artışı” isimli makalesinde açıklanıyor.

Araştırmacılar, farklı boyutlardaki insan olmayan yedi primat türüne -domuz kuyruklu ve yengeç yiyen makaklar, babun, marmoset, galago, baykuş maymunu ve kapuçinler- ait beyinlerle insan beynini karşılaştırdı. Hem insan olan hem de insan olmayan primatların korteks prefrontal bölgeye ait nöronlarının yaklaşık yüzde 8’ini kullanmakta olduklarını keşfettiler. Buna ek olarak, insana ait prefrontal gri ve beyaz madde hacimlerinin, diğer primatlarla kıyaslandığında beyaz maddedeki diğer hücrelerin ve nöronların sayı hacimleriyle beklendiği gibi benzer olduğunu da buldular.

Yemek pişirmek, diğer primatların beyin hacmini sınırlayan bir enerji bariyerini aşmada bizlere olanak sağlamaktadır. Herculano-Houzel “Büyük beyinlerimiz çok pahalıya mal olmaktadır. Vücudumuzun her gün ihtiyaç duyduğu enerjinin yüzde 25’ini kullanırlar” diyor. “Yemek pişirmek, diğer primatların beyin hacmini sınırlayan bir enerji bariyerini aşmada bizlere olanak sağlamaktadır.”

Gorillerin durumunu ele alalım. Bedenlerini ve beyinlerini beslemek için her gün en az sekiz saatlerini yemek yemek ve toplayıcılıkla uğraşmak için harcamak zorundalar. İnsan beyni, goril beyninden üç kat daha büyüktür. Bir goril,  insan beyni hacmindeki bir beyne sahip olsa bir güne bir buçuk saat ilave edilerek elde edilen bir zamanı yiyecek bulmaya harcamak zorunda olacaktır. Bu sebeple, bir goril için daha büyük bir beyni beslemeye bir gün dahi yeterli olmayacaktır. Aynı şekilde, biz insanlar diğer primatlar gibi yemek yemiş olsaydık, her gün günümüzün dokuz buçuk saatini yemek yemek için harcıyor olacaktık.

Yemek pişirmek burada devreye giriyor. Herculano-Houzel “Yemek pişirmekle, yemek hazırlamanın kesme, parçalama, küp küp doğrama olmak üzere her türünü kastediyorum” diyor. “Bir havucu ele alalım. Eğer bunu çiğ yerseniz, 10 ila 15 dakika içerisinde çiğneyerek yersiniz ve sindirim sisteminiz kalorinin sadece yaklaşık üçte birini elde edecektir. Fakat, bu havucu doğrar ve birkaç dakika pişirseniz, sadece birkaç dakika içinde onu tüketirsiniz ve bedeniniz kalorinin yüzde yüzünü elde eder.”

Herculano-Houzel’in berlittiği gibi yemek pişirmenin kökeni, ilk taş aletlerin gelişmesiyle birlikte yaklaşık 2,5 milyon yıl öncesine uzanmaktadır. Diğer hususların yanı sıra bu taş aletler, atalarımıza yemeklerini dilimlemeye, doğramaya ve püre yapmaya olanak sağlayan ilk insan yapımı yemek aletleriydi. Ateşin kontrol altına alınmasına dair kanıt yaklaşık 400.000 yıl öncesine dayanmaktadır.

Herculano-Houzel “Bu ilk taş aletleri yapanlar, gorillerle aynı hacimde beyinlere sahipti. Fakat yaklaşık 1,8 milyon öncesinden başlayarak atalarımızın beyinleri sonraki 1,5 milyon yılda giderek büyümeye başladı ve yaklaşık üç katına ulaştı” diyor.

“Şimdilerde yemek pişirmek için bir şeyler almanın, gözlemlenen ilk elden bilgileri aşarak yeni bilgiler üretmek ve kendimizi incelemek için sadece bizim türümüzün meydana getirmiş olduğu büyük beyinleri bize bağışlayan bir tür dönüşüm teknolojisi olması şaşırtıcıdır; gözlük, implant ve cerrahi yoluyla doğal seleksiyon oranını değiştirmek, çevrenin yoğun şartlarını düzenlemek (daha iyi veya daha kötü) ve yaşanması imkânsız olan yerlerde yaşam kurmak için de bu durum geçerlidir.”

Gertrude Conaway Vanderbilt’den psikoloji profesörü Jon Kaas ile Rio De Janeiro Federal Üniversitesi’nden Kleber Neves, Carolinne Masseron, Pedro Ribeiro, Lissa Ventura-Antunes, Laila Torres ve Bruno Mota makalenin ortak yazarlarıdır.

 

Çeviren: Bünyamin Tan

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniv. Klasik Türk Edebiyatı YL

 

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2016/08/160810143716.htm