Ana sayfa 152. Sayı Kitapçı Rafı – 152

Kitapçı Rafı – 152

199
PAYLAŞ

Hayvan Olmak

– Hayvan Olmak, Charles Foster, Çev. Ece Bulut, Kolektif Kitap, 2016, 238 s. 95

Dünyayı paylaştığımız hatta yeryüzünde onlardan sonra var olduğumuz hayvanların yerinde olmayı hiç düşündünüz mü? Hayvan Olmak kitabı, bunu gerçekten deneyimlemek mümkün müdür sorusuna yanıt arayan bir çabanın ürünü. Doğabilimci Charles Foster kitabını dört element çevresinde şekillendirmiş ve her elementi bir hayvanla temsil etmiş. Toprak (yeraltı tünelleri açan porsuk ve toprağın üzerinde adımlayan alageyik), ateş (ışıltılı şehir tilkisi), su (susamuru) ve hava (geceleri yükselen termal hava akımlarında spiraller çizerek kanatları üzerinde uyuyan ve çok nadir yere inen ebabil). Yazar ilk olarak fizyolojik araştırmalar yaparak bu hayvanlarla ilgili laboratuvar deneylerinden elde edilen bilgileri keşfetmiş. Onların dünyasına girmeye çalışmış. Porsuk olduğunda bir çukur kazıp solucanlarla beslenirken, susamuru olduğunda dişleriyle balık yakalamaya çalışmış. Yazar bu deneyimleriyle insanın yitirdiği vahşiliği ya da inkâr ettiğimiz vahşiliğimizin hikâyesini anlatıyor

Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi

– Joseph Mazur, Çev. Barış Gönülşen, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2016, 376 s.

Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi’ nde matematik üzerine popüler çalışmalarıyla tanınan yazar Joseph Mazur matematiksel notasyon sisteminin gelişiminin ardındaki hikâyeyi anlatıyor. “Semboller var olmadan önce matematikçiler ne yapıyordu? Matematik günümüzdeki şekline nasıl evrildi?” gibi soruların cevaplandığı kitapta ayrıca sembollerin ilk kez nasıl kullanıldığını, zaman içinde sembollerin nasıl değişim geçirdiğini ve yazılı matematiğin sembol öncesi ve sonrası dönemde nasıl uygulandığı ayrıntılarıyla açıklanıyor. Matematik tarihinin labirentlerinde dolaşarak farklı kültürlerde rakamların kökenini araştıran Mazur geçtiğimiz iki yüzyıl içinde tarihçilerin bu konuda yaşadıkları anlaşmazlıklara da değiniyor.

Belleğin Peşinde

– Yeni Bir Zihnin Doğuşu, Eric R. Kandel, Çev. Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, 2016, 589 s.

Nobel ödüllü bilimci Eric R. Kandel Belleğin Peşinde’de, zihinbiliminin tarihi ile belleği anlama konusundaki bireysel merakının öyküsünü birleştiriyor. Bilişsel psikoloji, sinirbilimi ve moleküler biyolojiyi bir araya getiren zihinbilimi, farklı ülkelerden bilimcilerin sordukları sorular ve attıkları adımlarla şekillenmiş yeni ve güçlü bir bilim dalı. Belleğin beyindeki nöron devrelerine nasıl işlendiğini ortaya koyarak zihinbilimi alanında çığır açan Kandel, çalışmalarına ilham veren ve onu yönlendiren biliminsanlarının çalışmalarını anlatısına katarak 20. yüzyılın zihin araştırmalarının geniş bir özetini de sunuyor. Anılar ile tarihi, modern biyoloji ile davranış araştırmalarını işleyen Belleğin Peşinde, Kandel’in Nazi işgali altındaki Viyana’da geçen çocukluk günlerinden başlayıp, 20. yüzyılın önde gelen bilimcileriyle birlikte başardığı keşiflere yol alıyor.

Mekân Yaratmak

Jennifer M. Groh, Çev. Gürol Koca, Metis Kitap, 2016, 232 s.

