Ana sayfa 154. Sayı Kitapçı Rafı – 154

Kitapçı Rafı – 154

210
PAYLAŞ

Her Şeyin Anlamı

– Richard P. Feynman, Çev. Osman Çeviktay, Alfa Bilim, 2016,  79 s.

Dünyaca ünlü fizikçi Richard Feynman’ın Nisan 1963’de Seattle’da Washington Üniversitesinde verdiği üç konuşmayı içeren bu kitap, onun bir biliminsanı olarak, dünya sorunlarına dair görüşlerini içeriyor. Feynmann, bilimsel dünyaya olan bakış açısını, din, soğuk savaş ve politikaya uygulamış. Ayrıca Feynman, başkasının zihnindekini anlama, olasılık yasaları, istatistik, duanın iyileşme üzerindeki şüpheli etkisi ve insanlar arasındaki ilişkiler üzerinde de duruyor. Feynman basit mühendislik projelerinin yoksulluk belası üzerindeki çarpıcı etkilerini, yaratıcılığın bilimdeki yaşamsal rolünü, bilim ile din arasındaki çelişkileri, bilimsel gerçeğe ulaşmada şüphenin ve kesinsizliğin işlevini ve dürüst politikacıların niçin asla başarılı olamadıklarını açıklarken, yurttaş bir bilimadamı olarak konuşuyor.

Evren Nasıl Oluştu?

– Editör Halil Kırbıyık, ODTÜ Yayınları, 2016, 120 s.

Bu kitap, astronomi ve ona koşut bilimin tarih içindeki gelişimini, evren ve içinde bilinen veya bilinmeyenler hakkında bilgiler sunmayı; zamanın sıfır olduğu andan itibaren evrenin yaratılışı ve geleceğine dair fikirlerle okurun hayal gücünüzü zorlamayı hedefliyor. Kitaptaki bölüm başlıklarından bazıları şöyle: “Astronominin Tarihçesi”, “Evren ve Büyük Patlama”, “Önce Gökadalar mı Yoksa Yıldızlar mı Oluştu?”

Kuantum Dönemi

– Alfred Scharff Goldhaber, Robert P. Crease, Bilgi Üniv. Yayınları, 2016, 272 s.

Biri fizikçi ve diğeri felsefeci olan yazarlar sahip oldukları birikimler ve altı yılı aşkın zamandır birlikte verdikleri derslerden istifade ederek kuantumun, bilimsel bir teoriden toplumsal bir anlayışa giden yolunu ortaya çıkarmayı hedefliyor. Yazarlar, öğrencileri ile beraber, toplumsal tartışmalarda kuantum hakkında atılmış yanlış adımları, yanlış anlaşılmaları, üretilmiş mizahı ve anlamsızlıkları keşfetmeyi amaçlıyor. Yazarlar kuantum teorisinin bilgi, metafor, entelektüel alışveriş ve çağdaş dünya üzerindeki sonuçlarını açığa çıkarıp, kuantum dilini ve imgelerini anlamaya ve onun hatalı kullanımlarını göstermeyi amaçlıyor.

Zamanın Melodisi

– Pierre Cassou-Nogues, Kolektif Kitap, 2016, 248 s.

Zamanın Melodisi kayıp zamanı, çalıntı zamanı, öldürülen zamanı ve eylemsizliği el üstünde tutarak hak ettikleri değeri vermeye çalışırken, zaman öldürmenin çeşitli hallerini keşfe çıkarmayı hedefliyor: Melankoli, eğlence, başarısızlık, ağırdan almak, salınmak, sıkıntı, hayal kurmak, sigara tüttürmek…

Yazar Pierre Cassou-Nogues kitabını şöyle anlatmış: “Lakayt olmakla birlikte sorunsuz bir eylemsizlik olan oyalanmanın, kayıp zamanın modern hali olduğu sonucuna vardım. Burton, Pascal ve Baudelaire bu sebeple oyalanmıyordu. Onlar kayıp zamanın eski biçimlerini tasvir ediyordu. Melankoliye kapılmadan, Tanrı’nın varlığı üzerine bahse girmeden, can sıkıntısı çekmeden oyalanmak, bu eylemsizlikte kalmak için makinelerin dünyasında yaşamak ve dolayısıyla da kendini bu zamansallıktan koparmanın önemli olduğunu bilmek gerekir.”

Hayvanların Sessiz Dünyası

– Marian Stamp Dawkins, Çev. Füsun Baytok, Çikolata Kitap, 2016, 272 s.

Hayvan davranışları üzerine çalışan yazar bu kitabında, günümüzün önemli biyoloji konularından olan hayvanların zihin yapısını araştırmış. Hayvan davranışına ilişkin yeni bulgular, bazı türlerde daha ileri bilinç düzeyinin varlığına işaret ediyor. Yazar temel olarak şu soru yanıt arıyor: Hayvanlar bizler gibi düşünüp hissediyorlar mı?

