Ana sayfa 154. Sayı Cerrahinin kanlı tarihi

Cerrahinin kanlı tarihi

237
PAYLAŞ

Nalân Mahsereci

Bağnazlıkla yan yana düşünemeyeceğiniz isimler vardır. Reggae müziğini Jamaika’dan çıkararak dünyaya armağan eden efsanevi isim Bob Marley de onlardan biri. Marley kendisine uygulanacak ve büyük olasılıkla hayatını kurtaracak olan operasyonu, Rastafaryan inancı nedeniyle reddederek, 36 gibi oldukça erken bir yaşta yaşamını kaybetti.

Tarihten cerrahi öyküleri derleyen Bıçak Altında kitabından, Marley’in ayak tırnağının altında başlayan ve ağrıya yol açarak çok erken bir evrede tespit edilen tümörün yayılmasının, o ayak parmağı kesilerek engellenebilecek olduğunu öğreniyoruz. Rastafaryan inancında, vücut bütünlüğünü korumak, ölümden sonra toprağın altına bütün olarak girmek esastır. Saçlarını da aynı nedenle kestirmezler; “rasta” olarak popülerleşen saç stili, aslında bu inancın gereklerinden biridir. Marley’in inancı ayak parmağının kesilmesine izin vermediğinden özel bir diyet ve holistik yaklaşımla kanseri tedavi ettiğini ileri süren bir şarlatanın kliniğinde tedavi almayı seçti. Ama “doğallıkla” kanserin bedenini ele geçirmesini engelleyemedi.

Marley şarkılarıyla, özgürlüğün, siyahların hakları için mücadele etmesinin çağrısını yaydı. Halkı tarafından kutsallık atfedilen Marley’in Rastafaryan inancı, Hıristiyanlık ve Museviliğin yanı sıra, Antik Mısır’ın inançlarını da bünyesinde eriterek “doğal” yaşamı savunan bir felsefeye dönüşmüştü. Marley örneği, yöneticilerin elinde, halkı sömürmenin ve egemenliklerini sürdürebilmenin bir aracına dönüşmüş dinlerden farklı gibi görünüyor olsa da, ezilenlerin elinde özgürlük mücadelesiyle birleşse de; her tür dinsel inancın akılla karşı karşıya geldiğinde, eninde sonunda bağnazlığa dönüşeceğine çarpıcı bir anekdot oluşturuyor.

Ünlü hastalar, tanınmış cerrahlar ve çarpıcı ameliyatlar

Kendisi de bir cerrah olan Arnold van de Laar’ın kitabı Bıçak Altında, Marley’inki gibi, cerrahinin bağlamına giren birçok öykü barındırıyor. Kitapta, suikastı sonrasında kurtarılmaya çalışılan Kennedy’den, gene bir suikastla boynuna giren kurşunlarla yaşamanın sıkıntılarını çeken Lenin’e; ayak bileği yerinden çıkan Pers Kralı Dairus’tan, dalağının alınması gereken İran’ın devrik şahı Rıza Pehlevi’ye; sekizinci doğumunu narkozla yapan Kraliçe Viktoria’dan, göğsüne sokulan bir törpüyle öldürülen İmparatoriçe Sisi’ye; Marie-Antoinette’nin, penis başının ereksiyon sırasında sıkışması ve sünnet derisinin daralmasından mustarip kocası 16. Louis’den, duru çocuk sesi yetişkinlikte bozulmasın diye hadım ettirilen Farinelli’ye; obezite kaynaklı sıkıntıları olan papalardan, yağlarından karın gerdirme ameliyatıyla kurtulmaya çalışan Romalı yöneticilerinkine dek, ünlü kişilerin hikâyelerini içeren 28 ameliyat türü anlatılıyor.