Etten kemikten varlıklar olarak hepimiz uzayda bir yer işgal ederiz. Dahası, farkında olsak da olmasak da, içinde bulunduğumuz mekânı birçok yönüyle zihnimize kaydeder ve hareketlerimizi ona göre ayarlarız. Nesnelerin yerini belirleme, sınırlarını algılayarak onları birbirinden ayırt etme, mesafe ölçme, kendi konumumuzun farkına varma bunlar hep mekân algımızla ilgili vazgeçilmez becerilerdir. Peki beyin bunları nasıl yapar?
Jennifer Groh, beynin mekân algısıyla ilgili mekanizmalarının ne kadar incelikli olduğunu, en basit bir tespitin bile mikroskobik ölçekte ne kadar karmaşık faaliyetler içerdiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca mekân algısının beynin çok farklı işlevleriyle nasıl iç içe geçtiğini; görme, işitme ve dokunma duyularının yanı sıra belleğin ve farkındalığın mekân algısıyla ilişkisini ilginç ve yaratıcı deneyler aracılığıyla açıklıyor.

Güçlü Titreşimler – Müziğin Fiziği

– Barry Parker, Çev. Cenk Güray-Mahmut Sözer, TÜBİTAK, 2016, 321 s.

Klavyenin tınısı piyanonunkinden neden farklıdır? Hatta bir piyanodaki orta Do ile bir akort çatalındaki, bir trombondaki veya bir flütteki orta Do birbirlerinden neden farklıdır? Güçlü Titreşimler, Müziğin Fiziği’nde anlaşılmaz fizik kuramları ve matematiksel ifadelerle yazılmış bir metin değil, günlük yaşamdan örneklerle müziğin her yönüne değinen bir fizikçinin sohbeti niteliğinde. Ses ve ses dalgaları, müziğin yapıtaşları, çalgılar, yeni teknolojiler ve akustik olarak dört ana başlık altında yazılmış. Prof. Barry Parker, müzik tarihini, müzik türlerini, ses dizileri kuramlarını, kompozisyon ve doğaçlama tekniklerini, salon ve stüdyo akustiğini, müzik kayıt ve üretim tekniklerini ve piyano çalmayı bilen bir fizikçi. 24’ten fazla kitabı olan Prof. Barry Parker 30 yılı aşkın süredir Idaho Devlet Üniversitesi’nde fizik ve astronomi öğretiyor.

Göbekli Tepe

– Karl W. Luckert, Çev. Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, 2016, 420 s.

Göbekli Tepe kazıları bugüne dek bilinmeyen “neolitik devrim”in dinsel yapısını ortaya çıkardı. Bu kült neredeyse 12.000 yıl önce Bereketli Hilal’in, yani Mezopotamya’nın kuzeyinde, avcışamanlar, çakmaktaşı madencileri ve silah-yapıcıların rahiplerince kurulmuştur. Silah yapımındaki bu ilerleme sayesinde geçici bir süreliğine de olsa yiyecek bollaştı; avcı sayısı arttı ve av hayvanları sayısı da azaldı. Hayvan sayısındaki bu azalmanın önüne geçmek için hayatın yeniden üretiminde uzmanlaşmış bir rahip kültü gelişti. Bu rahip sınıfının bitkiler ve hayvanlar üzerinde kontrol kurulabileceği yönündeki akıl yürütmesi sonucunda evcilleştirme çok teşvik edildi; bunun sonucunda oluşan “aşırı-evcilleştirme” durumu da uygarlığımızın ilk basamağını oluşturdu. Karl W. Luckert sadece Göbeklitepe’nin sembollerinin ne anlama geldiklerini, mimari yapıyı anlatmıyor; neolitik çağ insanının araç ve gereçlerini, yaşam eğilimlerini, gizemlerini, din anlayışlarını, avcı toplumunun davranış biçimlerini irdeleyerek bir insanlık tarihi çalışması sunuyor.