Bilimsel Yöntem

– Hugh G. Gauch, Jr, Çev. İbrahim Yıldız, Dipnot Yayınları, 2016, 390 s.

Bilimsel Yöntem kitabı öğrenci odaklı olup, bilimsel yöntemin genel ilkelerinin anlaşılmasını sağlayarak üretkenliği arttırmayı ve doğa bilimleri ile beşeri bilimleri birbiriyle ilişkilendirerek bilimsel perspektifi güçlendirmeyi amaçlıyor. Yazara göre, gelecekte bilimsel keşiflerin ve teknolojik yeniliklerin büyük bölümü, uzmanlık tekniklerine vakıf olmuş ama aynı zamanda bilimsel yöntemin genel ilkelerini de özümsemiş araştırmacılar tarafından gerçekleştirilecektir. Bilim üzerine sağlam ve açık bir perspektife sahip olan bilginler de, bilimin ussallığı, beşeri bilimlerle olan ilişkisi, sahip olduğu güç ve sınırlılıklar ile kültür ve yaşamdaki rolleri üzerine en iyi düşünceleri üreteceklerdir.

Türkiye ve Sosyalizm Sorunları

­- Behice Boran, Yordam Kitap, 2016, 464 s.

Türkiye’nin en önemli Marksist düşünürlerinden olan Behice Boran’ın 1968’te ortaya çıkan bu yapıtı, dönemin en önemli sorunlarından sol mücadelede izlenmesi gereken stratejinin belirlenmesiydi. Behice Boran için bir stratejinin başarılı olabilmesinin en temel koşulu, işçi sınıfının (elbette daima türlü ittifaklar içeren) öncülüğüne dayanmasıydı. Bu kitap bu stratejiyi gerekçelendirmeye adanmış. 1968’in dünya koşullarını ve Türkiye’nin durumunu, hep ana gelişim çizgilerini gözeterek gözler önüne sermeyi hedefliyor.

Raul Castro

– Devrime Adanmış Bir Yaşam-, Nikolay S. Leonov, Çev. Celil Denktaş, Yazılama Yayınları, 2016, 420 s.

Halen Küba Devlet Başkanlığı görevini yürüten Raúl Castro’nun yaşamöyküsü, Küba Devrimi sürecinin, diktatörlük döneminden Moncada Kışlası baskınına, Granma’nın adaya ulaşmasından devrime, devrimden bugüne nasıl geldiğini yansıtmayı hedefliyor. Bu kitapta anlatılan ayrıntılar Raúl’ün kişiliğini ve devrim sürecinde nasıl bir rol oynadığını anlamak için okuyucuya veriler sunuyor.

Yeşil Paradoks

– Küresel Isınmaya Arz Yanlı Yaklaşım-, Hans-Werner Sinn, Çev. Mehmet Evren Dinçer, Koç Üniv. Yayınları, 2016, 217 s.

Münih Üniversitesi’nde ekonomi ve kamusal finans profesörü Hans-Werner Sinn’e göre, iklim değişikliği, dünyanın ısınması, artan enerji ihtiyacı daha fazla karbon salınımına neden oluyor. Bu gidişatı yavaşlatmak için dizel motor kullanımını, binaların yalıtımının güçlendirilmesini, güneş ve rüzgâr gibi yeşil enerjilerden daha çok faydalanılmasını teşvik eden politikalar üretiliyor. Ancak Sinn’e göre, küresel ısınmayı azaltmaya yönelik mevcut politikalar etkisiz. Biyoyakıt kullanımının teşvik edilmesi gibi bazı politikalarsa düpedüz zararlı. Yeşil Paradoks  bu noktada ortaya çıkıp, bu paradoksa farklı bir cevap vererek çözmeyi amaçlıyor.

Resim Nasıl Okunur?

– Patrick De Rynck, Çev. Nurdan Karasu Gökçe-Serap Yüzgüller, Hayalperest Kitap, 2016, 383 s.

Resim Nasıl Okunur, eski ustalardan dersler, İtalyan, Hollandalı, Alman ve İspanyol ustaların yaptığı yüzlerce resimsel tasvirin şifresini çözerek çiçekler, bitkiler, yiyecekler ve hayvanlar gibi sıradan betimlerin anlamlarını kavramaya ilişkin ipuçları sunuyor ve benzer sembolleri, temaları içeren başka resimlerle karşılaştırmalı bir okuma gerçekleştiriyor. Bir sanat tarihçisinin bakış açısını kolay anlaşılır anekdotlarla sunacak şekilde tasarlanan bu kitap, eski ustalar hakkında her zaman el altında bulunması istenen bir kılavuz olma niteliği taşıyor. Okura, Batı sanatının en tanınmış ve en çok görülen resimleri karşısında tümüyle yeni bir deneyim edinme imkânı sunmayı hedefliyor.