Örneklerden anlaşılacağı üzere, bu cerrahi tarihi katalogunda boy gösteren kişilerin çoğu yönetici sınıftan. Bu durum öykülerin ikinci kahramanlarını da belirliyor: Ameliyatları yapanlar, dönemlerinin en tanınmış hekimleri ya da cerrahları. Yazar kitaba olan ilgiyi arttırmak için özel olarak hedeflememişse, bunun, tarihsel kayıtların öznelerinin asıl olarak yönetenler olmasından kaynaklı olduğunu söyleyip geçebiliriz. Ama durumun yarattığı başka bir çarpıcı detaydan söz edelim: Çoğunlukla ölümün sınırında iş yaptıklarından hastalarına karşı sorumlulukları çok ağır olan cerrahlar, kimi “tarihi” ameliyatlarda, başarılı bir sonuca ulaşılmazsa cezalandırılacakları (hatta öldürülecekleri) tehdidinin baskısıyla da çalışmışlar. Örneğin 14. Louis kendisine danıştığında, henüz anal fistül ameliyatı deneyimi olmayan cerrah Charles-François Felix de Tassy, kraldan yarım yıl izin istemiş ve ancak 75 kişi üzerinde deneme yaptıktan sonra 14. Louis’i ameliyat etme cesaretini gösterebilmiş! Kralın ameliyatının başarılı olduğunu biliyoruz, 75 “sıradan” kişinin akıbeti hakkında ise ne yazık ki bilgi yok!

Cerrahın sorumluluğu, cerrahinin göreliliği

Van de Laar, cerrahların ameliyat kararı alırken, ameliyat sırasında ve sonrasında yüklendikleri sorumlulukları, dikkate aldıkları noktaları, karşı karşıya kaldıkları açmazları da kitabın ana izleklerinden yapıyor. “Elimden geleni ve doğru olanı yaptım mı?” sorgulamasının, cerrahların peşini hiç bırakmadığını söylüyor.

Örneğin elektif ve acil cerrahi ayrımı. Acil ameliyat, hastanın ya ameliyat olacağı ya da öleceği durumlarda söz konusu. Elektif ameliyatlar ise önceden planlanan ve gerçekleştirilmesi şart olmayan ameliyatlar. Acil ameliyatta risk, bir şey yapmamak durumundan küçükken; elektif ameliyatlarda bir şey yapmamaktan daha büyük. Bu risk, sadece ameliyat sırasında yaşanacakları değil, ameliyattan sonra oluşacak istenmeyen zararlı sonuçları da (komplikasyonları) içeriyor. Van de Laar, komplikasyonlar genelde sonradan ortaya çıktığından, cerrahın deyim yerindeyse “4D gözlüğü” takarak ameliyatı gerçekleştirmesi gerektiğini belirtiyor. Yani cerrah dediğin, zaman boyutunu da işin içine katarak, kesip ayırdığı, onardığı, diktiği, sardığı her şeyin bir saat, bir gün, bir hafta ya da bir ay sonra nasıl bir şekil alacağını tahmin edebilmeli!

Kısaca cerrahi olasılık hesaplarına dayanıyor; bu da onun göreli yanı. Yazarın kendisi gibi, örneğimizi görelilik kuramlarının yaratıcısından seçelim: Karın aort damarı genişlemesi yaşayan Einstein, hastalığının aldığı boyuta göre, bilinenler ışığında ortalama dokuz ay yaşayabilecekken, cerrahını da şaşırtarak yedi yıl daha yaşıyor!

Van de Laar tarihsel öykülere, insan anatomisine, ameliyat türlerine, yöntemlerine, müdahale tekniklerine, cerraha ve cerrahi aletlere dair ayrıntılı anlatımları yedirmiş durumda. Öykü kısmının teknik anlatımlardan daha cılız kaldığı bölümlerde, ilgiyi yitirmeden okumak kolay olmuyor. Ama kitabın geneli, eğer sayfalardan fışkıracak kanlardan irite olmuyor ve tarih okumaktan da hoşlanıyorsanız, okuduğunuza değecektir.

– Bıçak Altında -28 Ameliyatta Cerrahi Tarihi-, Arnold van de Laar, Hollandacadan çeviren: Erhan Gürer, Koç Üniv. Yay., Haziran 2016, 356 s.

PAYLAŞ
Önceki makaleEvrensel Kültür’ün ardından
Sonraki makaleMeyhaneden Baloza, İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e: Eğlence deyip geçmeyin…
Nalân Mahsereci
İÜ Eczacılık Fakültesi mezunu. Eczacı ve popüler bilim yayıncısı. Başta Bilim ve Ütopya ile Bilim ve Gelecek olmak üzere, #tarih, Roman Kahramanları, Papirüs, Aydınlık, Cumhuriyet Kitap Eki, Radikal Kitap Eki gibi dergilerde çok sayıda yazısı, söyleşisi ve çevirileri yayımlandı. "Savaş Emek Kitabı - Gel Ey Seher" adlı biyografik bir nehir söyleşi kitabı ve "Hayal Hızı Çetesi İnsanın Atasını Arıyor" adlı bir çocuk kitabı bulunuyor.