Bilim ve Teknoloji Araştırmaları Yaklaşımı: Temeller

– Bilim ve Teknoloji Araştırmaları Yaklaşımı: Temeller, Sergio Sismondo, Çev. Serkan Sağyan-Ümit Tatlıcan, Epos Yayınları, 2016, 313 s.

Bilim ve Teknoloji Araştırmaları kitabında, Sergio Sismondo, temel olarak iki soruya cevap veriyor: “Bilimsel bilgi ile teknolojik sistemler arasındaki ilişki nedir ve nasıl işler?” ve “Bilimsel bilgi, teknolojik sistemler ve toplum arasındaki ilişki nedir ve nasıl işler?” Sismondo bu sorulara cevap verirken sosyal bilimler ile felsefi “ilgileri” bir araya getiriyor.

Bilim ve teknoloji araştırmaları yaklaşımı, Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da hızla yerleşen disiplinlerarası dinamik bir çalışma alanını tanımlamaktadır. Sismondo’nun kitabı -tarih, felsefe, sosyoloji, antropoloji, tıp disiplini ve teknoloji dahil- bilim kıtalarıyla ilişkili süreçler ve sonuçlar üzerine araştırmaları içeren bir bütün olma özelliğinde. Disiplinlerarası ilgileri kapsayan bu kitap, bilim ve teknoloji araştırmaları üzerine temel bakışlar ve modern dünyaya özgü bilgiler veriyor.

Politik Aklın Eleştirisi

– Foucault’nun Modern Yönetimsellik Çözümlemesi, Thomas Lemke, Çev. Özge Karlık, Phoenix, 2016, 576 s.

Michel Foucault’nun bugün büyük ölçüde Türkçede de yayımlanmış olan Collège de France derslerinde geliştirdiği yönetimsellik çözümlemesi, “modern devletin soybilimi” ile “modern öznenin soybilimi” arasındaki dahili bağa işaret eder. Böylelikle Foucault, “biyopolitika” ve “ırkçılık”, “özgürlük” ve “güvenlik”, “sosyal devlet hizmetlerinin çözülmesi” ve “kendi kendine yeterlilik” ve “kendilik kaygısı” eğilimlerinin giderek artması arasındaki yakın ilişkileri serimlemeyi başarır. Nitekim neoliberalizm yeni bir toplumsalın yanında yeni bir (“otonom”) öznellik de icat eden bir politik rasyonelliktir. Neoliberalizmde ekonomik refah ve kişilerin esenliği birbiriyle birleşirken, yalnızca bireysel beden değil, politik bir beden olarak devlet de “ince” ve “formda” olmak zorundadır. Thomas Lemke’nin bu çalışması ilk yayımlanmasının ardından neredeyse 20 yıl geçmesine karşın bugün hâlâ Foucault’nun iktidar çözümlemesinin kapsayıcı olma özelliğini koruyor. Foucault’nun iktidar analizine bir giriş kitabı olma işlevi yanı sıra, Foucault’nun öğrencileri olan Daniel Defert, Giovanna Procacci, Jacques Donzelot gibi önemli isimlerin çalışmalarını da tartışmaya açan eser, düşünürün çalışmasının sosyal bilimsel araştırmalara ve sorgulamalara ne tür açılımlar getirebileceğini görünür hale getiriyor.

Eğitim ve Sosyoloji

– Emile Durkheim, Çev. Pelin Ergenekon, Pinhan Yayıncılık, 2016, 160 s.

Eğitim nedir? Hizmet ettiği amaç ve bu amacı belirleyen etkenler nelerdir? Pedagoji üzerine verdiği derslerin ve seminer notlarının bir derlemesini içeren bu kitapta Emile Durkheim, sosyolojik bir bakış açısıyla eğitime dair bu temel soruların cevaplarını arıyor. Durkheim’ın bu eseri, eğitmenler için, temel pedagojik meselelere ilişkin özgün ve güçlü bir kuram kazandırmayı hedefler. Sosyologlar içinse birey ve toplum arasındaki ilişkiler, bilim ve uygulama arasındaki ilişkiler, ahlakın ve kavramanın doğası gibi genel kavramların eğitim kavramıyla olan yadsınamaz ilişkilerini açıklığa kavuşturmayı hedefliyor.