Gündelik Hayat Eleştirileri

– Michael Gardiner, Çev. Deniz Özçetin, Babacan Taşdemir, Heretik Yayıncılık, 2016, 312 s.

Michael Gardiner, bu çalışmasında, gündelik deneyimlerin sınırlı bir tasviriyle yetinmeyip sadece, gündelik hayatın dayattığı sınırların ama aynı zamanda sunduğu özgürleşme fırsatlarının da izini süren bir karşı-gelenek içerisinde konumlanarak, gündelik yaşam dünyasının layıkıyla kavranışını gerçekten eleştirel ve dönüştürücü bir bilginin doğuşuyla eşleştirmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede, mevzubahis karşı geleneğin en önemli figürleri Gardiner’in tasnifi ve analizleri ışığında okuyucuyla buluşuyor.

Yeni Başlayanlar İçin Yunan Felsefesi

– Axel Cherniavsky, Pablo Sapia Çev. Cem Tüzün, Habitus Kitap, 2016, 176 s.

İnsanın dünya ve hayat hakkındaki düşünceleri anlama çabası insanlığın başlangıcından itibaren söz konusu olsa da, felsefenin doğuşu, koşullarda, yöntemlerde, dünyayı ve insanı açıklama biçiminde bize sistematik ve rasyonel bir düşünce sunar. Yeni Başlayanlar İçin Yunan Felsefesi kitabı, Platon’dan Aristoteles’e, Sofistler’den Stoacılar’a düşünme biçimleri ve hareket alanlarına kadar, Yunan Felsefesi hakkında temel bilgiler vermeyi hedefliyor.

Türkiye’de Sol ve Ordu (1960-1971)

– Özgür Mutlu Ulus, İletişim Yayınları, 2016, 408 s.

Özgür Mutlu Ulus, bu kapsamlı çalışmasında, 1960-1971 yılları arasında siyaset sahnesinde yer alan sol hareketlerin orduya ve cuntacılığa yaklaşımlarını incelerken, aralarındaki teorik tartışmalara da yer ayırıyor; orduya bakışın sol çevrelerin siyasi anlayış ve pratiklerini belirleyen temel unsurlardan biri olduğunu ileri sürüyor. Dönemin sol hareketlerine dair sunduğu panorama, sosyalist çevrelerden isimlerle yaptığı görüşmeleri de içeriyor.

Sosyoloji Nedir?
– Norbert Elias, Olvido Yayıncılık, 2016, 312 s.

20. yüzyılın sosyolog ve düşünürlerinden olan Norbert Elias için henüz lise öğrencisi iken katıldığı I. Dünya Savaşı her şeyi değiştirmiş; savaş Elias’ı dehşete düşürmekle kalmamış; onu birey, toplum, devlet ve bunlar arasındaki ilişkileri, bu ilişkileri yöneten dinamikleri incelemeye yönlendirmiş. Sosyolojiyi esas itibariyle “süreç” kavramı üzerinde temellendiren Elias, tüm toplumsal ve bireysel dönüşümleri birer süreç olarak tanımlıyor ve böylece “süreç sosyolojisi”nin temellerini atıyor. Toplumsal ve bireysel değişimleri, dönüşümleri bu süreç ve -yine kendi kurduğu-figürasyon metodu ile çözümleyen Norbert Elias’ın tüm argümanlarını ve düşüncelerini barındıran Sosyoloji Nedir?, sosyoloji disiplininin Türkçede bugüne dek eksik kalmış temel kitaplarından biri.

Heidegger’in Kulübesi

– Adam Sharr, Dergah Yayınları, 2016, 180 s.

Oturma ve yer üzerine yazıları ile Heidegger’in çalışmaları filozoflar ve felsefe öğrencilerinin yanı sıra birtakım mimarlar ve mimar yazarlar için de önem kazanmıştır. Yazar  Heidegger’in çalışmalarında yer (kulübe) ve düşünme şekli arasındaki etkileşimin gerçekleştiği bağı ve bu bağın, artık izi sürülemez olan bazı düşünsel patikalarını Heidegger için açmış olabileceğini düşünüyor. Bu anlamda Heidegger’in Todtnauberg’deki kulübesinin, mimari olduğu kadar felsefi de bir olay olduğu kanısında. Kitap, mimarları felsefe tarafından, filozofları da mimarlık tarafından yönlendirilmiş olarak düşünmeye davet edeceği iddiasıyla kaleme alınmış.