Ana sayfa 153. Sayı Haklarımızın gasp edilmesine karşı direniş

Haklarımızın gasp edilmesine karşı direniş

220
PAYLAŞ

Bilim ve Gelecek dergisinin emekçilerine merhaba!

Öncelikle selamlarımızı iletiyor, çalışmalarınızda başarılar, kolaylıklar diliyoruz.

Edirne F Tipi’nin hücrelerinden direnen devrimci tutsaklar olarak yazıyoruz size. Yaşanan darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak gören ve fırsat bu fırsat diyen iktidar, kendinden olmayan her kesine pervasızca saldırıyor. “Dışarıda” zulüm böylesi katmerleşirken, dört duvar arasında neler yaşandığını tahmin etmek güç olmayacaktır.

Denilebilir ki, tüm haklarımız saldırı altındadır. Hatırlanır “Huzur Adası” deniyordu, darbe ile OHAL arasında sıkıştırılmış ülkemiz için. O “huzur adasının” hapishaneleri şimdi yangın yeridir, tam bir cendereye alınmış, sıkıştırıldıkça patlamak üzeredir. Yaşadığımız saldırı ve hak gasplarını bütünüyle anlatmak bir mektubun hacmini aşacağı gibi ayrıntılı yazdığımızda “engeller” ile karşılaşacağımız aşikârdır. Bu nedenle belli başlı olanları özetlemeye çalışacak olursak:

Sohbet hakkımız 9 yıldır tam anlamıyla uygulanmıyordu. OHAL, yoğunluk vb. bahanelerle neredeyse tamamen gasp edilmeye başlandı. Ölüm oruçlarında 122 can vererek kazandığımız, bedelleri bu kadar ağır ödenmiş bu hakkımızın gasp edilmesine karşı elbette seyirci kalmadık, kalmayacağız.

Kitap-dergi, devrimci-sol yayınlara ulaşma hakkımıza yönelik engellemeler, kısıtlamalar, aylarca geciktirmeler şeklindeki keyfiyet ve sansürcülük devam ediyor. Kitap okuma özgürlüğümüz bizim için hava ve su gibi vazgeçilmezdir. Okuma hakkımıza yönelik saldırı devrimci-sosyalist kimliğimize yönelmiş bir saldırıdır. Bu saldırıya karşı direnmek kadar haklı ve meşru başka ne olabilir ki?

Hasta tutsaklar tedavileri engellenerek, geciktirilerek, göz göre göre katledilmeye devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Bolu’da Rıza Yıldırım, Sincan’da Hasan Hayri Alp isimli arkadaşlarımız bu “sessiz imha” politikasıyla katledildiler. Şimdi de Silivri’de tutsak olan kanser hastası Mesude Pehlivan katledilmek isteniyor. Mesude sizin kardeşiniz, arkadaşınız, dostunuz olsaydı siz ne yapardınız, yavaş yavaş öldürülmesini seyreder miydiniz?

OHAL bahanesiyle önce haftalık telefon ve ziyaret hakkımız 2 haftada bire düşürüldü. Sonra ise aylık açık görüş hakkımız gasp edildi, hem de açık görüş haftasında kapalı ziyaret yapmamız da yasaklandı. Bu yasak ve hak gaspı, sadece “devlete karşı işlenen suçlar” için geçerli. Yani uyuşturucu satanlar, sapık-katiller, çocuk tecavüzcüleri, hırsızlık-gasp-yağma çeteleri vb. her ay açık ziyarete çıkarken devrimci-sol-siyasi davalardan tutsaklar iki ayda bir ziyarete çıkabilecek. Hrant’ı, Engin Çeber’i katledenler, Zirve yayınevindeki katliamı yapanlar “muteber” ayrıcalıklı mahkûmlardır.

Bu listeyi uzatmak mümkün fakat gereksizdir. Bu tabloda, direnmekten başka çare yoktur. Direnmek çaresizliği, boyun eğmeyi reddetmektir. Zulüm ve adaletsizlikler karşısında en onurlu duruş direniştir. Bizler Özgür Tutsaklar olarak 10 Temmuz’da yeni bir direnişe başladık. Bedeller pahasına direnmeye devam ediyoruz.

Duyarlı vicdanlı herkesi haklı ve onurlu bu direnişimizle dayanışmaya çağırıyoruz.

Selamlarımızla

Edirne F Tipi Özgür Tutsakları