Antik Avrupa Cilt 1

– Peter Bogucki , Pam J. Crabtree, Kalkedon, 2016, 426 s.

İki cilt halinde hazırlanan bu kitabın ilk cildi “Barbar Avrupa” olarak tanımlanan MÖ 8000 ile MS 1000 arasındaki dokuz bin yılı içeriyor. Başlangıç tarihi olarak, Avrupa’nın buzullardan kurtulması ve modern iklim koşullarının oluşumu alınırken, bitiş tarihi olarak da Hristiyanlığın Kuzey ve Doğu Avrupa geneline yayılması ve günümüzde de varlığını devam ettirmekte olan pek çok Avrupa devletinin kuruluşu tercih edilmiştir. Bu dokuz bin yıl içinde Avrupa toplum ve toplulukları son derece çarpıcı dönüşümler geçirmiştir. Atlantik’ten Ural Dağları’na, Kuzey Cape’den Akdeniz adalarına kadar geniş bir coğrafi alan mercek altına alnırken, tarımın yayılması gibi Avrupa’da görülen kimi gelişmelerin kaynağını Yakındoğu’dan alması itibarıyla, bugün Türkiye olarak bilinen Anadolu coğrafyasının da belli bölümleri kapsama dahil edilmiş. MS 1000 dolaylarında Vikingler, Avrupa’nın ötesine geçerek sınırlarını Grönland ve Kuzey Amerika’ya kadar genişletirken, bundan birkaç yüzyıl öncesinde Vandallar Afrika’nın kuzey kıyısı boyunca göç etmiştir. Özetle Avrupa, tarihöncesi birkaç kıta ile temas halindedir. Avrupa’nın arkeolojik kaydının on bin yıl öncesinin de hayli gerisine uzandığını bilmek gerekmektedir. İlk insansılar ilk kez yaklaşık 1,7 milyon yıl önce Avrupa’nın hemen yakınlarında, Gürcistan’ın Dmanisi bölgesinde görülmüşlerdir.

Rojava Kürtlerin Zamanı

– Fehim Taştekin, İletişim Yayınları, 2016, 440 s.

Araştırmacı gazeteci Fehim Taştekin bu ikinci kitabında 2011’den beri süren Suriye vekalet savaşında savaşın gidişatının değişmesiyle önemli bir aktör haline gelen Suriyeli Kürtleri anlatıyor. PYD’nin örgütlediği Kürtler, Temmuz 2012’de kritik bir dönemde Suriye güçlerinin çekilmesiyle Kobani, Afrin ve Cezire bölgesinde kontrolü ele geçirdi. Askeri alanda organize edilen birlikler ve kadınlardan müteşekkil silahlı güçler bir yandan düzeni sağlarken diğer yandan Suriye yönetimini devirmeye yönelik çok boyutlu savaşı kendi şehirlerinden uzak tutmaya çalıştı. PYD farklı etnik ve dini kesimleri sürece katarak özerklik tesis etmeye koyuldu. Bunu yaparken rakip partileri dışlamak ve gücü tekeline almakla da suçlandı. Kürt hareketi, Rojava’da “demokratik özerklik” uygulamalarının yarattığı heyecan ve Selefi cihatçı gruplara karşı direnişin yol açtığı ilgi sayesinde uluslararası alanda meşruiyet zemini buldu. Fehim Taştekin bu dönemin, Kürtler ve diğer etnikmezhebi topluluklar arasındaki ilişkileri; Suriye, Türkiye, Irak ve İran’da bulunan Kürtlerin yaşanan süreçteki etkileşimlerini, farklı çizgilerdeki Kürt hareketleri arasındaki mücadeleleri, yine tarihsel bir örgüyle okuyucuya sunuyor.